VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mart 2013 Cuma | Anasayfa > Haberler > Vito Corleone, “Baba” olmadan önce
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Vito Corleone, “Baba” olmadan önce

Ed Falco’nun imzasını taşıyan “Corleone Ailesi”, “Baba” efsanesini 1930’lu yıllara taşıyor ve Vito Corleone’nin yükselişini anlatıyor. Yazarın Mario Puzo’nunkine benzer üslubu ise okuru şaşırtmaya yetiyor.



Özlem Akalan
ozlemakalan@gmail.com


70’li - 80’li yıllarda çocuk olmak, çok kitaba sahip olmamak demekti. Hem çocuklar için yazılan fazla kitap yoktu hem de bugünkü gibi kitapçılar. Evinize yakın, anne-babanızın yalnız başınıza gitmenize izin verdiği kırtasiyede ne varsa o. Hafta sonunu iple çekeceksiniz; izin gününde anne ya da babanız sizi bir kitapçıya götürsün diye. Dolayısıyla okumaya hevesliyseniz, dokuz - on yaşında evdeki kitaplığın üst raflarına kadar tırmanırsınız. Kemal Tahir’le, Yaşar Kemal’le hatta Nazım Hikmet’le tanışmam işte bu yaşlara denk geliyor. Mario Simmel’i, A.J. Cronin’i, Mario Puzo’yu keşfetmem de. İtiraf etmeliyim ki zor bir çocukluk geçirmedim ama okur olarak yanlış bir başlangıç yaptığım kesin! “101 Dalmaçyalı”yı ikinci kez okumak yerine Mario Puzo’nun “Baba”sını tercih etmem, beni hayat boyu hem sinemada hem de edebiyatta polisiye ve aksiyon türünün bağımlısı yaptı. Neyse ki her iki sanat dalı için, her iki tür de dipsiz bir kuyu. 30 küsur yıl önce okuduğum “Baba”nın anlattığı hikâyenin ilerleyen safhalarını en azından beyazperdede hep beraber izleyip öğrenmiştik. April etiketiyle piyasaya çıkan “Corleone Ailesi” ise Puzo’nun ve elbette Coppola’nın “Baba”sının evveliyatını anlatıyor. “Baba”, bir ise “Corleone Ailesi” de sıfır noktası.



İLHAM KAYNAĞI DOSTOYEVSKİ
Edward Falco, Mario Puzo’nun kitaplarından ve serinin senaryolarından yola çıkarak “Corleone Ailesi”ni kaleme almış. Yazara ve kitabına geçmeden önce, Mario Puzo üzerine birkaç söz yazmak gerekir. 1920 yılında doğan İtalyan asıllı ABD’li yazar, yazdıkları hayattayken değer kazanan şanslı romancılardan. Puzo’nun Amerikan siyasi, sosyal ve ekonomik hayatına damga vuran mafyayı bu kadar iyi anlatmasında hiç kuşku yok ki İtalyan genlerinin etkisi büyük. “Baba”, 1969 yılında yayınlandıktan kısa bir süre sonra, 1972’de filme uyarlandı. Yine kendisi gibi İtalyan genleri taşıyan Francis Ford Coppola ile birlikte çalışan Puzo, En İyi Senaryo dalında Oscar aldı. “Baba”nın ardından 1974’te yayınlanan “Baba 2” de Oscarları silip süpürdü. Hatta ödül kazanan ilk film serisi olarak Oscar tarihine geçti. Ardından devam filmleri geldi ve hikâyeyi bilmeyen kalmadı.
Dostoyevski’den etkilendiğini, özellikle de “Karamazov Kardeşler”in hayranı olduğunu her fırsatta söyleyen Puzo, pek çok romanında yazardan alıntılar yapmış. Hatta yazar, “Sicilyalı” romanındaki Stefano Andolini karakterini Dostoyevski’nin “Ecinniler”inde yer alan Stepan Trofimoviç Verhovenski’den; “Baba”daki Luca Brasi karakterini ise Raskolnikov’dan esinlenerek yazdığını söylüyor. “Baba” serisinde aileye yakınlığıyla bilinen şarkıcı Johnny Fontane karakterininse Frank Sinatra’dan esinlenilmiş olduğunu artık bilmeyen yok.



