VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Nisan 2018 Pazar | Anasayfa > Haberler > Ve mevsimlerden Eros!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ve mevsimlerden Eros!

Yazar ve çevirmen Aslı Tohumcu’nun yeni romanı “Durmadan Leyla” aşkı, ilişkileri ve bastırılmış duyguları aşk tanrısı Eros’un ağzından açığa çıkarıyor.

BUSE TURAN


Biliriz ki “Eros” Yunan mitolojisinde aşk tanrısıdır. Yaramaz ve çocuksu duyguları ön plana çıkarandır. Peki Eros’un bu yaramaz ve çocuksu duyguları bir romana dökülürse eğer ortaya nasıl bir roman çıkar? “Abis”(2003), “Yok Bana Sensiz Hayat”(2006), “Şeytan Geçti”(2010), “Taş Uykusu”(2010), “Ölü Reşat”(2014) kitaplarının yazarı Aslı Tohumcu yeni romanı “Durmadan Leyla”da okuru mitolojinin belki de en sevilen figürü Eros’un anlatımıyla ilerleyen bir aşk anlatımına davet ediyor.

Aşkın içerdiği çok şeye vurgu yapmaya çabaladım

* “Durmadan Leyla”nın hikâyesi nasıl düştü zihninize?

Ne zamandır, edebiyatta dert edindiğim meseleleri daha geniş çerçevede ele almak ve alternatif usullerle anlatmak istiyordum. Bunun da birçok nedeni var. Bir kere, hepimiz çok yorgunuz gerçeklerden, ama bir yandan da onlardan bahsetmeyi bırakamıyoruz. Sonra bazı gerçekleri kanıksadık, dokunmuyorlar bile bize. Ayrıca bazı gerçekler var, diğerlerinin yanında önemsizleştirilmeye çalışılıyor. Erkek şiddetinin, tacizinin, baskısının belirli tipteki kadınlar üzerindeki tezahürlerinden bahsediyorum bu son cümleyi kurarken.
Bu kaygılarla, farklı şekillerde bahsedeyim gerçeklerden, hatta bu defa biraz daha farklı gerçeklerden bahsedeyim diye düşündüm. Durmadan Leyla da bu düşüncemin yazarlıkta ilk yansıması oldu diyebilirim. Böyle böyle, komedisi ve mizahı bol, bugüne dek anlatmadığım türden bir kadın hikâyesi anlattım.

* Eros genelde “saf duygusallık” olarak bilinir. Onun okunu fırlattığı aşıklar, birbirleriyle koklaşan tiplere dönüşür. Ancak siz “saf aşk/sevgi” olarak addedilen duygunun asıl odağının cinsellik olduğuna vurgu yapıyorsunuz kitap boyunca…
Eros algımız değil, Eros’un taşıdığı sıfat önemliydi bu romanda benim için. İşin aşk kısmını anlatırken de, aşkı oluşturan türlü türlü parçayı ele almaya çalıştım. Nedir bu parçalar benim gözümde? Mutluluk, hüzün, kavuşma, kavuşamama, kaçma, kovalama, cinsellik, duygusal uyum, anlaşma, iletişim, şaşkınlık, körlük; saymakla bitmez sanki... Bu anlamda, “Durmadan Leyla”nın tek bir meseleye vurgu yapmadığını, aksine aşkın içerdiği çok şeye vurgu yapmaya çabaladığını düşünüyorum. Ama elbette cinsellik de aşkın bir parçası, güzel de bir parçası üstelik. Beden ve ruh, anlarsınız ya... Ayrıca “Durmadan Leyla”yı sadece aşkı anlatan bir roman olarak nitelemek de başkahramanı Dişi’ye haksızlık olur diye düşünüyorum. Kahramanım Dişi’nin aşk kadar, hatta yer yer aşktan daha büyük problemleri var.

* Eros’un dilinden ilerleyen romanınız aynı zamanda Yunan mitolojisinin derinlerine de iniyor. Mitoloji ne kadar ilginizi çeker?
Sadece hikâyeleri seven bir insan olarak bile Yunan mitolojisinin çok güzel bir damar olduğunu düşünüyorum. Yazarlık açısındansa elbette bir cennet. Ama açıkçası romanın Yunan mitolojisinin çok da derinlerine indiğini sanmıyorum. Bana bir aşk tanrısı lazımdı, ben de Eros’u aldım ve ona hikâyemin ihtiyaçları doğrultusunda şekil verdim, yol boyunca ondan bambaşka bir tanrı yarattım. Birkaç yerde de Hades’e selam çaktım, o kadar. Üstelik anlatıcı olarak bir tek Eros’u ya da habercisini değil, Dişi’yi ve yakın dostlarını da kullandım. Hatta Eros’un da belirttiği gibi, erkekler anlattığında daha az tepki çeken şeyleri anlatmak için onu aracı ettim diyebiliriz.

* “Durmadan Leyla”nın dili ve üslubu oldukça “açık”. Bu bilinçli bir tercih mi?
Evet, “Durmadan Leyla”nın oldukça sade, açık, muzip bir dille ilerlediği rahatlıkla söylenebilir. Her romanın ihtiyaç duyduğu bir üslup vardır; anlattığı atmosferi inandırıcı kılacak, anlattığı hikâyeye uygun kaçacak bir üslup. “Durmadan Leyla” da kısa cümleler ve bol diyalogla akan bir roman oldu, durmadan aşık olan, aşık olduğunu sanan bir kadının hikayesinin de böyle bir dille anlatılması gerekiyordu.

* Bundan sonraki romanlarınızda bu tarzınızı devam ettirmeyi düşünüyor musunuz?
Yazacağım her kitabı gerektirdiği üslupla kurmayı başarmayı umuyorum. Ayrıca yeni kurgular, yeni üsluplar arama konusunda eskisinden ısrarcı olacağım bundan böyle. Başta da değindiğim gibi, farklı dertleri, farklı usullerle anlatmayı denemeyi sürdüreceğim. Edebiyatım da hayat gibi, ben gibi değişiyor, daha da değişecek, benim de istediğim tam olarak bu zaten.

Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam