VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ocak 2015 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Yaşlılık da hayata dairdir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yaşlılık da hayata dairdir

“Mutsuz Olmak” ve “Aşk” isimli kitaplarından tanıdığımız Wilhelm Schmid, gördüğü felsefe eğitiminin ardından hastanelerde “felsefeyle manevi destek” hizmetinde çalışmış ve kitapları dünya çapında bir milyona yakın satmış bir yazar. Yeni kitabı “Sakin Kalmak” “nasıl yaşlandığımız” üzerine düşünen özel bir metin.

AYLA AKBUAR



Yaşlılık ve ölüm üzerine ilk ne zaman düşündüğünüzü hatırlıyor musunuz? Bir yakınınızı kaybettiğinizde mi? Yoksa medyatik ve trajik bir ölüm duyduğunuzda mı?

MUTSUZ OLMAK VE AŞK

Wilhelm Schmid, gördüğü felsefe eğitiminin ardından hastanelerde “felsefeyle manevi destek” hizmetinde çalışmış ve kitapları dünya çapında bir milyona yakın satmış bir yazar. Daha önce yine İletişim Yayınları’ndan çıkmış olan “Mutsuz Olmak’” ve “Aşk” isimli kitaplarını bir solukta okumuş biri olarak, yeni kitabı “Sakin Kalmak”ın basıldığını öğrenince çok sevindim. Çünkü Schmid, söyleyeceğini hap haline getirip söylerken ne söylenenin kalitesinden ödün veriyor ne de düşündürme yetisinden. “Sakin Olmak”a gelince... Belirtmeliyim ki, kitap isminin çağrıştırdıklarından biraz daha farklı şeyler anlatıyor. Açıkçası okumadan önce benim aklımda, kaotik bir dünyada nasıl sakin kalabileceğimizin ipuçlarını aramak vardı. Ancak diğer kitaplarından da alıştığımız üzere içindekilere göz attığım anda yanıldığımı farkettim. Kitap, yaşlanma sürecinde sakin ve mutlu kalmak üzerine yazılmış.

Yazar ellinci doğum günü yaklaşırken yaşlanma üzerine sunduğu bir tebliğden sonra, beğeniler aldığını ancak anlattıklarının kendine değil, annesinin deneyimlerine dayandığını belirtiyor. Annesinin ‘sakince’ yaşadığı yaşlanma sürecine, önce şaşırıyor ve sonra da daha fazla şey öğrenmek ve belki de modellemek için dikkatle izliyor.


Günümüzde birçok konuda bilgi alabileceğimiz milyonlarca kitap basılıyor. Bunlardan bir kısmı, kişisel gelişim kitapları ve meraklısı da çok. Ancak, önemli stres kaynaklarından biri olan “yaşam dönemeçleri”ne dair işimizi kolaylaştıracak bir kitap bulmak pek kolay değil.En azından Türkçede. Yaşam dönemeci derken, ergenlik, sınav süreçleri, askerlik, boşanma, menopoz, andropoz, yaşlanma vs. gibi hemen herkesin yaşamları boyunca mecburen kendini içinde bulduğu köşe başlarından bahsediyorum. Yanlış anlaşılmasın, bu konularda yazılmış binlerce teknik, bilimsel içerikli ya da öznel deneyimleri kapsayan kitap var. Ancak, bu dönemeçlerden birinde bulunan kişiyi düşündürecek, sorgulatacak ve yaşadığı deneyime daha objektif ve farkındalığını yükseltecek şekilde bakmasını sağlayacak kitaplar ne yazık ki çok az.

“Sakin Olmak”, bu konuda önemli bir açığı kapatıyor. Yaşlanmaya hazırlanan, yaşlanma sürecini deneyimleyen ya da bu konuda düşünmek isteyenler için mükemmel bir kitap. Annesini modelleyerek hazırlandığı yaşlılığın sakin olacağını beklerken, altmış yaşına geldiğinde kendini birdenbire hüzünlü, güvensiz ve hiç de barışçı olmayan bir ruh halinde bulduğunda, en azından “Art of Aging” (Yaşlanma Sanatı’nı) deneyimlemeye karar verir. “Anti Aging”akımının gereklerini yapıp, kendini gülünç kılma pahasına gençleşme çabası vermektense yaşlanmayla haşır neşir ve hayatı bütün olarak algılamaya imkan verecek şekilde hayatı bilinçle yaşamaya niyet eder. Yaşlanmayı neredeyse bir hastalık olarak gören modern anlayışın tersine, yaşlanmanın anlamını keşfederek, tecrübeleri aktararak ve hayatın kemale ermiş dolgunluğunu tecrübe ederek, kişinin keyif almasının mümkün olduğunu keşfeder: “Nebati bir dille söylersek bu yoruma uygun bir yaşam sürmenin anlamı şudur. İyi kötü serpilebilen bitkiler gibi, kendisi için ve başkaları için çiçek açmaya devam etmek, ayrıca solmaya da razı olmak.” Peki neden sakin olmak? Çünkü, tüm yaşamımız boyunca doğal olarak yavaşlamanın, hormonların ve bedenin yapabilirliklerinin azalmasıyla, sakin kalmayı en iyi becereceğimiz dönem yaşlılık. Ancak, dünyanın içinde bulunduğu ekonomik, siyasal, çevresel vs. olumsuz durumlar bunun gerçekleşmesi yönünde büyük engeller oluşturuyor. “Tam Nirvana’ya varacağım bir gülme geliyor” diyen karikatürdeki gibi, tam sakinleşmek üzereyken duyduğumuz bir toplumsal olay dengelerimizi altüst ediyor. Modern zamanın en büyük sorunu iç ve dış sükunetimizi koruyamamak olmalı. Kitabı okurken hem kendi hayatımın önümde uzanan yaşlılık yıllarına dair düşündüm, hem şimdilik bilimsel olarak kaçınılmaz olan ölüm fikrini sorguladım. Yaşamın devreleri üzerine düşünmeye hazır olmak, gerçekliğimizi olduğu haliyle kabul etmeyi ardından da sükuneti getirecekse bu kitabı okumak zevke dönüşüyor belirtmiş olayım.

SÜKUNET ADIMLARI

Yazar, sükunete giden on adımı güzelce tanımlamış: “Yaşamın mevsimleri üzerine düşünceler, yaşlılığın ve yaşlanmanın hususiyetlerine anlayış göstermek, yaşlılığı kolaylaştıran alışkanlıklar, hazların ve mutluluğun tadına varmak, ağrılarla ve mutsuzlukla baş etmek, yakınlık hissetmek için temas, bir ağa bağlı kalmak için sevgi ve arkadaşlık, şen ve sakin kalmak için kendini dinlemek, onunla beraber yaşayabilmek için ölümle ilişki kurmak ve ölümden sonra olası bir yaşama dair düşünceler” başlıkları altında okuduklarınız sizi hüzünlendirmiyor merak etmeyin. Aksine, okudukça kendinizi daha güçlü ve sakin hissetmeye başlıyorsunuz.

Kitapla ilgili beni düşündürten önemli bir konu ise şu oldu. Çevirmen Tanıl Bora, gayet edebi ve hoş bir çeviri yapmasına karşın kullandığı kelimelerin bazılarını (hususiyet, tasnif, mertebe, dahli olmak, münasip, tekabül, istidat, ahval, mütalaa, gayri mevcut, hasretmek, müphem, musdarip, sirayet, istikamet, ilanihaye, zuhur, müşkül, berdevam, rikkat, ehemmiyet vs.) okurken yaşı ilerlemiş bir insanı dinliyormuş hissinden kendimi alamadım. Yazarın orijinal metnindeki üslubuna sadık kalmak ve/veya kitabın anlatmak istediklerini daha iyi vurgulamak amacıyla eski ve günümüz dilinde pek kullanımda olmayan kelimeler seçildiyse isabetli olduğunu düşünüyorum.

Paylaş