VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Kasım 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Ya olan her şey içimizdekinin bir yansımasıysa?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ya olan her şey içimizdekinin bir yansımasıysa?

Bağlı olduğumuz sistemin acıları, birebir deneyimlememiş olsak bile hayatımızdaki acıların, çıkmazların sebebi olabilir. Hele ki, kan bağı olan atalarımızdan birileri savaş, göç, katliam gibi yaşam hakkını elinden alan ya da tehdit oluşturan bir deneyim yaşamış/yaşatmışsa, torunlarda bunun etkilerini görmemek mümkün değil.

AYLA AKBUAR


Kendinizi aynı deneyimi tekrar tekrar yaşarken çözüm bulamamaktan ötürü çaresiz hissettiğiniz oldu mu hiç?
Ya da aynı konu etrafında dönüp durduğunuzu? Yaşamınızda tıkanmış hissettiğiniz bazı durumlara dair gücünüzün tükendiğini? Enerjinizin olması gerektiği gibi değil de, neredeyse uyku ve ölüm arasında bir yerlerde süründüğünü deneyimlediniz mi? Tüm entelektüel çabalara, hatta terapilere rağmen hâlâ içinizde bir şeyin ne dediğini pek anlamadığınız ancak rahatsızlık veren çığlığını duydunuz mu?

Açıkçası, içinde yaşadığımız bu dünya hissettiklerimizi kolaylaştıran bir ortam sunmuyor bize. Her uyandığımız gün bizi, tabi ya da insanlar tarafından yaratılmış bir felaket haberiyle selamlıyor. Özenle korumaya çalıştığımız yaşam enerjimiz dış dünya tarafından eksiltiliyor. Peki ya dış dünya ve iç dünya diye bir şey yoksa? Dışımızda olan her şey, içimizdekinin bir yansımasıysa? Yüzyıllardır hatta binlerce yıldır olan her şey şu anda var olduğunu sandığımız dünyasal gerçekliğimizi şekillendiriyorsa?

Benim de on yıldır terapisti olduğum Aile Dizimi ya da diğer adıyla Sistem Dizimi dediğimiz yöntem, tüm bunlara bütüncül bir bakış açısı sağlıyor. Türkçede bu konudaki kitaplar bir elin parmaklarını geçmemiş olsa da, basılanlar konunun en iyilerinden bir seçki niteliğindeydi. Şimdi bu listeye Hollandalı Dizim Terapisti Daan Van Kampenhout’un Şamanik yöntemini de içeren kitabı eklendi.

Ganj Yayınları’ndan çıkan “Ataların Gözyaşları” Aile-Sistem Dizimi üzerine yazılmış en ilgi çekici kitaplardan biri. Yazar Kampenhout, dindar olmayan bir ailede doğmuş Yahudi kökenli biri. Zaman içinde kendindeki gizli şamanı keşfetmesiyle Yahudi kolektifiyle bağlarını tanımaya başlıyor. Sonrasında da Aile-Sistem Dizimi esaslarını bambaşka uygulamalarla zenginleştirerek, şiddete maruz kalmış insanlara ve ailelerine ışık oluyor.

