VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Şubat 2011 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > VATANKİTAP YAZARLARINDAN ATOM DAMALI “OSMANLI SİKKELERİ TARİHİ” KİTABININ 3. CİLDİNİ TAMAMLADI
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

VATANKİTAP YAZARLARINDAN ATOM DAMALI “OSMANLI SİKKELERİ TARİHİ” KİTABININ 3. CİLDİNİ TAMAMLADI

Sekiz ciltte tamamlanacak olan “Osmanlı Sikkeleri Tarihi”nin sürprizlerle dolu uzun yolculuğu devam ediyor...

Buket Aşçı

“Osmanlı Sikkeleri Tarihi” kitabınızın ikinci cildi olduğu gibi Kanuni Sultan Süleyman döneminde basılan paralara ayrılmış. “Muhteşem Yüzyıl” isimli TV dizisi ile Osmanlı tarihi özellikle de 16. yüzyıl çok gündemde. Bu yüzden sormak isterim; nedir bu muhteşem yüzyıl? Ne zaman başlar, ne zaman biter?

Sultan Bayezit ile başlar. Sultan Bayezit, Fatih’ten sonra geldiği için onun gölgesinde fazla kalmış bir sultan. Çünkü çok başarılı bir babası var; İstanbul’u fethetmiş, muazzam reformlar yapmış, dünyanın ilk çevre mevzuatını uygulamış, Haliç’in kirlenmesini engellemek için kararlar almış... Oysa Bayezıt da onun yaptığı idari reformlar için çok ciddi bir altyapı oluşturmuştur. Beyazıt’ı devirerek tahta geçen Yavuz Sultan Selim’in de muazzam fetih hareketleri vardır. Meşhur Çaldıran Savaşı, Safevi Zaferi, sonra Şam’ı, Halep’i ve Mısır’ı fethi. Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları çok ciddi genişliyor. Sonra Muhteşem Sultan Süleyman’ı görüyoruz. İkinci cildimizin paraları tamamen Kanuni’nin paralarına atfedilmişti.

Neden?

Çünkü 46 yıl süren saltanatı sırasında altın, gümüş bakır olmak üzere bastırdığı binin üzerinde parayla Osmanlı paraları arasında önemli bir yeri var. Ancak burada büyük fetihler yapmış olan Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman’ın Osmanlı ekonomisini ve bütçesini beklenmedik şekilde büyüttüğünü de belirtmek gerek. İmparatorluğun bu çok hızlı büyümenin altından hem toprak, hem bütçe olarak kalkabilmesi de hiç kolay değildi. Bu yüzden Kanuni Sultan Süleyman’ın son dönemlerinde devlet yöntemiyle ilgili ciddi sorunlar ortaya çıkmaya başlar.

Şöyle bir görüş var değil mi: Osmanlı İmparatorluğu, gerileme sinyallerini Kanuni dönemine vermeye başladı?

İlk sinyallerin Kanuni döneminde ortaya çıktığı muhakkak... Örneğin Osmanlı’nın muhteşem yüzyılındaki bütçeler... Yavuz Sultan Selim döneminde takriben üç yüz milyon akçelik bir bütçesi vardı imparatorluğun. Daha doğrusu 300 milyon akçelik bir geliri... Buna karşılık gideri de 220 milyon akçeydi. Yani yüzde 40 civarında bir bütçenin fazlası söz konusu. Neye rağmen? Camilerin, medreselerin yapıldığı bir dönem. Yani devlet yatırımları yapılmasına rağmen... Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise bu yardımlar daha da artıyor ve takriben bütçenin yarısından fazlası haline geliyor. Kanuni’nin son yıllarına geldiğimizde (savaşları da dikkate alırsak) Osmanlı bütçesi neredeyse denk bütçe haline geliyor. Gelir ve gider birbirine eşitleniyor. 1580’lerde Selim 2 döneminde de ilk defa bütçe açığı ortaya çıkıyor. Yani Kanuni’den sonra gelen Selim 2, döneminde Osmanlı’nın durumu çok muhteşem değil, hatta tehlikeli... Ama daha da tehlikeli olan, Murat 3 dönemi... Çünkü bu dönemin sonunda devletin 350 bin akçe gelirine karşılık 700 bin akçelik gideri var.

Yani o günden bugüne belimizi doğrultamıyoruz...

Evet çünkü yüzde 100 bir bütçe açığı söz konusu! Gelirin iki misli gider! Bütün bu sinyaller de aslında Kanuni Sultan Süleyman’ın son dönemlerinde görülmeye başlanıyor.

Peki bu sinyalleri görmek için nerelere bakmak gerek?
Bunu nereden görüyoruz? Kanuni Sultan Süleyman’ın son yılında, 1565’te tüm eyalet valilerine ve tüm kadılara yolladığı çok önemli bir ferman vardır. Bu fermanda devlet ricalinin değişik şehirlerde çalışan bürokratların halka artık zulüm yapmamaları gerektiği söylenir. Demek ki, yüzlerce şikayet mektubu, arzuhaller gelmiş İstanbul’a. Bütün kadılara bilirkişileri, şahitleri çok dikkatli seçmeleri, artık hatalı karar vermemeleri gerektiğini söylüyor. Yani, adalet sisteminde yavaş yavaş bir kokuşma başlamış. Bunlar da Osmanlı’nın genişlemesinin artık durmaya başladığının sinyalleri demek. Nitekim “Osmanlı Sikkeleri Tarihi” kitabının yeni çıkan 3. cildindeki Selim 2 ve Murat 3’ü kapsayan dönem Osmanlı’nın zor durumlarla karşılaşmaya başladığı dönemler.

PARANIN AYARI DÜŞÜYOR

Bu değişim Osmanlı paralarına nasıl yansıyor. İlk fark edilen şey ne?
Paraların boyutları küçülüyor. 1870’lerde yeterli maden yok. 200 milyon akçe üretmelisiniz ancak elinizde o kadar gümüş yok. O zaman gümüşün ağırlığı düşürülüyor. Sultan Murat 3, kısa saltanatı süresince üç kere bunu yapıyor yani paranın ayarını düşürüyor. Ve 100 dirhem gümüşten 450 akçe üretilirken Murat 3’ün son yıllarında 100’den 900 akçe üretilir hale geliyor. Yani yüzde yüz bir ağırlık kaybı söz konusu. Bu da halkın mutsuzluğu, yeniçerilerin memnun olmaması, başka işlerle uğraşmaları, başka yerden gelir temin etmeye başlamaları anlamına geliyor.
Peki Kanuni Dönemi’ne dönersek... Onun paraları muhteşem miydi? Ve neden böyleydi?
Aynı anda 63 darphaneyi yönetebilen bir sultandı Kanuni. Bu çok büyük bir güç göstergesi. Madenin olduğu yerlerde darphaneler açılıyor. Ve halkın elinde olan madenler darphaneye götürülerek para haline getiriliyor. Ayrıca mesela Venedik’le yapılan alışverişte kullanılan altın ve gümüşler de buralara getiriliyor ve Osmanlı parası haline getiriliyordu. Bunun gibi 63 değişik noktada, Anadolu’da, Balkanlarda, Doğu Anadolu’da ve Ortadoğu coğrafyasına yayılmış, bunu yapabilmek de büyük bir güç demekti.

Mesela denetim gücü?
Evet, çünkü Kanuni dönemindeki paraların gümüşü de altını da tamdır. Hiçbir ayar noksanı yoktur. Bu da 63 noktanın her birinde devlet otoritesinin tam olduğunu gösterir. Kanuni’nin muhteşemliği de buradan geliyor. Bu Kanuni’nin adalet hissiyatını da gösteriyor. Herkese adil ve eşit davrandığını...
Nasıl bir adalet bu?
Bunun örneğini nerede veririz? Yine ekonomik. Yavuz Sultan Selim, İran’ın belirli şehirlerini fethettikten, Safeviler’den aldıktan sonra, Safeviler’e karşı kinini yok edemez. İran’dan gelen ipeğin ticaretini bile engeller. Kanuni’nin gelir gelmez yaptığı ilk düzenlemelerden biri normal ipek ticaretine dönmek olur. Çinliler ile İranlıların ticaret yapmasına izin verir. Böylece artan ticaretle daha fazla altın ve gümüş Osmanlı sınırlarından girer ve böylece daha fazla para basılabilir olur ve bütçe genişler. Kanuni vizyoner olarak da muhteşem sıfatını hak eden bir sultan. Mesela onun döneminde çok büyük anıtlar, camiler yapılmıştır.
Heykeller yıktırmış mı?
(Gülüyor) Yıkılacak heykeli yokmuş! Ama Mimar Sinan gibi bir sanatçıyı desteklemiş. Muazzam eserler yaratmasına olanaklar yaratmış. Hâlâ onlarca deprem geçirmiş olmasına rağmen Sinan’ın eseri zarar görmemiştir.

MODERN DARPHANEYİ İLK KEZ 4. MEHMET KURDU

“Osmanlı Sikkeleri Tarihi”nin üçüncü cildi bitti. Peki bu dönemde neler
görüyoruz?
Osmanlı’nın yavaş yavaş zor döneme girdiğini... Sikkelerin Selim 2 ve Murat 3’ te, küçülmeye başladığını.... En belirgin özellik bu... Ayrıca da 63 değişik darphanede basılan paranın yavaş yavaş azaldığını ve sayılarının 50’ye düştüğünü... Kanuni Dönemi’nde, sadece o dönemde para basan 78 değişik darphanenin Selim 2’nin ardından çalışmadığını da görüyoruz.

2.cilt tamamen Kanuni’ye ayrılmıştı. 3. ciltte ise iki padişah var? Bu bile sorunların başladığının bir göstergesi.
Evet, ciltlerin numaraları büyüdükçe içerdiği sultanların sayısı da üçer, beşer artıyor. Tek cildi kaplayan tek sultan var, o da; Kanuni!
Sekiz cilde yayılacak olan “Osmanlı Sikkeleri Tarihi” için geniş bir coğrafyaya yayılan yolculuklar yapıyorsunuz. ABD’den Mısır’a kadar pek çok ülkede yer alan müzelerdeki Osmanlı sikkelerini inceliyorsunuz. Yani müzelerin yapılarına ilişkin pek çok bilinmeyen bilgiye sahipsiniz..
Osmanlı Sikkeleri, uluslararası ticarette kullanıldığı, imparatorluk üç kıtaya yayıldığı için Akdeniz’de, Karadeniz’de, Hint Denizi’nde, Basra Körfezi’nde ticaret yapan tüm gemilerin kullandığı bir para birimi. Bu nedenden dolayı; bütün dünyaya yayılmış. Örneğin, Rus müzelerine baktığımız zaman, Ermitaj ve Moskova Müzesi’ne, Kafkaslarda Osmanlı paralarından çok önemli örnekler görürüz. Nahcivan, Şirvan, Tebriz, Revan gibi Doğu Anadolu ve İran coğrafyasında da... Hatta Türkiye’de bile olmayan paralar... Bahreyn’de de incelemelerimiz oldu, Bahreyn Milli Müzesi’nde, dünyanın hiçbir yerinde olmayan Basra darplı Osmanlı paraları gördük. Türkiye’de dahi Basra damgalı paraları hiçbir müzede bulmayız.
Bu ne demek?
Osmanlı, Basra’yı fethettiği zaman orada Osmanlı parası basıyor. Bu paralar kullanım yeri belirli olduğu için Basra bölgesinde kalmış .
Sadece belli bir bölgede kullanılabilen para basımı... Bu çok ilginç değil mi? Bir ülkenin kullandığı para birimi resmidir ve bellidir. Bunun anlamı ne?
Osmanlı ekonomisinde belli para bölgeleri vardı. Örneğin, Balkanlar’da ve Batı Anadolu’da her zaman darp edilen para birimi akçedir ve 1 gram ağırlığındadır. Doğu Anadolu’ya gidince ise akçe görülmez. Orada 45 gramlık dirhemler görürüz. Bu şunu gösterir: Osmanlı İmparatorluğu merkeziyetçi olmasına rağmen bölgelere ekonomik serbesti vermiştir. Bu aynı zamanda dillere, dinerle ve ırklara karşı gösterdiği toleransı ekonomide de gösterdiğini gösteriyor.
Araştırmalarınız sırasında keşifleriniz oldu mu?
Oldu. Öyle parlarla karşılaştık ki Osmanlı Tarihi’ne ilişkin de önemli bilgiler verdi bize. Mesela Osmanlı’da para 400 sene süresince belli bir karışım yapıldıktan sonra alt ve üst kalıpları çekiçle, elle üretilmekteydi. 1600’lerin sonunda yarı otomatik mekanik presler devreye girdi. Tüm Osmanlı nümismatiğinde Süleyman 2 yani 1685 yılları civarında bu preslerin çalışmaya başladığı, modern darphanenin kurulduğu bilgisi vardır. Ne var ki, İngiltere’deki Oxford’da AshmoleanMüzesi’ni gezerken karşılaştığımız bir bilgi bunun Süleyman 2 döneminde değil Mehmet 4 döneminde olduğunu yani 10-15 sene önce başka bir sultan tarafından yapıldığını gösterdi. Benzersiz bir makineyle darp edilmiş bir Mehmet 4 altınıydı bu. Bu paradan Türkiye’de bile yok.

