VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
04 Kasım 2017 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Ya unuttuklarımızı hatırlamak istemezsek?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ya unuttuklarımızı hatırlamak istemezsek?

Ayşe Kulin yeni romanı “Kördüğüm”de esrarengiz bir kaza sonucu geçmişini hatırlamayan bir kadının bir yandan sisler ardında kalmış geçmişini bulmaya çalışmasını, bir yandan da çözüldükçe karmaşıklaşan olaylar içerisinden kendisini kurtarma çabasını anlatıyor.

YONCA BOZTUNALI


Geçmişi, kötü anıları unutup geleceğe bakmak… Hep öğüt verilen, uygulanmaya çalışılan bir deneyim… Oysa insan bir yandan da geçmişi ile, sahip olduğu bağlarla yaşamını devam ettiriyor. İşten çıktığınızda gideceğiniz evi hatırlamak, o evde sizi bekleyenleri bilmek de bir geçmiş ve aidiyet aslında. Ah Belinda filminde Müjde Ar’ın işten eve gidip, çocuklarına kocasına yemek hazırlayacağı yerde, ‘ben bir tiyatro oyuncusuyum’ diyerek bambaşka bir hayata dahil olma çabası, insanın günlük hafızasının kıymetini ve burada hatlar karıştığında neler olabileceğini anlatan en fantastik ve dikkat çekici örneklerden biri.

Ayşe Kulin’in son romanı “Kördüğüm”de de esrarengiz bir kaza sonucu geçmişini hatırlamayan Gizem’in (ismini hatırlamadığı için hastanede bu ad veriliyor) hikâyesi anlatılıyor. Usta kalemi ile okuyucuyu etkisi altına almayı çok iyi bilen Kulin, bu kez de nefes kesen bir romanla karşımızda. Kördüğüm, okumaya başladığınız ilk sayfadan itibaren sizi karmakarışık bir ip yumağının içine çekiyor. Sayfalar arasında gezdikçe siz de bellek kaybı yaşayan Gizem’le iplere dolaşıyor, olayların açığa kavuşmasını beklerken ilmek ilmek yeni düğümlerle boğuşmaya başlıyorsunuz.

Gerçeklerle yüzleşme
Kitapta geçirdiği kaza sonrası önce hastaneye, sonra özel bir kliniğe yatırılan genç bir kadının, bir yandan sisler ardında kalmış geçmişini bulmaya çalışması, bir yandan da çözüldükçe karmaşıklaşan olaylar içerisinden kendisini kurtarma çabası anlatılıyor. Bu kaos içerisinde tanıştığı doktorlar, komiserler, kimin gerçek dostu, kimin düşmanı olduğunu kestirememesi, kliniğin meraklı çalışanları ve geçmişindeki gizemli aşkı onu iyice dibe çekiyor ve Gizem’in bu kördüğümden nasıl çıkacağını insan gerçekten merak ediyor.

“Hayatım, beni cehenneme savuran bir rüzgârla altüst olmuştu, böyle olmasında ne suçum ne de katkım vardı. Etrafımda neler dönüyor, bilmiyordum. Fakat tuhaf bir şekilde içinde bocaladığım çaresizlik duygusu giderek mücadele ruhuyla yer değiştiriyordu…”

Kördüğüm, her adımında merak uyandıran, sürekli yeni kapılar açan ve o kapıların nereye ulaşacağını kestiremediğiniz tedirgin edici, heyecan verici bir yolculuğa çıkarıyor sizi. Kitabın büyüsünü bozmadan, ipucu vermeden, tadını kaçırmadan anlatmak zor. Ancak şu kadarını söyleyebiliriz ki; hafızasını kaybeden bir insanın yavaş yavaş hatırladığı geçmişi, aslında pek de hatırlamak istemediği görüntüler ve gerçeklerle yüzleşmesine yol açıyor ve işte “kördüğüm” burada başlıyor.

Türkçe romanlarda kendi hayatımızın içindeki isimlerle kurulan öykülerde, o isimlerin bize çağrıştırdığı kişi, gözümüzde canlanan yüz ve zihnimizde beliren karakter, tüm hikayeyi algılayışımıza etki edebiliyor. Hayatınızda çok sinir olduğunuz birinin adı, kitapta baş karaktere verilmişse ve o romanda bu kişi çok iyi biriyse onu kabullenmeniz zaman alabilir. Ayşe Kulin, romanlarındaki karakter çözümlemeleri ve kişilerin roman içinde roman olan öyküleriyle her bir ismi, okuyucunun hayatına yeniden davet ediyor ve artık kafanızdaki Cemil gidiyor yerine artık Ayşe Kulin’in Cemil’i oturuyor. “Kördüğüm”de de karakterler böylesine sizi etkisi altına alacak derecede güçlü ve sahici.

“Kördüğüm”ü okurken kendinizi iyice kaptırsanız da dikkatinizi çekecek bölümler var. Özel klinikte tedavi göre Gizem, çeşitli terapi seanslarına katılıyor ve sonrasında doktor Orhan, ona, aile bireylerini hatırlamasında yardımcı olmak üzere sorular yöneltiyor. Gizem, sorulara yanıt veremeyince Doktor enteresan bir soru soruyor… Hatırlayamadığı anneannesinin saçını, yaşını vs. sorup tatmin edici cevaplar alamayınca; “nasıl kokardı” diyor… “Yüzünü hatırlamayabilirsin... Kokusunu hatırlıyor musun? Herkesin bir kokusu vardır. Senin gibi bir kızın anneannesi torununa fırında kurabiye pişirmisse vanilya kokabilir. Sabun, limon kolonyası ya da bir parfüm...” Romanda, Mardin’de geçen bir başka bölümde Doğu’nun büyüleyici havası çok güzel ifade edilmiş… Şehre baktığınızda iliklerinize işleyen o yoğun enerji kitapta; “Önümde, yeni rüzgar yemiş bir denizin kabaran dalgaları kıvamında höyükleriyle uçsuz bucaksız uzanan mor bir vadi vardı. Ağaçsızdı, yeşilsizdi, çoraktı ama morun değişik tonlarında uzanan bu acayip arazi sanki insanlığa dair nice sırlarla dolu, müthiş öyküler saklıyordu engebelerinde” sözleri ile çok güzel ifade edilmiş.

Toplumsal sorunlara da yer vermiş
“Kördüğüm”ü gerilimli bir roman okurken pek yapmayacağınız şekilde altını çizerek okuyabilirsiniz. Zira bazı bölümler şiir gibi, incelikli ve hoş. Öte yandan, ülkemizin toplumsal sıkıntılarına da değinmeden geçememiş Kulin; “Oysa, kendi ülkemde bir kadın olarak, bir karakolda saygı görebilmek, bir erkeğe karşı haklı bulunmak giderek imkânsızlaşıyordu. Bir gün yolum karakola düşecek olursa, trafikte bir erkek sürücüyle dalaşsam faraza, sırf kadın olduğum için tartaklanmayacağımın garantisi yoktu.” Ayşe Kulin’in bu hassasiyetle, gündemden hiç düşmeyen toplumsal sorunlarla işlediği öyküsünde insan kurguyu unutup, şehrin ve kahramanın gerçekliğine biraz daha yaklaşıyor ister istemez.
Bol ödüllü, çok sevilen yazar Ayşe Kulin’in Kördüğüm’ü, içerisinde ironileri de buluşturan bir roman aynı zamanda. Bir yanda yaşamın kutsallığına inanan bir tıp öğrencisi, bir yanda savaşın en korkunç, en kanlı yüzünü görmüş, dünyadan, insanlardan umudunu kesmiş bir gazeteci… İkisinin ayrı yolları ve kafaları nerede buluşacak ve nerede bıçak gibi kesilecek…

Anılar, aile, dostlar, eski sokaklar, gizlenen notlar, herkesten şüphe etmek, takip edilme hissi, terapiler, hastalar, sürekli tekrarlayan kaza anı görüntüleri, uzun uzadıya yapılan sorgular, savaş, patlayan bombalar, hatırlanmaya çalışılan ama hatırladıkça ürkülen bir geçmiş… Çok fazla detaya girmeden romanı okumanızı tavsiye edelim zira; anlatmaya kalkarsak bütün düğümleri tek tek çözmek gerek… Tüm bunlar bir yana kitap şu soruyu da soruyor: Aşk için bir kadın neler yapabilir? Aşk uğruna pek çok şeyden vazgeçmiş bir kadını, aşktan ne vazgeçirir?


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163