VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
13 Şubat 2014 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Yaratma ve yok etme üzerine
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yaratma ve yok etme üzerine

Baldwin’in “Ruh Seçen” romanı, farklı din ve geleneklerden gelen iki kahramanın yaşadıkları toplumla olan çatışmalarını ve aynı zamanda kendi tabularıyla olan yüzleşmelerini konu alıyor.

EMRAH GÜLER

Hindistan asıllı Kanadalı yazar Shauna Singh Baldwin’in romanı “Ruh Seçen”, okuyucuyu afallatan, hiç beklemediği bir yerden vuran, bir yandan da anında içine çekiveren bir sahneyle başlıyor.
Damini, kızının üçüncü çocuğunu doğurtmak için köyüne dönüyor. Bebek dünyaya geliyor, “kız doğdu” sözünün tüyler ürperten anlamını ilk sayfalarda anlıyor, sonraki 600 sayfada da hazmetmeye hazırlanıyoruz. İkinci kız çocukları için verebilecek başlık parası sırtlarında büyük bir yük, babası yeni doğan kız bebeğine isim vermeyi bile reddediyor, annesi ise emzirmeyi.
Okuyucu gergin havayı sayfalardan içine çekerken, adsız bebeğin kaderi çok çabuk şekilleniyor. Damini ne yapacağını çok iyi biliyor. Bebeği bir mağaraya götürüyor, isimsiz tanrıçaya emanet ederek, bu taze hayatı erken ölüme bırakıyor. Yer: Hindistan’da Gurkot köyü. Tarih: Ekim 1994.
Damini’nin kendi hikâyesini öğrendikçe Hindistan’da kız çocuklarının (ve kadınların) üzerlerine yapışan lanete daha yakından tanık oluyoruz. Ailenin beşinci kız çocuğu olarak, annesinin erkek çocuk doğurmak uğruna ölümünden kendini sorumlu tutuyor. Köyüne geri dönmeden önce, Delhi’de 30 yıl boyunca bir kadına hizmetçilik, yoldaşlık yapıyor.
Damini, tek gidecek yeri olan köyüne döndüğünde romanın ikinci karakteri Anu’yla yolu kesişiyor. Shauna Singh Baldwin, iki ana karakterini mümkün olduğunca uzak dünyalara, uzak geçmişlere oturtuyor. Tek ortak yanları, Hindistan’da kadın olmaları. Farklı nesilden, sınıftan, sosyo-kültürel yapıdan, geçmişten ve dinden gelen bu iki kadının bir başka ortak yanı da güçlü ve değişime açık olmaları.

KURTULUŞ İÇİN EL ELE
Zengin bir ailenin gelini olan Anu eğitimli bir kadın. Kadınları her fırsatta ezen bir toplumda kendini ve kızını kurtarmanın yollarını arıyor.
Kızını, Toronto’da yaşayan bir akrabasının yanına gönderiyor. Hindu-Hıristiyan geçmişinden gelen bir ışıkla, rahibe olmaya adıyor. Rahibe Anu, Damini’nin köyüne bir klinik açmaya geliyor ve burada iki kadının yolları kesişiyor. Damini, Anu’nun da desteğiyle köylü kadınlara daha sağlam bir şekilde yardım edebileceği şifacılık/ebelik karışımı bir eğitim alıyor ve klinikte çalışmaya başlıyor.İki kadın farklı ve tamamen zıt noktalardan kadınları kurtarmak için bir araya geliyorlar. Damini, hamile kadınlara doğacak çocukların cinsiyetini söyleyerek kız çocuklarının ölümlerini önlemeye kendini adıyor. Anu’nun ölesiye bağlı olduğu Katolik kilisesi ise hem kürtajı hem doğum kontrolünü büyük günahlar arasında görüyor. İki kadın kendilerini, kürtaj, cinsiyetin belirlenmesi, üreme hakları ve kadının seçme hakkı gibi konuların orta yerinde çatışma içinde buluyorlar.
Shauna Singh Baldwin’in romanında 1990’ların ortasında Hindistan’da kadınların hayatlarını etkileyen seçimlerin toplumsal ve kişisel yansımalarına yalnızca Damini ve Anu değil, aile üyeleri ve yan karakterler olarak karşımıza çıkan diğer kadınların hikâyeleriyle de tanık oluyoruz. Kadınların ve kız çocuklarının sistemli ve organize bir şekilde ezildiği bir toplum olduğunu tüyler ürperten hikâyelerle öğreniyoruz.
Dini ve geleneksel olarak karşı noktalarda olsalar da, Damini ve Anu’nun kendi hapislerinden kurtulmaları ve içinde bulundukları toplumu değiştirmeleri gerekiyor. Gelip geçen yan karakterler arasında erkekler olsa da, Singh Baldwin erkeklerin dünyalarına girmekten ve onların bakış açılarını sorgulamaktan uzak duruyor. Erkekler, çok boyutlu karakterlerden çok farklı kadınları daha iyi anlamamızı sağlayan genel geçer tipler olarak çıkıyorlar. “Ruh Seçen” kadınların kitabı olarak yoluna devam etmeyi tercih ediyor. Hindu, Müslüman, Sih ve Hıristiyanların tarihsel süreçte nasıl dönüştüklerini ve ne kadar az şeyin değişmiş olduğunu öğreniyoruz. Politik düzen, etnik ve dini gruplar arasındaki çatışmalar ve tüm bunların arasında kadının yerleştirildiği konumun çoğu zaman ülkemizle ne kadar benzerlikler gösterdiğini görüyoruz bir yandan da romanın içine girdikçe. Tüm zayıf ve güçlü yanlarıyla romandan geçen ana ve yan karakterler, çoğu zaman fazlasıyla tanıdık geliyorlar. Montreal’de doğmuş, Sih bir anne babanın çocuğu olarak Hindistan’da büyümüş bir kadın olaran Shauna Singh Baldwin, anlattığı hikâyelere hem kültürün içinden, hem de Batı’nın nesnel gözünden bakmayı başarıyor. Öyküleri Amerika, Kanada ve Hindistan’da birçok ödül alan Singh Baldwin, “Ruh Seçen”i “yaratma ve yok etme üzerine bir meditasyon” olarak tanımlıyor ve soruyor: “Yok ettikten sonra kendimizi nasıl affedebiliriz?”

Ruh SeçenRuh Seçen

Shauna Singh Baldwin

Detay için tıklayın

Paylaş