VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ağustos 2012 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Yazarın yeraltı mağaraları sistemi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yazarın yeraltı mağaraları sistemi

Herbert Kraft’ın Musil biyografisinde notlar ve mektuplar arasında bir labirentte gönüllü olarak kaybolmayı seçmiş.

Ahmet Tulgar

Her ne kadar üzerine fazlaca literatür üretilmemiş ve belki de kıymetine ve hazzına vakıf olunmamış olsa da Robert Musil, Türkçe olarak hayli ulaşılabilir, önemli yapıtları çevrilmiş bir klasik modern... İlk önemli ve onu üne kavuşturan yapıtı “Die Verwirrungen des jungen Törless”, “Öğrenci Törless’in Bunalımları” ve “Genç Törless” adıyla iki ayrı isimle, iki ayrı yayınevinden çıkmış. “Üç Kadın” (Drei Frauen) ise aynı isimle yine iki ayrı yayınevinden. “Nachlass zu Lebzeiten” ise Robert Musil’e yayın programında özel bir yer tanıdığı belli Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmış. Zaten elbette daha yakından bahsedeceğimiz ve dünya edebiyatının en önemli modern klasiklerinden sayılan “Niteliksiz Adam”ı da iki cilt halinde, klasikler dizisinde ve bu işin ustası Ahmet Cemal’in çevirisiyle yayımlayan da bu aynı yayınevi...
Almanca, Avrupa ve dünya edebiyatındaki önemine sık sık dikkat çekmek zorunda kaldığım Avusturyalı yazar Robert Musil’in Türkiye okur ve eleştirmenleri nezdinde Mann ya da Joyce’dan Fuentes ya da Marquez’e uzanan diğer modern klasiklerin ürettiği heyecanı üretmemesi ise yadırganacak bir durum değil. Musil yaşarken ve yazarken de hayatının son 10 yılında Almanca okurundan da tümüyle kopmuş, handiyse unutulmuştu. Ve bu unutuluşun nedeniyse kitaplarının 1933 yılında Almanya’da, 1938 yılında ise anavatanı Avusturya’da Naziler tarafından yasaklanmış, kendisinin de İsviçre’ye sürgüne gitmiş olması değildi. Çünkü başta Thomas Mann ve Bertolt Brecht olmak üzere Almanca edebiyatın birçok önemli ismi için sürgün hiç de böyle bir sonuç doğurmamıştı. Robert Musil’in unutulmasına yol açan olay yine kendi açtığı yazınsal uçurumda, derinliğinden kendi yazınsal hayatının ve Avrupa edebiyatının bir başyapıtının bölüntülerinin yankılandığı bir uçurumsal romanda hep daha derine, hep daha derine inmeyi seçmesiydi. Musil daha Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde başladığı “Niteliksiz Adam”ı ölene kadar bitiremeyecek, hayatının içine notlar, fragmanlar yığılacak, tamamlanmamış haliyle de çağdaş edebiyatın en prestijli romanlarından birini üretirken, işte bu taslaklar, fragmanlar ve ilkgençlik yıllarından itibaren ölene kadar itinayla tuttuğu günlüklere düştüğü “Niteliksiz Adam”a ilişkin kayıtlardan oluşan devasa, çetin, bulmacamsı bir ikinci başyapıt da doğacaktır.
TEK YAŞAM SEÇENEĞİ
Avusturya’nın Klagenfurt şehrinde 1880 yılında mühendis bir babanın çocuğu olarak bir orta sınıf ortamına doğan Musil ilk yüksek öğrenimine Viyana’daki teknik askeri akademide başlasa da, bir süre sonra askeri kariyer yamaktan vazgeçecek ve 1901’de Brünn’de, babasının da hoca olduğu teknik yüksek okuldan makine mühendisliği diploması alacaktır.
Mühendis Musil 1903 yılında Berlin’de felsefe okumaya başlar. 1908’de ise bitirme tezini verirken dönemin önemli filozoflarından olan hocalarının bütün coşku ve övgüsüne rağmen akademide kalmayıp serbest yazar olarak çalışma kararı alır. Ve böylelikle subay olarak katıldığı Birinci Dünya Savaşı dönemi dışında geçim sıkıntısıyla boğuşarak geçecek ama bir yandan da kısa sürede kendisine edebiyat çevrelerinde ün ve saygın bir yer sağlayacak bir hayatı, tek yaşam seçeneğini kendisine tanımış olur.
Edebi eserlerinden gelen para ile kıt kanaat de olsa geçinecebileceğini anladığında bir süredir yaptığı ve başarılı da olduğu ama bir yük olarak tanımladığı gazeteciliği bırakır. İlk avanslar gelmeye başladığında ise hayli ilgi toplayan makaleleri üretmeyi sınırlar. Ve 1923 yılndan sonra art arda Almanca edebiyatın birçok önemli ödülünü almış olsa da, 1931 yılında Berlin’de yaşamaya başladığında arkadaşlarının bir Musil Derneği kurup dernek bünyesinde topladığı paralarla ona yardım etmelerine razı olur. 1934’te Viyana’ya döndüğünde bu aynı dernek bu kez bu kentte kurulacak ve aynı para yardımını almayı sürdürecektir yazar.
Aynı dönemde “Niteliksiz Adam” giderek bütün kıskançlığı ile Musil’in tüm gündelik hayatına ve yazınsal üretimine el koymakta, Musil derinlere çekilirken, kitabın oluşan kısmının görkemli parıltısını fark eden yayıncısı Musil’e düzenli olarak avans ödemektedir. Elbette bu avansların bir karşılığı olur ve Musil 1930 yılında tamamlanmış bölümlerden bir cilt yayımlanmasına razı olur. Ancak “Genç Törless” kadar bir satış başarısı elde etmez bu cilt. Yayıncısı avansları kesmeye karar verince yayımladığı ikinci devam cildi ise birinci kadar da satılmayınca yayınevine teslim ettiği diğer bölümleri de geri çeker. Unutuluş dönemi başlamıştır işte. Ağır yoksulluk koşullarında bir papazın nakti yardımları ve İsviçre hükümetinin sürgündeki Alman entelektüelleri için ayırdığı cüzi destekle yaşadığı Cenevre’de beyin kanamasından 1942 yılında öldüğünde masasında birkaç haftadır üzerinde çalıştığı yeni bir bölümü vardı “Niteliksiz Adam”ın. Musil ardında romanla ilgili 6 bin sayfalalık not, düzelti ve taslak bırakmıştı.
UÇURUMUN KIYISINDA
YKY’nin Ali Nalbant çevirisiyle yayımladığı Herbert Kraft’ın “Musil”i bu büyük yazarın edebi üretimi ile tanışmanın şansına sahip olmuş okurlar için de, henüz tanışmamış olanlar için de heyecan verici bir okuma serüveni sunuyor. Evet, Robert Musil serüvenli bir yol, zor bir coğrafya.
Ama bir kere başladı mı, çoğu okuru beraberinde sürükler uçurumunun kıyısına. Bazıları onun anavatanın; Avusturya dağlıklarındakilere benzer ürpertici uçurumlarına inmeyi de dener. O yeniden ve yeniden bahsettiğimiz notlarının, günlüklerinin mağaralar sistemine girmeyi de...
Ben denedim. Geçen yılın ve bu yılın bir kısmını Robert Musil’in günlüklerini okuyarak geçirdim. Musil’in yaşam boyu yayımcısı olan Rowohlt bünyesinde Adolf Frise tarafından ilk baskısı yapılan “Tagebücher (Günlükler)” iki cilttten oluşuyor. 1027 sayfalık ilk ciltte Musil’in 1899 yılından 1942’ye kadar düzenli olarak günlüklerine geçirdiği roman, hikâye, makale bölüntülerinden, okurken yaptığı alınıtlar, gündelik hayat ve elbette savaş sırasında aldığı notlardan oluşan dev bir sistem var. Bu sisteme rahatlıkla yazarın yeraltı diyebiliriz. Musil’in inerken “Niteliksiz Adam”ı da çektiği ya da inip de “Niteliksiz Adam”ı aradığı yeraltı.
Bütün bu okuma macerasında ben de girdim bu tekinsiz yeraltı mağaralarına. Avrupa tarihinin arada bir devrimsel alevlerle aydınlandığı bu en karanlık dönemlerinden birinin tarihsel uğraklarından geçtim.
Kaybolmak üzere olduğumu fark ettiğimde ikinci ciltten yardım almaya çalıştım. Çünkü Rowohlt 1436 sayfalık ikinci cildi dipnotlara, eklere ve bibliyografyalara ayırmıştı. Ve böylece bir ikinci labirent daha kurmuştu.
Bu okumayı bitirdiğimde hazdan başım dönüyor, kararmış gözlerim dünyaya bakarken kamaşıyordu. Hayata bir kez daha edebiyattan bakıyordum. Evet, göz kamaştırıcıydı. Biliyordum zaten. Edebiyatın tarif ettiği, işaret ettiği hayat göz kamaştırıcıydı.
Musil-Nitelikli Bir Adam

Fakat görevlerin insanı içeriksiz bir iradeyle, eğer bu içerik merhamet değilse, içeriği dışarıdan belirlenen disiplin olarak iradeyle, eğer demirden bir iradeyle düzenli olarak on bir buçuk saatlik bir iş gününün üstesinden geliyorsa, insan bu Lindner’in ne becerebileceğini hayal edebilir. Gerçi Lindner, yeni yeni kendi memleketinde de bazılarına bir ideal gibi görünen, bütün pervasızlıklardan tiksinir, fakat buna sırtını dönmek için ona sabah egzersizleri yeter: Yüzünü, boynunu, ellerini ve bedeninin yedide birini yıkamak, bedeninin geri kalanını ıslak bir havluyla silmek, kurulamak, ölçülü olarak kullanmak şartıyla havluyu ustalıklı kullanarak vücuda biraz hareket vermek ve en son cesaret egzersizi olarak yatırılmış bir sandalyenin üzerinden atlamak. Lindner Nietzsche’nin “güç insanları”na ödün vermekten de çekinmez, halk sağlığı ve terbiyesinden bahseder, görünüşe göre bu öğretmen ve bilge, milliyetçiliğin de burjuva-tutucu ruhtan çıktğını bilmez.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163