VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Yaşama başkaldıran kadın: Tezer Özlü
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yaşama başkaldıran kadın: Tezer Özlü

“Aşk O Kadar Aşk”, “Duygu Koleksiyoncusu”, “İnadına Yaşanan Zararına Aşklar” ve “Mahrem Gölgeler” kitaplarının yazarı Selda Terek Bilecen’in yeni romanı “Lirik Prenses Tezer”, Türk edebiyatının unutulmaz ismi Tezer Özlü’nün hayatını mercek altına alan bir okuma sunuyor.

İPEK CEYLAN ÜNALAN




Türk edebiyatının unutulmaz kalemlerinden biridir Tezer Özlü. Gerek yazdıklarıyla gerek yaşadıklarıyla okurun belleğinde derin izler bırakır. Dünyayı, yaşamı, ölümü, varlığı sorgulayan, tüm sorgulamalarını açık seçik sözünü sakınmadan yapan, toplumun dayattıklarını reddeden, sevdiği yazarların izini takip etmek için zorlu yolculuklara çıkan, araştırmadan hareket etmeyen, ne istediğini bilen ve bunu dile getirmekten çekinmeyen güçlü bir kadındır Özlü. Onu anlamak için eserlerinin yanı sıra yaşamına da bakmak gerekir. Selda Terek Bilecen “Lirik Prenses Tezer”de Tezer Özlü’nün yaşamına götürüyor okuru ve yaşamının yazdıklarını nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor. Doğduğu günden başlıyor Tezer Özlü’yü anlatmaya. Doğduğu topraklara gidiyor, Özlü’nün doğduğu yeri sahiplenişini, kırlara, yeşile, toprağa olan tutkusunu, İstanbul’a taşındıklarında alışamadığı- alışmak istemediği- kent hayatına adapte olmakta nasıl zorlandığını anlatıyor. Öğretmen anne babasının karakterinin oluşmasındaki etkilerini ve abisi Demir ile ablası Sezer’le hayatı boyunca tatlı bir rekabet halinde olduklarını da. Evliliğini, Deniz Gezmiş’ten etkilenerek Deniz adını verdiği kızını, kızıyla ilişkisini ve manik depresif teşhisi konulan yıllarda yaşadıklarını titizlikle anlatıyor Selda Terek Bilecen. En önemlisi de ne koşulda olursa olsun -hastane odasında dâhi- yazmaktan vazgeçmeyişini...

Paralel hikâye
Tezer Özlü’nün hayatını okurken paralel kurguyla günümüz Türkiye’sinde geçen bir hikâyeyi de okuyorsunuz. Üniversite bitirme tezi olarak Tezer Özlü biyografisi yazma ödevi verilen Tezer isimli genç bir kızın Özlü ile benzeşen hayatına tanık oluyorsunuz. Paralel kurguyla ilerleyen romanında Bilecen, tarihin tekerrürden ibaret olduğunun altını Tezer Özlü’nün 1960 Darbesi’ne tanıklık ettiği günler ile 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne değinerek çiziyor.

Selda Terek Bilecen, Tezer Özlü’yü yazmaya nasıl karar verdiğini şöyle anlatıyor: “Kitaplarını okudukça gördüm ki çok fazla örtüşen düşüncemiz, duygumuz var. Hatta onu öyle fazla duyumsadım ki çektiği acıları, mutluluğunu, coşkusunu, korkusunu bile hisseder oldum. Yani onu yazmayı bir anda ister, hatta çok ister oldum çünkü ben de konuşacaktım kitapta... Söyleyecek sözüm vardı. Bu önemli bir şeydir. Daha yürekten yazmanıza yol açar.”

Tezer Özlü’ye yakıştırılan “Türk edebiyatının gamlı prensesi”, “melankolik yazar” ve “Türk edebiyatının nostaljik prensesi” gibi klişe etiketlerden hoşlanmadığını söylüyor Bilecen; “Gamlı sözünden hoşlanmıyorum. Melankolik de öyle. İnsana haksızlık eden iki kelime. O, duygu dolu biri”. Ve ekliyor: “Onu lirik prenses yapan, sevebilme yeteneği. Herkese açık kalbi... Hatta onu incitenlere bile... Sonra, dingin bir su gibi anlatabildiği çağlayanları... Hayatı da ölümü de sakince kabullenmesi... Peşine düştüğü değerler…”

Kendi düşünce devrimini yapmış
Tezer Özlü’nün doğası ile çelişen hiçbir kuralı, davranışı, kabullenişi onaylamak zorunda hissetmediğinin altını çizen Selda Terek Bilecen, yazarın başkaldırma sebebinin bunlar olduğunu söylüyor ve Özlü’yü çok iyi anladığını şu cümlelerle belirtiyor: “Sorgulamadan kabul edilen pek çok şeyi eleştiriyor. Kendi düşünce devrimini yapmış ve başkalarının ondan beklediği gibi değil, inandığı gibi yaşamış. Hem özel hayatında hem de yazdıklarında bu başkaldırıyı, asi ama kendi içinde tutarlı ruhu görmek beni etkiledi. Yazmak yürek ister ve yüreklilik ister. İkisi aynı şey değildir. Duygunuz olacak ve bir de bu duyguyu kâğıda sansürsüz bir şekilde geçirebilecek cesaretiniz... İnanın, yetenek, çalışma, araştırma daha sonra geliyor. Ona bir yönümle benziyorum sanırım; cesaret ve dürüst yaşam özlemi konusunda. Onu çok iyi anlayan biri olduğumu düşünüyorum.”



Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163