VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ağustos 2016 Pazar | Anasayfa > Haberler > Yalan da olsa umut insana iyi gelir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yalan da olsa umut insana iyi gelir

Gündüz Vassaf bir harekete, örgüte, partiye ve ideolojiye bağlı olmayanlara ithaf ettiği yeni kitabı “Ne Yapabilirim?- Geleceğe Kartpostallar” için, “Kitabım, egemenlerin demokrasi tiyatrosuna sırtını dönmüş, siyaset ötesi küresel gençliğin, iflas etmekte olan dünya düzenini gayrimeşrulaştırmasına dair,” diyor.

İPEK CEYLAN ÜNALAN


“Ne Yapabilirim”de diğer kitaplarınızdan farklı olarak daha politik bir perspektif söz konusu. Neden böyle bir kitap yazdınız?
12 Eylül yıllarında yazdığım “Cehennme Övgü”, sağ-sol diye birbirine kırdırılıp dikte eden ideolojilerle ideallerini kalıplaştıranlara, totalitarizmin, kapitalist ve sosyalist blokların söyleminden öte, günlük yaşantımızın sorgulamadığımız kalıplarından kaynaklandığının ifadesiydi. “Ne Yapabilirim”, egemenlerin demokrasi tiyatrosuna sırtını dönmüş, siyaset ötesi küresel gençliğin, iflas etmekte olan dünya düzenini gayrimeşrulaştırmasının kitabı.

Kitabınızda, “Tepkilerimizde kendimizi tekrarlamadan, çaresiz çırpınışlarda tükenmeden, ‘ne yapabilirim’i düşünmeye, yeni bir yaşam ahlâkını tartışmaya açmak istiyorum,” diyorsunuz. Neden ahlâka vurgu yapıyorsunuz? Zira sistem eleştirileri genelikle siyasi muhaliflik üzerinden ilerler. Sizse “ahlâki bir eksik”e işaret ediyorsunuz...
Asırlar boyunca egemenlerin ezilenlere silahı, onları dinlerin ahlâk mesajlarıyla edilgenleştirmek, mutlak gücün simgesi padişahların, imparatorların Tanrı’nın yeryüzünde gölgesi olduğuna kandırmak idi. Şeyh Bedrettin örneğinde olduğu gibi düzenin adaletsizliğine başkaldırdıklarında devlet şiddetiyle katledilenler, toplum nezdinde de ahlâksızlıkla suçlanırdı. Düzen, ahlâk; düzene karşı gelen, ahlâksız demekti. Orwell’ın “1984” isimli kitabında da vurguladığı “Savaş barıştır” gibi yalanlar tekrarlandıkça inandırıcı oldu, tarih boyunca geçerliğini korudu. Oyunları bitmek üzere. Dünya kabuk değiştiriyor. Benden sonra tufan günlerinin uzun sürmeyeceğini biliyorlar. Açlar ve aceleleri var. Tarihte, asırdan asıra varlığını sürdüren aristokratlarla, kuşaktan kuşağa servet aktaran burjuvalardan farklı olarak, günümüzde sermaye geçici oligarşilerle sık el değiştiriyor. Borsaların belirsizliği, yeni teknolojiler ve yatırım fırsatları, krizler, iflaslar ve savaşlarla değişen güç odakları, din bayrak oportünizminde birbirinden geçici yeni elitler yaratırken ahlâksızlıkları ayyuka çıktı. Dinleri de arkasına alan kapitalizmin vahşetine rağmen bu ikili ahlâk kamuflajında medyayı kullanarak, yalan, eksik ve yanlış bilgilerle kitleleri kandırma seferberliğinde uzatmalara oynuyor.

Yeni bir yaşam ahlâkı nasıl oluşturulabilir?
Sorgulayarak. Düzeni ayakta tutan içselleştirdiğimiz değerleri silkeleyerek. Propagandalarına, kitle mühendisliklerine düğmeyi kapatarak. Oyunlarına taraf olmayarak. Egemenler savaşlarını bize rağmen çıkarıyor, kapitalizmi bize rağmen tezgâhlıyor, en çok kendi vatandaşlarını düşman belleyip şiddet uygulayan ulus devleti bize rağmen yaşatıyor; siyaset tiyatrolarından dinleri bize rağmen gasp ediyorlar. Köşeye sıkışan, krizden krize sürüklenen egemen düzenin, özgürlüklerimizi kısma çabasında istibdadı arttırması köşeye sıkıştığının ifadesi. Doğaya, başka canlılara duyarlı, modernizmin hızından, tüketimin hırsından arınmış, hiyerarşiyi reddeden, dinlerden bağımsız yeni bir küresel kültür ve ahlâk gözümüzün önünde doğmakta. Teknolojideki hızlı dönüşümler gibi, tarih de eskisine göre hızlı değişiyor. Türümüzün uygarlığında, günün felaket haberlerinden görmekte zorluk çektiğimiz yeni bir döneme giriyoruz. Aileden eğitime, yemek kültürümüzden meslek anlayışımıza, yaşamın her alanında değişim içindeyiz. Yeter ki, düzenin kalıcılığına koşullanmamızdan silkinebilelim.
Cennetle de aldatıldık

Kitabınızda, dünyanın umuda en çok ihtiyacının olduğu bir dönemde olduğumuzu söylüyorsunuz. “Umut” nedir? Gerçekleştirilen, varılan bir şey mi? Kişiyi, toplumları ayakta tutan bir güç mü yoksa denildiği üzere sadece “acıyı mı uzatır”?
Dünyadaki adaletsizliği kabullenelim diye cennetle de aldatıldık, gökkuşağının ucunda bir küp altın bulunur düşleriyle de. Yalan da olsa umut insana iyi gelir. Beslenme ve barınma gibi, umut türümüzün temel gereksinimlerinden. Yoksa intihar işten değil. Umutsuzum diyen yalan söylüyor. Kendini kandırıyor. Elden bir şey gelmez gerekçesiyle tembelliğe sığınıyor. Daha iyi bir dünya için bir şeyler yapsam başıma iş gelir korkusunu umutsuzlukla kamufle ediyor. Darwin’in eksiği evrim teorisinde umuda yer vermemiş olması. Afrika’da yüz bin yıl önce dünyaya merhaba diyen, başka canlılara göre zayıf ve çevre koşullarına uyumsuz olan türümüzün yarın umudu olmasaydı, gezegenimizde varlığını sürdüremezdi. Diğer canlıların yarını günden güne, mevsimden mevsime tekrarlanan davranışlarıyla sınırlıyken, tek insan, hayal kurma gücüyle çevresinin koşullandırmasını aşabilen… Dünya kabuk değiştiriyor, değerler, kurumlar sarsılıyor, aydınlanmayla, doruk noktasına çıkan insanın insana inancı günümüzde yerlerde sürünüyor. “İnsan olmasaydı gezegenimizde hayat ne güzel olurdu,” diyenleri duyar oldum. Umutsuz olmaya, gezegenimizi benden sonra tufancılara, tarihin küllerinde geçmiş uygarlıkların kıvılcımlarını arayanlara teslim etmeye hakkımız yok. Pandora’nın kutusu açıldığında ortaya savrulan felaketlere rağmen, kutunun dibinde, hepsine direnmemizi mümkün kılan umut vardı.

Bir harekete, örgüte, partiye veya ideolojiye bağlı olmamak bir eksik midir? Kişinin duyarsızlığını mı gösterir? Kişi birey olarak bir tavır ortaya koyamaz mı?
Ne romancı, ne şair ne de filozof... Teknolojinin yaşamımızı, değerlerimizi, biz insanı, nasıl yönlendirdiğini es geçiyoruz. Çoğu hareket, örgüt, son yüzyılların icadı siyasi partiler bizi şehirlerde toplu hâlde yaşamaya, sürü hâlinde çalışmaya iten teknolojik gelişmelerin sonucu. Bir uçta kitle psikolojisi ve onun kurumları, diğer uçta bireyi vurgulayan psikolojiyle tüketim kültürü. İkisi de giderek arkamızda kalan modern insanın özelliğiydi. İnternet üzerinden gelişen sosyal medya ve iletişim teknolojisi 21. yüzyıl insanının yolunu açtı. Günümüzün örgütsüz bireyi aynı zamanda küresel birlikteliğin unsuru. Eskisi gibi, ne sürü psikolojinin güdüleni ne de birey psikolojinin bencil figüranı. Hele gençlik. Onları itaate dayalı tepeden inmeci ideolojilerle, siyasetle, partilerle koşullandırmak günümüzde mümkün değil. Yeni olan, din ve bayrağı arkada bırakan küresel bir vicdan hareketi. Karşılarında, Gezi gibi hareketleri anlayamama aczinde, geleceğe inatlaşma aymazlığında, geçmiş yüzyılların kodlarının tekrarında politikacılar.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163