VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Var olmak için erkek olan kızlar
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Var olmak için erkek olan kızlar

İsviçreli gazeteci Jenny Nordberg’in Afganistan’daki beş yıllık araştırmasının ürünü olan “Kabil’in Gizli Kızları”, erkek çocuğu gibi büyütülen Afgan kızlarının bilinmeyen hikâyesini dünyaya duyuruyor. Kişisel tanıklıklarla zenginleşen kitap Afganistan’daki kadınların yaşamına ezber bozan bir bakış sunuyor.

MİNE AKVERDİ DENKTAŞ



Ödüllü gazeteci Jenny Nordberg, 2009 yılında Afgan kadınları hakkında haber yapmak için Afganistan’a seyahat ederken daha önce görüp duymadığı çarpıcı bir olguyla karşılaşacağını hiç bilmiyordu. Ülkenin yeni kurulan meclisinde bir kadın milletvekili olarak dikkat çeken Azita’nın evine röportaja gittiğinde evin küçük oğlu, altı yaşındaki Mehran, dar kırmızı kot gömlek ve mavi pantolonuyla kendinden emin adımlarla, kasıla kasıla odaya girip oyuncak silahını Nordberg’in yüzüne doğrultarak “piyuv!” diye onu selamlamıştı. O sırada küçük oğlanın annesinden duyduğu şu sözlerse Nordberg’in inanılmaz gazetecilik macerasını başlatıyordu: “En küçüğümün aynı zamanda bir kız olduğunu biliyorsun, değil mi? Onu erkek gibi giydiriyoruz.”

Zira konuyu biraz araştırınca Nordberg küçük Mehran’ın erkek giysileri giydirilip tıpkı bir erkek çocuğu gibi büyütülen tek Afgan kızı olmadığını öğrendi. Bu, kökleri yüzyıllar öncesine dayanan ama toplum nezdinde hiç dillendirilmeyen gizli bir gelenekti!
Nordberg olayı şöyle anlatıyor kitabında: “Afganistan gibi bir ülkede başarı ve itibar için en az bir oğul sahibi olmak zorunlu. Oğulsuz bir aile eksik ve zayıf görülüyor. Oğlunun olmaması Azita’nın bir siyasetçi olarak da önünde bir engeldi. Bu yüzden aile dört kızın en küçüğünü dört yaşındayken oğlana çevirmeye karar vermişti.(...) Tek gereken bir saç kesimi, çarşıdan bir çift pantolon ve sırtında ‘süperstar’ yazan bir kot gömlekti. Azita’nın ailesi tek bir öğleden sonrada dört kız çocuklu olmaktan üç küçük kız çocuk ve dik saçlı bir oğlanla kutsanmış bir aileye dönüştü.”
Nordberg “Mehran babası için bir gurur kaynağı. Yeni rolüne iyi uyum sağlamış görünüyor. Her fırsatta çevresindekilere erkek olduğunu söylüyor. Dikiş dikmek ve oyuncak bebekle oynamak yerine bisiklete biniyor, futbol oynuyor ve koşuyor. Öğretmeni Bayan Momand’a göre onu dış görünüşüyle ya da tavırlarıyla diğer erkeklerden ayırmak mümkün değil,” diyor.

Mehran’ın yeni statüsü kız kardeşlerine özgürlük sağlıyor, kızlar eğer Mehran yanlarındaysa evden çıkabiliyor, çocuk parkına gidebiliyor. Azita bunun küçük oğlu/kızını da özgürleştireceğini düşünüyor: “En küçüğüme yaşamın öteki tarafta nasıl olduğunu göstermek istedim,” diyor; “Yaşamda uçurtma uçurmak, hızla koşmak, kendinden geçercesine gülmek, ağaca tırmanmak gibi şeylerin de olduğunu. İnsanların gözlerinin içine bakmak. Korkusuzca konuşmak, sözünün dinlenmesi ve hiç kimsenin giydiğin kıyafetleri sorgulamaması. Bir Afgan kızı bunların hiçbirini yapamaz.”

Bu gizli geleneği araştırmak için kolları sıvayan Nordberg yavaş yavaş benzer örneklere ulaşmış: “Afganların çoğu erkek çocuk gibi yetiştirilen bir kız çocuğu olan eski bir komşu, akraba, çalışma arkadaşı ya da sülaledeki birini gerçekten de hatırlıyordu...” Güven kazanıp çevresini genişlettikçe çok daha fazlasına ulaşmış ve hatta bu kızlara bir isim verildiğini bile öğrenmiş: “Oğlan ya da kız olmayan çocuklara konuşma dilinde ‘bacha posh’ deniyor. Afgan Farsçasında tam olarak ‘erkek çocuğu kılığında’ anlamına geliyor.”

Nordberg’e göre ailelerin zengin, yoksul, eğitimli, eğitimsiz, Peştu, Tacik, Hazara ya da Türkmen olmasının bir önemi yok. Bu kızların tek ortak noktası, mutlaka oğlan çocuk talep eden Afgan toplumunda yaşamaları ve bir oğula ihtiyaç duymaları. Mehran gibi üst ya da orta sınıf ailelere mensup olanlar genelde ailelerinin prestij ve şeref simgeleri olmaları için ‘bacha posh’ yapılıyor. Yoksul ailelerde ise eve para getirmek ve ailenin geçimine yardım etmek göreviyle erkek kılığına sokuluyorlar. Bazen aileye güvenlik sağlamak için bazen de çocuğun eğitim alabilmesi için...

Sayıları bilinmiyor
“Afganistan’da cinsiyet ve güç birdir,” diyerek özetliyor durumu Nordberg, “Bir pantolon, saç kesimi ve doğru yürüyüşle bir genç kız normalde sahip olmaması gereken her şeye erişebilir.” Peki Afganistan’da kaç tane ‘bacha posh’ çocuk var? “Kimse bilmiyor,” diyor Nordberg ve ekliyor: “Bu çocuklar azınlıkta ama ülkenin her yerindeki köylerde onları görmek ‘olağan’ bir şey. Her okulda genellikle bir iki tane var. Küçük dükkânlarda yardımcı olarak çalışan bir tane sıklıkla oluyor. Sağlık çalışanları da onları kliniklerde, bir anneye ya da kız kardeşe eşlik ederken gördüklerini söylüyor.” Toplumun görmezden geldiği bu kızlar çoğunlukla bu ödünç statüden keyif alıyor. Erkeklik statüsü ödünç çünkü bacha posh’lar genellikle ergenlik çağında tekrar kıza dönüştürülüyor ve mahcup, sessiz genç kadınlar olmaları öğretiliyor. Çoğu, dönüşme zamanı geldiğinde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor çünkü sokaklarda özgürce gezdikleri, giysilerine ve hareketlerine kimsenin karışmadığı, başları dik ve özgüvenli bir şekilde yürüdükleri, çevrelerinden saygı gördükleri ve sözlerinin dinlendiği bir hayattan vazgeçmek zorunda kalıyorlar. “Afgan kadınları, erkeklerle kadınlar arasındaki farkı genelde tek bir sözcükle tasvir ediyorlar: Özgürlük,” diyen Nordberg “Kabil’in Gizli Kızları” kitabında iş, aş ve saygınlık için bir süreliğine erkek olan Afgan kızlarının ödünç özgür yaşamlarına bir pencere açıyor ve Afganistan’daki ‘bacha posh’ların hikâyelerini tüm dünyaya anlatıyor.


Zehra: Bir erkek Fatma
Zehra’nın -namıdiğer Samir- yürüyüşü sanki bacaklarının arasında bir şey varmış gibi abartılı ve hantal. Büyük beden kapüşonlu gömlek, kot pantolon ve parmak arası terliklerle yüksek, gergin omuzları ve başparmakları ceplerine asılı duran elleriyle geniş adımlar atarak yürüyor. Gücünün dış görünüşünde olduğunu biliyor ve yürüyüşü biraz tavırlı, tipik bir delikanlı olduğunu başarıyla vurguluyor. Bu küçük maskeleme topluma karşı bir meydan okuma teşkil ediyor. Zehra bizi gülümseyerek selamlamadığı gibi Afgan kızlarının çoğunda yerleşmiş bir dürtüyle başını da eğmiyor. Korkmuyor, dimdik gözlerimin içine bakıyor, bir eli kalçasında. Hem neden bakmasın ki? Onun dış görünüşü egemen cinsiyetten, benimki değil. Zehra iki yaşına varmadan ailenin oğlu olmuş. Altı yaşına geldiğinde kendi saçlarını kesmeye teşebbüs etmiş, diğer kızlarla oynamayı reddetmiş. Zehra on beş yaşında erkek kılığında yaşamaya devam ederek yavaş yavaş tehlikeli bir alana doğru yaklaşmakta. Ama Zehra kendisini bildi bileli bir oğlan gibi yaşamış ve değişmeye de hiç niyeti yok. Hiçbir zaman bir Afgan kadını olmak istemiyor. “Onlar daima erkeklere mahkûm ve onların sultasında olan ikinci sınıf vatandaşlar,” diye açıklıyor bana, “Neden onlardan biri olmak isteyeyim ki?”



Paylaş