VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Mayıs 2016 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Yazarların birbirinden etkileyici vasiyetleri
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yazarların birbirinden etkileyici vasiyetleri

Kimi eserlerinin yok edilmesini istedi, kimi sadece mal varlığından bahsetti, kimi de doğduğu ya da sevdiği topraklara defnedilmeyi istedi. Şüphesiz en büyük servetleri, eserleriydi. Kafka'dan Eco'ya, Cemal Süreya'dan Halikarnas Balıkçısı'na yazarların birbirinden ilginç vasiyetleri

İPEK CEYLAN ÜNALAN




Fakirlere 50 bin frank bırakıyorum

VICTOR HUGO (1802-1885)

Fransa’nın en ünlü şair ve yazarlarından Victor Hugo ölümünden iki sene önce hazırladığı vasiyetnamesinde şöyle der "Fakirlere, 50 bin frank bırakıyorum. Mezarlığa, fakirlere mahsus araba ile nakledilmek istiyorum. Hakkımda hiçbir kilisenin âyin yapmasını istemiyorum. Herkesin benim için dua etmesini temenni ediyorum. Allah’a inanıyorum..."

Kaynak: İbrahim Alâettin, Victor Hugo, İstanbul 1931. s.177-178; Hugo Mad., Meydan Larousse, C.6, İstanbul 1988. s.250; M. Türker Acaroğlu, En Ünlü Dünya Yazarları.





Cenazemde kimse alkış tutmasın

ATTİLA İLHAN (1925-2005)

Şair, roman yazarı, düşünür, gazeteci, senarist ve eleştirmen Attila İlhan'ın vasiyeti ise kısa ve öz: "Cenazemde kimse alkış tutmasın".










Her şeyimi zamana bırakıyorum

ECE AYHAN (1931-2002)

Kendini "Tarih bilmeden şiir yazılmaz, ben de tarihi kurcalayan bir şairim" diyerek tanımlayan İkinci Yenici şair Ece Ayhan, hayatını kaybettiğinde 71 yaşındaydı. Beyninde tümör vardı, tedavi de oldu ancak beynindeki tümör vücudundaki diğer organlara da zarar vermişti. Sağlığı günden güne bozulan şair, yakın dostu olan çizer Metin Üstündağ’ın yardımıyla 1999'da Çapa Tıp Fakültesi’ne yatırılır. Ayhan, gördüğü bir dizi tedavi sonrasında tekrar Çanakkale’ye yerleşir. Temmuz 2002’de Çanakkale’den ayrılır ve İzmir’deki bir huzurevine yerleşir. 2002’nin 13 Temmuz’unda hayata veda eden şair, Çanakkale’ye defnedilir. Ece Ayhan bir vasiyet bırakmamıştı ama şu dizelerinde vasiyetini şöyle dile getirmişti: "Vasiyetimdir, her şeyimi zamana bırakıyorum."





Müsveddelerimi yok edin

FRANZ KAFKA (1883-1924)

1924'te veremden hayatını yitiren Dünya edebiyat tarihinin en önemli isimlerinden Franz Kafka, ölümünden önce yakın arkadaşı Max Brod'a müsveddelerinin ortadan kaldırmasını vasiyet etti. Kafka'nın ölünmünden sonra Brod, Kafka’nın vasiyetine rağmen, Kafka’nın birçok eserini ölümünden sonra yayımladı. 1939'da Alman ordularının Prag’a girmelerinden bir süre önce Brod, Kafka’nın müsveddelerini İsrail’e kaçırmayı başardı. 1945’de ise müsveddeleri sekreteri Ester Hoffe’ye “Sevgili Hester, 1945 yılında sana Kafka’nın bana ait olan bütün el yazmalarını ve mektuplarını gönderiyorum" diyerek teslim etti. Hoffe bu müsveddelerde yazılanlardan çok etkilenerek Brod'dan bazılarını satın aldı. Satın aldıkları arasında posta kartları, mektuplar, “Bir Savaşın Tasviri” ve “Yargı” kitaplarının el yazmaları da vardı. Asıl ününe 1950'lili yıllardan sonra kavuşan Kafka, 29 Kasım 1922’de yapılan araştırmalar sonucunda bulunan belgede, sadece 6 eserinin yayımlanmasını diğerlerininin ise yok sayılmasını istediğini beklirterek şöyle demiştir: "Ortaya koyduğum bütün eserlerden sadece şu belirttiklerim geçerlidir "Yargı", "Ateşçi", "Dönüşüm", "Ceza Sömürgesi", "Köy Hekimi" ; hikâyelerimden ise: “Açlık Sanatı.” (“Gözlem’in“ bir örneğinin kalmasını istiyorum, kimse bu hikâyeyi yok etme zahmetini çekmesin, fakat onun yeni basımının olmasını da istemiyorum.) Bu belirttiğim beş kitabın ve hikâyenin geçerli olduğunu söylemem kesinlikle onların yeniden basılıp, yayımlanması anlamına gelmesin; aksine ben bu eserlerin hepsinin yakılıp yok edilmesinden yanayım. Eğer bu kitaplara ulaşmak isteyenler varsa onlara da engel olamam.“





10 yıl boyunca adımı anmayın

UMBERTO ECO (1932-2016)

84 yaşında hayatını kaybeden (2016) Nobel ödüllü İtalyan yazar- düşünür Umberto Eco'nun vasiyeti oldukça ilginç. Şöyle ki Eco, eşi Renate Ramge'ye ve yakın arkadaşı Patrizia Violi’ye "Ölümümden sonra 10 yıl boyunca benim adımı kullanarak etkinlikler düzenlemeyin" diye vasiyet etmiş. Umberto Eco'nun vasiyeti üzerine, uzun yıllardır çalıştığı Bolonya Üniversitesi Rektörü Francesco Ubertini "Bu fikir, Eco’nun dahiliğinin bir ürünüdür. Bu kararı gülümseyerek ve anlayışla karşıladım. Çünkü tam da Eco figürünü yansıtıyor. Hiç şüphesiz ki onun isteğine saygı göstereceğiz" diyerek Eco'nun vasiyetine bağlı olduklarını söylemişti.





Servetim kızıma

WİLLİAM SHAKESPEARE (1564-1616)

William Shakespeare ise vasiyetinde, büyük kızı Susanna'ya büyük bir servet bıraktı. Shakespeare'in vasiyetin en ilginç yanı Shakespeare'in karısı Anne'dan ve eserlerinden hiç bahsetmemesiydi.











Vasiyeti "Budala"da saklı

FYODOR DOSTOYEVSKİ (1821-1881)

"Suç ve Ceza", "Yeraltından Notlar", "Kumarbaz" Karamazov Kardeşler" kitaplarının dünyaca ünlü yazarı "Fyodor Dostoyevski, "Budala"da romanın başkahramanı aracılığıyla ressam bir kıza vasiyette bulunur. Ressam kız, Budala'ya bir insanı hangi haliyle resmetmesi gerektiğini sorar ve ondan kendisi için bir konu bulmasını ister. Budala, ressam kıza bir arkadaşının idam mahkûmu olduktan sonra, idam mangasının önünde tam öldürülecekken affedildiğini anlatır ve ondan, tam o anda idam mahkûmunun gözlerindeki ifadeyi çizmesini ister. Ne tesadüf ki DOstoyevski de aynı şekikde ölümden dönmüştür.





Adıma bir orman yapın

CAN YÜCEL (1926-1999)

Unutulmaz şair Can Yücel, son nefesini vermeden birkaç gün önce İzmir'de hastanede yattığı günlerde yakın arkadaşı Ömer Atılgan'a "sizlerden tek bir şey istiyorum, benim adıma bir orman yapın. Ağaçların herbiri ülkemizde öldürülen devrimcilerin isimlerini taşısın" demiş. Can Yücel'in vasiyeti olarak kabul edilen bu isteği 2013 yılında İzmir Seferihisar Belediyesi ve yazar-şair Cezmi Ersöz’ün ortaklaşa projesi ile hayata geçirilerek Can Yücel Hatıra Ormanı oluşturuldu. Ve Deniz Gezmiş'ten Uğur Mumcu'ya, Harun Karadeniz'den Abdi İpekçi'ye, Nesimi Çimen'den Hrant Dink'e, Ethem Sarısülük'ten Abdullah Cömert'e, Ali İsmail Korkmaz'dan Mehmet Ayvalıtaş'a kadar 74 isim adına birer fidan dikildi.





Kitaplarımı okuyanlar birlik olsunlar

YAŞAR KEMAL (1923-2015)

Geçtiğimiz yıl hayata gözlerini kapayan Türk edebiyatının ulu çınarı Yaşar Kemal "vasiyetimdir" diyerek bir belge bırakmadı ancak Kasım 2014'te İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin kendisine 'fahri doktora' unvanı vermek için düzenlediği törene sağlık sorunları nedeniyle katılamayınca Yaşar Kemal bir mesaj gönderdi. Yaşar Kemal vasiyeti niteliğinde mesajında şunları dile getirmişti:

"Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.
"Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir.
"Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar."





Devrimci mücadeleyi bensiz sürdürün

Tezer Özlü (1943-1986)

Edebiyatımızın çok erken yaşta, henüz 43'ündeyken yitirdiği Türkiye'nin özgün kalemlerinden Tezer Özlü de vasiyet niteliğinde sözler bırakan yazarlardan... Tezer Özlü, "Çocukluğun Soğuk Geceleri"adlı kitabında "Ölüyorum, devrimci mücadeleyi bensiz sürdürün" diyerek adeta vasiyet niteliğinde bir seslenişte bulunur. Edebiyatımızın diğer bir güçlü kalemi Leyla Erbil, Tezer Özlü’nün sol mücadelenin içinde aktif bir şekilde yer almadığını ancak Özlü’nün “Devrimci mücadeleyi bensiz sürdürün” sözlerinin vasiyet olarak ele alınması gerektiği şu sözlerle dile getirmişti: "Devrimci mücadele zaten onsuzdu. Vicdana yerleşmiş olan tarihi bir sorumluluk duygusuyla eksilenmedir bu. Giderek bir çeşit vasiyettir".





Gömmeden biraz gezdirin beni

CEMAL SÜREYA (1931-1990)

Türk edebiyatının önde gelen şairlerinden Cemal Süreya da bir "vasiyet" bırakmayan ama adeta vasiyetiymişcesine yazdığı "16 Dize" şiirinde "Gömmeden önce biraz gezdirin beni" demiş. Şairin cenazesini Sunay Akın, mezarlığa götürülmeden önce bu nedenle İstanbul'da dolaştırmıştır.









Beni Bodrum'a gömün

HALİKARNAS BALIKÇISI/ CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI (1890-1973)

Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan Bodrumlu yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı , manevî oğlu Şadan Gökovalı’ya bıraktığı vasiyetinde Bodrum'a gömülmek istediğini istediğini söyler:

“Sana şimdiden söylemiş olayım. Bodrum’a gömülmek istiyorum. Bittabi orayı çok sevdim. Hayli hizmetim de geçti. Belediyeye de yazmak istiyorum; ama sana söyleyeyim daha iyi.
Mindos kapısı tarafında bir yere gömsünler beni, yanımda Hatice’ye de (son eşi) bir yer ayırsınlar. Sakın mermer, beton filan istemem ha... Bir taş bulun, uzunca bir taş, yazısız. Onu dikin mezarımın başına. Falanca oğlu filancaymış, şu tarihte doğup şu tarihte ölmüşüm. Katiyen yazı istemiyorum, basit bir taş.
Eh bizim tekne su almaya başladı. Şatafatı da sevmem; tepelere, deniz gören yerlere gömülmem şart değil. Nasıl olsa yattığım yerden denizi seyredemem, denizi ruhumda yaşatıyor, gönül gözüyle her zaman görüyorum. Suat (oğlu) sık sık ziyaret edebilmeleri için İzmir’e gömmek istediklerini söylüyor. İstemem yahu.
Bodrum’u severim bilirsin. Beni ziyaret için çocuklar ara sıra da olsa gezmiş, hava almış olurlar. Zaten ben saygı duruşu isteyecek değilim ya. Balıkçı’ya bir merhaba yaraşır.”
Halikarnas Balıkçısı’nın son sözleri ise şunlar olmuştur: “Ah... Ne acı... Doğa en can alıcı noktada elimi kilitledi. Son söylemek istediklerimi yazamadım. Sanırım ki yolcuyum. Dünyaya bir merhaba deyip gideceğim... Burnuma çiçek kokuları geliyor... Açın açın pencereleri, son defa görmek istiyorum güneşi, son defa görmek istiyorum özgürlüğü. Merhaba çocuklar, merhaba dünya. Merhabaaa...”