Acıları iyileştirmek
İlk çıkış noktası, kendisinin de içine dahil olduğu kolektifin acılarını iyileştirmek oluyor. Naziler ve kurbanlarına yaptıkları, içinde bulunduğumuz yüzyılın en acı ve utanç verici travmasına sebep oldu. Sadece kurbanlarda değil, kurbanların ve Nazilerin gelecek nesillerinde de. “Nasıl?” dediğinizi duyar gibiyim.
Her birimiz çeşitli sistemlerin (yazarın deyimiyle kolektiflerin) içinde yer alırız. İlk sistemimiz, içine doğduğumuz (anne-baba-kardeşlerden oluşan) ailedir. Annemizin içine doğduğu ailesi ve dolayısıyla sistemi, babamızın içine doğduğu ailesi-sistemi vardır. Biz o sistemlerin de bir parçasıyız. Milliyetimiz bir sistem (kolektif) oluşturur, dinimizin üyeleriyle bir kolektif oluştururuz. Okuduğumuz okul, arkadaş grubumuz, hatta bizim ülkemizde çok önemli bulunan “memleketli” kolektifi ve “asker arkadaşları” kolektifi de var. Her bir kolektife bağlılığımızın düzeyi, sorumluluklarımızın ve sınırlarımızın da düzeyini belirler. Bağlı olduğumuz kolektifin acıları, birebir deneyimlememiş olsak bile hayatımızdaki kısıtların, acıların, çıkmazların sebebi olabilir. Hele ki, kan bağı olan atalarımızdan birileri savaş, göç, katliam, haksızlık, tecavüz, cinayet gibi yaşam hakkını elinden alan ya da tehdit oluşturan bir deneyim yaşamış ya da yaşatmışsa torunlarda bunun etkilerini görmemek mümkün değil. Fiziksel bir hastalık olarak da ortaya çıkabilir, ruhsal bir rahatsızlık ya da kitlenme şeklinde de.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde failler ve kurbanların aileleriyle çalışan Kampenhout, aslında önemli bir şeye cesaret ediyor. Psikoloji dünyasının temkinle yaklaştığı ancak sonuçları itibariyle kabul etmek zorunda kaldığı bu yöntemi hiç de Ortodoks bilimin istediği sınırlar içinde tutma çabasında değil. Bilinmeyenin, kolektifin sonsuz zaman içinde yok olmayan kayıp ruhlarının, terapistin (birçok yerde kolaylaştırıcı-fasilitatör olarak geçiyor) şifalandırıcı gücünün, ölmüş ruhlarla konuşmanın ve kolektifin yaralarını iyileştirmenin mümkün olduğunu anlatıyor. “Ataların Gözyaşları” nın, Türkçede basılmış Aile-Sistem Dizimi kitapları içinde en anlaşılanı olduğunu söylesem abartmış olmam. Kendini ve Şamanik gücünü işin içine katarken bile, tevazu ile eksik kalanları da söylemekten çekinmiyor. Guru olma çabasında da değil. Bu da yöntemin önemini daha iyi anlamamıza sebep oluyor.

Fail- kurban ilişkisi
Kitabı okurken ister istemez ülkemizdeki kolektifleri (Türk, Kürt, Sünni, Alevi, Rum, Ermeni, Laz, Solcu, Sağcı, Şeriatçı, Ateist, Dindar, Lgbt vs) ve çektikleri acıları düşündüm. Hatta Anadolu henüz İslamla tanışmadan önceki (Bizans, Hitit, Asur, Frig vs) uygarlıkları da. Bu topraklarda çok acılar çekildi, çok canlar yandı. Fail-kurban enerjisi çözümlenmezse birbirini besler. Fail bir süre sonra kurbana, kurban bir süre sonra faile dönüşür. Her iki taraf da kendini haklı bulma ve (zaman içinde hem fail hem kurban olmasına rağmen) kurban rolünde olmaya eğilimli olur. Bildiğimiz kan davası, nesiller boyunca çocukları ve torunları etkiler. Hayatlarını düğümler, huzur uzak bir umut olur. Dokunamadığımız, çok zaman üzerini örterek, konuşmayarak, unutarak yok saydığımız fail ve kurban enerjisi peşimizi bırakmaz oysa. Hem faillerin hem kurbanların sonsuz zaman içinde kaybolmayan ruhlarının rahatlatılması, nesiller ötesindeki torunları rahatlatır. Atalarının rahatlayan ruhlarından yaşam enerjisi almaya ve kendi hayatlarını yaşamaya başlayabilirler. Daan Van Kampenhout, bir değişiklik olmazsa bu sene içinde ülkemize gelip bir seminer verecek. Ben orada olacağım. Bu topraklarda yaşayan insanların, hayvanların, bitkilerin huzuru, mutluluğu, içinde ve dışında barışı yaşamaları için ondan öğreneceklerimi de katarak Aile-Sistem Dizimi yapmaya devam edeceğim. “Ataların Gözyaşları”nı okuyan herkesin kolektif ruhumuza bir nefes aldıracağına inanıyorum.


Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam