VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Nisan 2012 Pazar | Anasayfa > Haberler > Vatandaşlarıma acizane tavsiye ederim ki, Allah için hiçbir vakit konsolid oynamasınlar!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Vatandaşlarıma acizane tavsiye ederim ki, Allah için hiçbir vakit konsolid oynamasınlar!

Abidin Paşa’nın kaleme aldığı “Hava Oyunları: Osmanlı Borsasında Finansal İşlemler” ilginç bir tarih kitabı.

Ali Ağaoğlu

Vatan Kitap’ı hazırlayan Buket Aşçı’dan bir telefon gelmesiyle başladı aslında bu yazı. İstanbul Borsası’nın ilk başkanı (komiseri) Abidin Bey (daha sonra Paşa olmuş) tarafından 1974 yılında yazılmış “Konsolidenin Hava Oyunları” yla Sair Muamelât Hakkında Müstakraat-ı Maliyeye Dair Risaledir” adlı eserinin günümüz Türkçe’sine “yakınlaştırılmış” kitabı “Hava Oyunları” başlığıyla yayınlanmış!
Ekinciler Yatırım Menkul Değerler tarafından desteklenen, Dr. Celali Yılmaz tarafından yayına hazırlanan ve Scala Yayıncılık tarafından basılan eser, Buket Aşçı’nın telefonu olmasaydı belki de hiç dikkatimi çekmeyecekti. İyi ki de aramış beni.
O dönem hakkında ilginç bilgileri içeren kitap, “hava oyunları” tabir edilen, dönemin “türev ürünleri”, günlük işlemlerin ve takasın nasıl yürütüldüğü konusunda detaylı bilgiler veriyor. Günümüze intikal eden “havasını almak” deyiminin o günlerden kalma olduğu anlaşılıyor.
BORSA MECLİSİ
Abidin Bey, Devlet-i Aliyye’de (Osmanlı İmparatorluğu’nda) değişik görevlerde bulunmuş bir kişi. Borsa Komiserliği’ne (bugünün borsa başkanı) atandığında İstanbul’da değil modern anlamda, o günün koşullarında bile düzenli bir borsa yokmuş. Ağırlıklı olarak levantenlerin işlem yaptığı, kontrol ettiği ağırlıklı olarak “fonda” (devletlerin düzenli borçlanmalarına o dönem verilen ad) olarak tabir edilen, Osmanlı’nın borçlanmalarının da “konsolide-konsolid” olarak tabir edildiği borç senetlerinin işlem gördüğü bir mekan varmış. Abidin Bey’in komiserliğini yürüttüğü çalışmalar sonrasında Mekteb-i Sanayi bünyesinde “Komisyon” adlı handa 12.88x19.20 metre ölçülerinde bir borsa oluşturulmuş.
O günün borsasında devlet tarafından atanmış bir komiser ile, borsa üyelerinden seçilmiş 20 kişiden oluşan bir meclis varmış ve bu meclis “borsayı” yönetirmiş. Bu 21 kişi içinde yabancıların da olduğu göz önüne alındığında o günlerdeki İstanbul borsasının “globalleşmiş” ve oldukça demokratik bir yapısı olduğu anlaşılıyor. İşlemlerdeki anlaşmazlıklar; mahkemelerce değil, bu meclis içinden oluşturulan 7 kişilik bir “komisyon” tarafından çözülüyormuş!
1870’lerin borsasında üç sınıf “esnaf” varmış: Mübâyaacı, oyuncu, tellal. 600 kişiyi (o günlerde borsa üye sayısı hayli kabarıkmış) bulan bu “esnaflardan” mübâyaacılar senede 5, oyuncu (bugünkü anlamıyla spekülatör) ve tellâlar senede 2’şer Osmanlı lirası devlete resm (vergi) verirlermiş. Mübâyaacıların ikişer de “uşakları” varmış ki bu uşaklar “takas” işlemleri sırasında hayati rol oynuyorlarmış. Mübâyaacılar bugünkü aracı kurumları, tellâl ise bugünkü broker’lara karşı geliyor denebilir.
O günlerin İstanbul borsasının; bir çok borsa ve finansal piyasada olduğu gibi; belli bir jargonu, bir dizi de kuralı varmış. Abidin bey bunlara “risalesinin” ilk bölümünde detaylarıyla değinmiş.
BAHŞİŞ VE OPSİYON
Bu eserin asıl etkileyici kısmı; neredeyse 150 yıl kadar önce İstanbul Borsası’nda yapılan türev işlemler oldu. Bu günlerde “türev” işlemlerler olarak adlandırılan işlemler o günlerde “hava oyunları” olarak anılıyormuş. Günümüz finansal piyasalarında yapılan vadeli sözleşmelerin (futures), opsiyonların, kaldıraçlı işlemlerin o günlerde yapılıyor olması hayli ilgi çekici. Abidin Bey konsolid (Devlet-i Aliyye’nin değişik tipteki iç borçlanma senetlerini yeniden yapılandırırken çıkardığı yeni menkul kıymetler konsolidasyon sonrası verilen yeni iç borçlanma senetlerinin adı) üzerinden yapılan türev işlem türlerini (hava oyunlarını); almak, satmak, bahşiş, setilanc, duble,repor, depor ve arbitraj olarak sınıflamış! Almak ve satmak bugünkü anlamda vadeli kontratlara (futures) denk geliyor. Bahşiş ise doğrudan “opsiyona” denk geliyor. Bir prim (bahşiş) ödeniyor ve bir “hak” satın alınıyor. Her ayın 15’inde ve sonunda, cumartesi günleri; “Likidasyon” denilen bir tür “netleştirme” yapılıyor. Piyasadaki fixing (fiyat sabitlemesine) göre eldeki haklar netleştiriliyor, almış/satmış olanlar birbirine “farkları” ödüyorlar. Setilanc ise bir tür “cap & collar” işlemi. Alt ve üst fiyatlar var, bu fiyatlar için çift yönlü “bahşiş” ödeniyor. Bu bantların dışına çıkılırsa opsiyon hakları kullanılarak (ya da kullanılmayarak) kazanç elde edilmeye çalışıyor. Duble alan, ya da satana esas beklentisi yönünde çift katı işlem yapma (beklentisinin tersi gerçekleştiğinde ise bir katı ile işlemi sınırladadığı) imkânı tanıyan bir işlem türü. Repor ve Depor ise “likidasyon” günü taahhütlerini yerine getirmeyen, ya da getiremeyenler için ek faiz ödeyerek/alarak vade uzatımı (repo-ters repo) hakkı/şansı tanıyor bir işlem türü. O günlerde Osmanlı borçlanma senetleri sadece İstanbul Borsası’nda değil, Paris, Londra, Viyana gibi; bilgilerin telgrafla ulaştırıldığı bir dönemde; İstanbul ile bu; merkezler arasında işlem yapılmasına da “arbitraj” deniyor. Abidin bey, arbitraj işlemi yapacak olanların mali kapasitelerinin yüksek, ilgili merkezlerde yakın akraba kadar güvenilebilecek kişilerin olması gerektiğini yazıyor.
Kitapta “Uşaklar” aracılığıyla hava oyunlarının “takasının” da nasıl yapıldığı da ele alınmış. Bugünkü anlamda “Netleştirmenin” esas olduğu takas tamamen “manuel” olarak yapılıyor ki nasıl olduğunu anlamak için mutlaka kitaba bir göz atmakta fayda var!
Abidin Bey’in risalesinde “hava oyunları” ile ilgili kişisel tavsiyeleri ise kitabın en çarpıcı bölümü. 600 kadar “esnafın” ve özellikle de büyük oyuncuların piyasaları nasıl “manipüle” ettiğini anlatan ve “hava oyunlarının” ne denli tehlikeli olabileceğine değinen yazar, kitabın ilk bölümünün sonunda “Özetle, bütün vatandaşıma acizane tavsiye ederim ki, Allah için hiçbir vakit konsolid oynamasınlar! Nakitleri var ise, aynen (bononun kendisini) alıp, altı ayda bir faizini alırlar. Bu cihete diyecek yok. Lakin havasını oynadı mı, zarar etmek, harab olmak, emr-i mukarrerdir (kaçınılmazdır) !” diyor! Bir borsa başkanının böylesi bir yorum yapması ilginç!
Kitabın ikinci bölümü 1875’teki moratoryuma kadar olan dönemdeki var olan tüm Osmanlı borçlanmasının dökümü yer alıyor. Günümüzden çok farklı tekniklerle yapılıyormuş o günkü borçlanmalar! Çok ilginç detaylara geniş yer verilmiş.
Detaylı ve özenli bir “çevrim yazı” (eski Türkçe’den, yeni Türkçe’ye) ile günümüze “getirilmiş” bu eser için çalışanların hepsinin eline sağlık.

Paylaş