Ah Veracığım, bir İstanbul'da olabilsem

NAZIM HİKMET (1902-1963)

3 Haziran 1963’de Moskova’da hayatını kaybedip Moskova’daki Novi Deviçye (Kızlar Manastırı) Mezarlığı’na defnedilen Nazım Hikmet'in ise vasiyeti niteliğindeki dizelerinde Anadolu’da bir çınar ağacının dibine gömülmeyi arzu ettiğini söylemiştir.

“Anadolu’da
Bir köy mezarlığına gömün beni.
Ve de uyarına gelirse
Tepemde bir çınar olursa
Taş maş da istemez hani.”
Nazım Hikmet, ölmeden önce yazdığı vasiyetnâmede karısı Verâ’ya şöyle demiştir: “Verâcığım! İstanbul’a gemiyle gidebilseydik, kaptana, delicesine bir hızla sürmesini rica ederim. Memleketime varmadan mutluluktan ölmemek için... Ah Verâcığım, bir İstanbul’da olabilsem...”





Her şeyi Darüşşafaka'ya

SAİT FAİK ABASIYANIK (1906-1954)

1954 yitirdiğimiz Türk edebiyatının usta öykücüsü Sait Faik Abasıyanık, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın teşvikiyle 1954’te Darüşşafaka Lisesi'nde düzenlenen bir edebiyat matinesine katılır ve çok etkilenir. Matineden sonra Darüşşafaka’yı gezer, orada okuyan çocuklarla ilgilenir. Eve döndüğünde annesi Makbule Hanım'a mal varlıklarını, Darüşşafaka'ya bağışlamayı vasiyet eder.

Sait Faik aynı yıl vefat edince Makbule Hanım, mal varlıklarının çoğunu, Sait Faik'in eserlerinin telif haklarını ve Sait Faik Abasıyanık Müzesi yapılması koşuluyla Burgazada’daki evini Darüşşafaka Cemiyeti’ne bağışlar. Bu vasiyetnamenin bir maddesinde de, her sene dönemin ileri gelen edebiyat ustalarından oluşacak bir jürinin, o sene içerisinde yazılmış en iyi öyküyü seçerek ona “Sait Faik ve Makbule Abasıyanık Hikâye Mükâfatı” vermesini istedi. Makbule Hanım’ın bu isteği 1964’ten bu yana Darüşşafaka Cemiyeti tarafından yerine getirilmektedir. Burgazada'daki Sait Faik Abasıyanık Müzesi ücretsiz gezilebilmektedir.





Gençlik hatası tartışması

EDİP CANSEVER (1928-1986)

Edip Cansever'in 1947 yılında yayımladığı "İkindi Üstü" kitabındaki şiirlerini, 'bir gençlik hatası' olarak tanımlayıp, piyasadan toplamaya çalıştığı bilinir. Üstelik Edip Cansever yaşamı boyunca o kitapta yer alan şiirleri reddettiğini söyler. Ancak YKY "Sonrası Kalır"da şairin reddettiği o şiirleri de külliyata eklemiştir.

"Edip Cansever'in reddetiği şiirlerini, şairin külliyatına dahil eder miydiniz; etmez miydiniz?" sorusuna Hilmi Yavuz ile Enis Batur 'vasiyete saygı gösterilmeli ve yeniden basılmamalıydı' diye yanıt verirken, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın yanıtı ise 'madem ki yazmış, onundur' olmuştu (29 Nisan 2005 tarihli Radikal Gazetesi). Ancak bu olayı daha sonra Hasan Pulur (Milliyet) ve Özdemir İnce (Hürriyet), Doğan Hızlan (Hürriyet) köşelerine taşımışlardı. Tartışmalar uzayıp gidebilir ancak, Edip Cansever'in 'gençlik hatası' olarak niteliyip reddettiği "İkindi Üstü" kitabının, şairin külliyatına dahil edilmemesi vasiyeti olarak kabul edilebilir.





Yapıtlarım yayımladıklarımdan ibarettir

OKTAY RIFAT HOROZCU (1914-1988)

Birinci ve İkinci Yeni akımının usta şairlerinden Oktay Rıfat Horozcu, yazılı bir vasiyet bırakmadı ancak "Benim yapıtım yayınladıklarımdan ibarettir" diyerek vefatından önce bütün şiir ve yazı müsvettelerini yok etti.





5 vakit namaz kılın, oruç tutun, 100 Tevhid hediye edin, 70 bine doldurun

NECİP FAZIL KISAKÜREK (1904- 1983)

Necip Fazıl Kısakürek ise ölmeden önce vasiyet bıraktığı vasiyetinde cenazesinde çiçek istemediğini ve Mevlid okunmamasını istiyor. Bunun yerine 5 vakit namaz, bir günlük oruç, toplamda 70 bine varacak şekilde kişi başı 100 Tevhid riva ediyor. Bir de "nefret" ve sevginin "iki kutup" üzerine yoğunlaştırılmasını.

Vasiyetinden bazı bölümler şöyle:

* Nasıl, nerede ve ne şekilde öleceğimi Allah bilir.
Fakat imkân âleminde en küçük pay bulundukça, biricik dileğim Ankara'da Bağlum Nahiyesindeki Yalçın mezarlıkta Şeyhimin civarına defnedilmektir. Elden gelen yapılsın...

* Cenazeme çiçek ve bando muzıka gönderecek makam ve şahıslara uzaklığımız ve kimsenin böyle bir zahmete girişmeyeceği malûm.. Fakat bu hususta bir muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılmak gerektiği de beni sevenlerce malum.. Çiçekler çamura ve bando yüzgeri koğuşuna..

* Cenazemde, namazıma durmayacaklardan hiç kimseyi istemiyorum! Ne de, kim olursa olsun, kadın... Ve bilhassa ölü simsari cinsinden imam!.. Ve "bid'ad" belirtici hiçbir şeyi!.. Başucumda ne nutuk, ne şamata, ne medh, ne şu ne bu... Sadece Fatiha ve Kur'an..

* Mezarımda ilâhi ve ulvi isim ve sıfatlardan ve benim beşeri ve süfli isim ve sıfatlarımdan hiçbir iz bulunmayacak.. Mevlid.. de istemem!.. Onu, uhrevi rüşvet vasıtası yapanlara bırakınız! Sadece Kur'an...

* Şimdi sıra en büyük dileğimde.. Müslümanlardan, eğer bu davada hizmetim geçtiğine inanan varsa şunları istiyorum: Her ferdin, herhangi bir kifayet hesabına yanaşmaksızın, benim için "Necip Fazıl'ın kaza borcuna karşılık" niyetiyle bir günlük (5 vakit) namaz kılması ve yine bir gün oruç tutması.. Mevtanın ardından onun için kaza namazı Şafii içtihadinca caizdir ve aynı içtihad Hanefilerce de rahmettir.

* Her ferdin, en aşağı 100 Tevhid kelimesi okuyup sevabının mislini bana hediye etmesi.. 70 bine dolması lazım..

* Bir de üzerimde hakkı olanlarının bunu Allah rızası için helâl etmeleridir..

* Ölünceye dek, üzerimdeki Allah ve kul haklarından mümkün olanını ödeyebilmek için elimden geldiği kadar cehdetmek azmindeysem de ne olacağını, nereye hangi noktaya varabileceğimi bilmiyorum ve yardımı müslümanlardan bekliyorum. "Şey'en lillah" tabiriyle bana Allah için bir şey veriniz! Yardımınızı esirgemeyiniz!

* Allah, Allah dostlarını ve düşmanlarını unutmayınız!
Hele düşmanlarını!.. Olanca sevgi ve nefretinizi bu iki kutup üzerinde toplayınız!

* Beni de Allah ve Rasûl aşkının yanık bir örneği ve ardından birtakım sesler bırakmış divanesi olarak arada bir hatırlayınız.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam