VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Eylül 2017 Cuma | Anasayfa > Haberler > Wagner’in ekmekleri!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Wagner’in ekmekleri!

“Fırın Saldırısı”nda Murakami, kötülüğün ve suçun doğasında hem kültürel hem de zihinsel olarak bir olağanüstülük bulduğumuz düşüncesinden yola çıkarak oynatıyor kalemini.

OYLUM YILMAZ



Hayatınızın bir yerinde, olur ya, lanetlendiğinizi düşünün. Gündelik yaşantınız akıp giderken, karanlık bir hissin, gri bir gölgenin size her anınızda eşlik ettiğini, zaman zaman gizlense de hep orada bir yerde, hep en yakınınızda soluk alıp verdiğini, nefesindeki zehiri an be an hissetinizi… Ve bunun sizin için belki de bir imkân olduğunu! Varoluş sıkıntısından hayatınızdaki bir laneti çözerek kurtulmak mümkünse, çok da düşünmeye gerek yok demektir çünkü öyleyse. Bir kahraman gibi atılıp üzerimize düşeni yapar ve sonrasında keyfimize bakabiliriz. Ama ya laneti çözmek için kötü bir şey yapmamız gerekiyorsa?! Yasadışı, ahlakdışı, insanlık dışı bir şey! İşte o zaman devreye edebiyatçı giriyor ve bizi sorulardan sorulara açılan bir labirentin içinde, şahane bir hikâyeyle baş başa bırakıyor. Buyurunuz Haruki Murakami’den Fırın Saldırısı hikâyesine…

“Fırın Saldırısı”, Murakami’nin artık iyiden iyiye alışık olduğumuz, o iyilikle kötülük, akılla delilik, olağanla olağanüstünün birbirine karıştığı dünyasında geçen bir öykü. Yazar, kötülüğün ve suçun doğasında hem kültürel hem de zihinsel olarak bir olağanüstülük bulduğumuz düşüncesinden yola çıkarak oynatıyor kalemini. Ve tabii ki bütün bunların aynı zamanda bulaşıcı olduğunun da farkında. Kahramanımız gençlik ve serserilik yıllarında bir gün gerçekten de aç kalıyor ve açlığını paylaştığı çok yakın bir arkadaşıyla birlikte gaspı ve hatta öldürmeyi bile göze alarak bir fırın saldırısı gerçekleştiriyor. Ancak saldırı beklenen sonucu vermiyor. Fırının Wagner hayranı olan komünist sahibi bu iki aç kalmış genci Wagner dinleme karşılığında bir güzel doyuruyor. Gençlikten yetişkinliğe taşınacak gülünç ve tatlı bir hatıra olması gereken bu olay, kahramanımızı zaman zaman nüksederek rahatsız eden tuhaf bir açlık duygusuna, sembolik bir doyumsuzluğa dönüşüyor giderek. Kısacası lanetleniyor. Ta ki genç karısı laneti çözmenin kesin bir yolunu bulana dek…
Gerçekten, fiziksel olarak çekilen bir açlığın öykümüzün kahramanını suça sürüklemesi ile ruhun çektiği soyut açlığın, doyumsuzluk duygusunun bütün bir hayatına yayılışı arasında basit, sade ancak bir o kadar incecik bir mekik dokuyor Murakami. Öykünün de romanın da insanın peşinde olduğunu, insanı aradığını çok iyi biliyor…

“‘Sen bir lanetin ne olduğunu bilir misin?’ diye sordum.

‘Yıllarca yıkanmamış tozlu bir perdenin tavandan yere sarkması gibi bir şey.’

‘Belki de bu bir lanetten değil, benden kaynaklanıyordur.’”




Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163