VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mayıs 2018 Salı | Anasayfa > Haberler > Yasını tutmayı beceremediğimiz tüm acılarımız
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yasını tutmayı beceremediğimiz tüm acılarımız

Nazım Hikmet’in siyasi hayatını, Piraye’den, Münevver’e hayatına giren kadınların ve oğlu Memet’in hikâyesini; 12 Eylül döneminde yaşanılan acıları okuyucuya aktarırken bir yandan da bir kızın baba arayışını konu edinen “Paramparça” İlgün’ün deyişiyle “Ah’lar ülkesi Türkiye”nin yüzleşilmemiş acılarına ışık tutuyor.

CEMRE NUR MELEKE



Paramparça”da Zeynep, eşi Sinan ve çocuğu Peri’nin hikâyesi, 12 Eylül döneminde yaşanılanların hikâyesi ve Nazım Hikmet’in siyasi geçmişiyle birlikte aşklarını konu alıyorsunuz. 3 hikâyenin ustaca harmanlanmasıyla ortaya çıkan romanda geçen hikâyeleri yazarken zorlandınız mı? Özellikle 12 Eylül döneminde bir grup üniversite öğrencilerinin yaşadığı olaylar iç parçalayıcı.
Evet, “Paramparça” farklı farklı dönemlerden üç farklı hikayeyi anlatıyor, üç hikaye de sonunda Nazım’ın bir şiiriyle “Burası Türkiye” dedirtecek şekilde birbirine bağlanıyor. Benim tüm kitaplarımdaki gibi gerçekle kurgu iç içe geçiyor. Elbette zorlandım, zorlanmaz olur muyum, hepimizin acıları onlar, yasını bile tutmayı beceremediğimiz, halının altına süpürdüğümüz acılar. Belki de o yüzden sürekli bir yerlerden yeni acılar çıkıyor. Yas tutmadığımız, özür dilemediğimiz, yüzleşmediğimiz için.

*Nazım Hikmet’in hayatındaki kadınların hikâyesini yazarken ne düşündünüz? Sanırım bu kadınların ortak özelliği Nazım’a çok aşık olmaları ve oldukça fedakar olmaları. En çok hangi kadının hikâyesini aktarırken etkilendiniz?
Nazım’a çok kızdığım da oldu, şefkat duyduğumda. Hızlı duygu geçişleri yaşadım. Piraye’den de etkilendim, Münevver’den de... İkisinin de terkedildiğinde yaşadığı yıkım ağır. İkisi de çok başka kadınlar, çok sağlam, çok fedakar... Nazım eşten yana çok şanslı bir adammış, onlarsa çok şanssız... Ama eşlerden çok beni Nazım’ın öz oğlu Memet’in hikâyesi etkiledi. Hiçbir çocuk onun yaşadıklarını yaşamamalı, çok ağır...

*Nazım Hikmet’in şiirlerini okurken biz hem şiirlere hem yaşanmışlıklara genelde Nazım’ın gözünden bakıyoruz. Siz romanınızda o şiirlere ve Nazım’ın hikâyesine Piraye’nin, Münevver’in, Vera’nın; yani onun hayatındaki kadınların gözünden bakıyorsunuz. Bu çok değerli bir şey bence. Siz ne düşünüyorsunuz?
İyi şiir yazamıyor olmaları Piraye’yi ya da Münevver’i Nazım’dan daha değersiz yapmaz ki... Biri de onların sesi olmalı, değil mi? Benim bütün kitaplarımda bu var aslında. “Kemal’e Eren Kadınlar”da Atatürk’ün iki eşi Fikriye ve Latife, “Enver Paşa’nın Sultanı”nda henüz bir çocukken Enver Paşa ile nişanlanan Naciye Sultanı, “Bir Başvekil Sevdim”de Menderes’in metresi ünlü opera sanatçısı Ayhan Aydan’ı anlattım. Hepsinin ortak noktası aynı. Kendini ortaya atmamış, vakarla susmuş, acısını bağıra çağıra dillendirmeden kendi içinde yaşamış kadınların susmuşluklarına ses olmayı seviyorum. O susmuş, susmak zorunda kalmış şahane kadınlara ses vererek kız kardeşlik ediyorum galiba. Kız kardeşliğe çok inanıyorum ben. Bizi en iyi biz anlarız. Biz; aynı anda hem akşama pişecek yemeği, hem oğlanın ödevini, hem kızın ateşini, hem yarınki çok önemli iş toplantısını, hem saçımızın gelen dip boyasını, hem de ay sonunu düşünebilenler. Romanlarımın kahramanlarına da onların sesi olup kız kardeşlik ediyorum galiba. Nazım varsa Piraye de var, Münevver de var. Çok da şahane insanlar.

*Romanınızda değindiğiniz bir diğer konu da baba olgusu. Zeynep’in baba eksikliğinin bütün hayatına nasıl etki ettiğini okuyucuya hem gerçekçi hem duygusal bir dille aktarıyorsunuz. Özellikle Zeynep’in kızı Peri’yi kıskandığını itiraf ettiği bölüm çok çarpıcı. Bu konuyu işlerken gerçek olaylardan esinlendiniz mi?
Evet “Paramparça”da üç farklı hikaye var. Sadece Nazım’la ilgili olan gerçek. Diğerleri kurgu. Kurgularda da elbette esinlediğim olaylar, tanıklıklar var. Zeynep kızını kıskanıyor, çünkü kızının babası var. Terk etmiş bir ebeveyn bir çocuk için çok ağır. Yazarken bilgisayarın içinden elimi uzatıp hem Zeynep’in hem de Nazım’ın oğlu Memet’in başını okşamak istediğim çok oldu.

Paylaş

İki King güçlerini birleştirdiKitapları toplamda yaklaşık 350 milyon adet satan yazar King bu kez gücünü kendisi gibi yazar olan oğlu Owen’la birleştirdi; tüm kadınları uyutan bir virüsün peşine düştü.

Devam