PARALARIN İZİNDE 25’TEN FAZLA MÜZE GEZDİ

Bu kitap için dünya müzelerini geziyorsunuz. Yani sadece paralarla ilgili değil müzelerle ilgili de çok önemli bilgiler ediniyor olmalısınız. Mesela en rahat çalıştığınız müzeler hangileri?
Almanya, Fransa, İngiltere ve ABD müzelerinden inanılmaz destek gördüm. Bu ülkelere gittiğinde kameralarla bezenmiş, kendinizi rahat hissettiğiniz bir ortamda, tüm paraları önünüze getiriyorlar. Bunu getirecek personelleri var. Genç üniversite öğrencileri bunlar. İstediğiniz parayı onların bilgisayar sistemleriyle, kameraları altında inceleyebiliyorsunuz. Bu durum Türkiye de dahil Ortadoğu ülkelerine gittiğinizde tamamen değişiyor. Personel eksikliğinden olsa gerek, Türkiye’deki hiçbir müzede rahat bir şekilde paraları size getirdikleri ve incelemenize fırsat veren bir altyapı yok. Ortadoğu ülkelerine gittikçe bu daha da belirginleşiyor. Kuzey Afrika ülkeleriyle ilişki kurmakta bile zorlanıyorsunuz. Yazılarınızla, hazırladığınız kitap hakkında bilgi veriyorsunuz ama onlardan karşılık alamıyorsunuz. Rus müzelerinde ise inanılmaz bir bürokrasi var. Ermitaj’ la bir buçuk sene yazıştıktan sonra ki artık yazışma çok hızlandı, maillerle günde iki kere yazışıyorduk, Osmanlı paralarının resimlerini almaya daha yeni başlayabildik. Ama 1.5 sene sürse de sonuç, kitaba çok önemli katkılar sağladı.
Kaç müze gezdiniz?
25’in üzerinde uluslararası müzede Osmanlı paralarını inceleme fırsatımız oldu. Şöyle ki: Son 4 ay içinde 7 yurt dışı seyahatim oldu ve bunların altısı kitap içindi.
Keyifli mi?
Çoook! Çünkü bu sayede o ülkeyi insanlarıyla, çalışanlarıyla tanıma fırsatım oluyor. Mesela on gün önce Mısır’daydım, Kahire’de. (Halk hareketinin başlamasından üç-dört gün önce Mısır’dan ayrılmıştım ve hiçbir belirti yoktu olaylara ilişkin.) Mısır’a giderken Mısır Milli Kütüphanesi’ndeki Osmanlı paralarını inceleyebileceğim hakkında en küçük bir ümidim yoktu. Çünkü orada da birçok ülkedeki gibi güçlü bir bürokrasi olacağını düşünüyordum. Ama gördüğüm manzara beni tamamen şaşırttı. Büyük bir mucize hissiyle İstanbul’a döndüm.
Üçüncü ciltte neler okuyacağız?
Enflasyonun nasıl büyüdüğünü, bütçe açığının nasıl oluştuğunu, paranın ebat ve ağırlıklarının değişmesini, Osmanlı ordusunun nasıl bir yaklaşım içine girdiğini
ve tüm bunların askeri hareketlere nasıl yansıtıldığını...
Bu arada darbeler dönemi de geliyor değil mi?
Evet ekonomi zayıflayınca sultanlar dahi rüşvet alır hale geliyor. Mesela Mısır’a vali tayin edeceksiniz diyelim. Tayin edeceğiniz kişi Osmanlı’nın 20 sene sonraki en zengin adamlarından biri olacağı anlamına gelir bu. İşte oraya tayin edilebilmek için de o vali her türlü rüşveti vermeye hazır. Kendi hazinesi boşalmakta olan bir sultanın da bu paraya ihtiyacı var... Mısır valilerinden birinin 183 bin altın değerinde yaptırdığı taht Osmanlı sultanlarının yüzyıllarca üzerinde oturduğu tahttır. Yani Murat döneminde hediye edilen bir tahtta oturur Osmanlı sultanları.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163