CAPONE’YE KAFA TUTUYOR
1999 yılında ölen Mario Puzo ile burada istemeyerek de olsa vedalaşarak, Ed Falco’nun yazdığı “Corleone Ailesi”ne geri dönebiliriz.kitabın hikâyesinden bahsedelim kısaca. Roman, 1933 yılının bir sonbahar günü başlıyor. New York’un ve dönemin en önemli mafya lideri Giuseppe Mariposa, daha küçük bir örgütün lideri olan LaConti’nin oğlunu adamlarına öldürtürken aynı anda Sonny, kardeşi gibi sevdiği, babasının evlatlığı Tom Hagen’ı başına musallat olacak bir beladan kurtarmaya uğraşmaktadır. Birkaç sayfa sonra “aile”nin tüm fertleriyle bir akşam yemeğinde tanışırız. “Baba” Vito Corleone henüz 41 yaşındadır. En büyük oğlu Santino “Sonny” 17, Fredo 14, Michael ise 13. Corleonelerin tek kızı Connie küçük bir çocuktur. Evlatlık oğulları Tom Hagen ise 18’indedir ve üniversitede hukuk okumaktadır. Çocuklarını kendi işinden uzak tutmaya çalışan ve hepsi için farklı hayalleri olan Vito Corleone, ne yapsa da Sonny’nin başını belaya sokmasına engel olamaz. Babasından gizli kurduğu çeteyle Mariposa’nın kaçak içkilerini çalıp satmaktadır. Sonunda babasına yakalanan Sonny, onun çetesine girerek, iyi bir mafya üyesi olmanın “inceliklerini” öğrenir. Sonny ile birlikte okur da, işin işleyişini, hiyerarşiyi ve jargonu öğrenir.
İçki yasağının kalkmasıyla birlikte kazancı azalan Mariposa, tüm aileleri birlik olmaya çağırır. Artık savaş bitecektir; tek bir şartla, her aile kazancından bir bölümü Mariposa’ya aktaracaktır. Ne var ki en iyi özelliği güvenilirlik olmayan Mariposa, siyasiler, polis ve medya ile kurduğu bağlantılar sayesinde giderek güç kazanan Corleone’yi türlü entrikalarla öldürme planları yapar. Roman, Vito Corleone’nin o zaman hapiste olan ama gücünden bir şey kaybetmemiş olan Al Capone’ye kafa tutması, ardından da New York bölgesinin idaresini ele geçirmesiyle son buluyor.

BAŞKAHRAMAN SONNY
“Baba”nın devam filmlerinde Al Pacino’nun canlandırdığı Michael Corleone karakteri ön plana çıkarken, Ed Falco’nun romanında olay örgüsü Sonny’nin etrafında dönüyor. Bununla birlikte Falco dil olarak, Puzo’ya o kadar yakın bir üslup benimsemiş ki, iki roman aynı kalemen çıkmış hissi uyandırıyor. Zaten Falco da “Baba”nın ilk yıllarını yazmak için Puzo’nun ailesi tarafından özellikle seçilmiş. “Aile, diğer romanlarımı ve öykülerimi bildiği için ‘Baba’nın devamını yazabileceğimi düşünmüştü. Ancak o dönemde başka bir proje üzerinde çalışıyordum, kabul etmedim. Aradan zaman geçince fikir kafamda canlanmaya başladı ve aileyle konuştum. Bu kez hikâyenin devamını değil öncesini kaleme aldım” diyor. (Mike Winegardner, “Baba Dönüyor” ve “Babanın İntikamı” romanlarıyla serinin kayıp yıllarına ışık tutan bir başka yazar.)
Şahsi görüşüm, Falco’nun üslubunun Puzo’ya çok yakın olduğu yönünde. Yine de yazar Puzo’nun karakterleri daha fazla ifşa ettiğini, kendisininse daha üstü kapalı anlatmayı sevdiğini söylüyor.

İTALYAN-MAFYA İLİŞKİSİ
Bu yazıda üçüncü kez İtalyan asıllı Amerikalı sözünü kullanmak zorunda olduğum için özür dilerim ama Ed Falco da İtalyan genleri taşıyan bir Amerikalı! Yazar, verdiği bir röportajda ABD’deki İtalyan-mafya algısına değinmeden geçemiyor ki bu, benzer roman türlerini okuyan herkesin aklında kalan bir soru işareti. “Bu konuda araştırmalar yapılmış” diye söze başlıyor Falco ve şöyle devam ediyor: “Amerikan toplumunun yüzde 75’i, İtalyan asıllı Amerikalıların suçla bağlantısı olduğunu ya da mafyadan birini tanıdığını düşünüyor. Sanırım aynı insanlar Obama’nın Kenya’da doğduğunu ve Müslüman olduğunu da düşünüyordur.”
Peki Falco, “Corleone Ailesi” gibi şiddet içeren romanlar yazarken şiddeti teşvik ettiğini düşünüyor mu? “Şiddet hakkında yazan biri, okurlarını etkilemek için şiddet içeren sahneler yazmaz mı? Elbette yazar. Zaten öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, günün her saatinde ve her yerde şiddetle karşlılaşmak mümkün. O nedenle romanlara da yansıyor. Gangster romanı okuyan biri o şiddet sahneleri için okur; bu yüzden de kendimi bir ip cambazı gibi hissediyorum”.






Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam