VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Şubat 2015 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Uykusuz her gece
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Uykusuz her gece

Ayça Güçlüten ilk romanı “Uykusuz”da Levent’in hikayesi üzerinden mutluluğu bir kurgu gibi algılayan ve bir türlü bu tasarıya ulaşamayan insanların çaresizliklerini anlatıyor.





Uykusuz” için modern bir kent hayatı eleştirisi diyebilir miyiz?

Böyle de denebilir, evet. Ya da belki böylesi kurala ve materyale bağımlı yaşamların içinde boğulan bir adamın hem patlayışı, hem de çığlıdır. Travmaların günbegün arttığı toplumlarda yaşanan kırılmalar, bireysel hayatı derinden yaralıyor. Acı fazlasıyla birikiyor. Ve nihayetinde kaçınılmaz bir dönüşüm yaşanıyor. Plan ve kontrol gitgide belirsiz, bir o kadar da tekinsiz bir sona doğru sürüklüyor kent insanını. Steril yaşamlarımızda ıskaladıklarımız bizi bir gün ense kökümüzde sorguya çekecekler. Hatta çekiyorlar bile. Bu yüzden ıstırap verici yüzleşmeler içindeyiz.

Kahramanınız Levent’i nasıl tanımlarsınız? Kimi ve neyi temsil ediyor?

Levent, kendi sonunu kendi hazırlamayı önce bilmeden, ama zamanla son derece istekli ve bilinçli şekilde kurgulayan sıradan bir insan. Gerçeğe bağımlılık derecesinde, kaskatı bir kuralcılıkla tutunmaktan vazgeçerek biraz da mecbur kalarak gerçeküstü bir dünyada aslını arayan bir kimlik. Arayışlarını ve rutinle mekanik ilişkisini sonlandırma cesaretiyle belki de sıradanlığın kahramanıdır. Yön değiştirerek, huzursuz ruhunu kabullenerek kendine iki ayrı dünyada bir hayat inşa edebilmişse bence başarmıştır da kahraman olmayı.

Kitabın adı olan “Uykusuz” günümüzün büyük bir sorununun, uykusuzluğun altını çiziyor. Uyku ve uykusuzluk halini nasıl tanımlarsınız?

Yaşama ve ölüme kafa tutma halleri uyku ve uykusuzluk benim için. İnsan ölümlüdür, her canlı gibi. Hiçbir canlıdan da üstün değildir. Oysa tam aksini zanneder ve bu sanrısıyla debelenir durur. Bu yüzden de ruhu ve benliği çürümeye mahkumdur. Biz uyuyarak kendimizi bulabilmekten korkuyoruz belki de. Başarma korkusudur belki bu. “Sonunda anladım,” demekten korkuyoruz. Neyin gerçek, neyin rüya olduğunu aslında hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Bu nedenle zaten kısa olan hayatı uyuyarak harcamak neden? Bence uyumamak ve sayıklamak en güzeli. Günümüzde uykusuzların artması bence bir soruna değil, bir kurtuluş ümidine, uyanışa işaret ediyor olabilir.

“Mutsuzluğunuz sizi meşhur etmişti.” Roman boyunca mutluluk ve yalnızlık birbirinin alternatifi gösteriliyor. Dahası sahiciliğin de... Sahici bir mutluluk mümkün değil mi?

Bence mutluluk bir kurgu, insanoğlunun yarattığı en başarılı ve popülerlik kazanmış bir oyun. Huzur, aşk, güzel bir ev, iyi bir eş, başarılı bir kariyer, dolgun maaş, boy boy çocuklar, sağlıklı ve formda bir vücut vesaire. Planlı ve kontrollü adımlarla gidildiğinde sonucunda hemen mutluluk beklentisi var insanın. Ve beklentinin olduğu yerde sahicilik barınamaz gibi geliyor bana. Bir sebeple, itici bir güçle doğabiliyor mutluluk. Romanda ‘mutluluk paketi’nde olması gereken her şeye sahip ama dibine kadar mutsuz insanlar var. Ve evet, bu insanlar yalnız da. Çünkü gerçek bu. Herkes yalnızdır, her birimiz. Ama yalnızlık, mutsuzluk anlamına da gelmiyor. Sahici bir mutluluk mümkün değil mi? Bence süreklilik, devamlılık beklemezsek mümkün. Sebebe bağlamadan iyi hissetmeyi başarıyorsak daha ne olsun? Mutsuzlara gelince, onlar daima dikkat çekicidirler ve çok konuşulurlar. Onların sayesinde varoluşu sorguluyoruz.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163