VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mart 2013 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Yazmanın bedensel hazzı: Eller
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yazmanın bedensel hazzı: Eller

Türkiye’nin önde gelen yazarları ellerinin hazzını, çilesini, yaratıcılığını, anarşistliğini, asiliğini ve ölümcül önemini anlattı.






Elif Şafak

Tahmini doğumuma yaklaştığımız günlerdeydi. “ Bundan sonra parmaklarınızdaki tüm yüzükler çıkacak.” dedi doktorum. “ Ve bebek doğduktan sonra daha uzun bir süre yüzük takmayacaksınız. Böylece ben senelerdir ilk defa yüzüksüz dolaşmaktayım. Düşündüm gümüş yüzükler varlığımın bir parçası olmuş adeta.
Hep iri, taşlı, iddialı yüzükler sevdim. Kıyafetlerimde hiçbir zaman sahip olamadığım girişkenliğimi ellerime sakladım. Düşündüm yazarken ellerimi izlemeyi seviyorum. Belli yüzükleri takmayı, belli renkleri bulundurmayı, illa ki mor, illa ki sarı, illa ki siyah olsun istiyorum yanımda. Ve bir de baykuşlar…
Ellerim bazen benden bağımsız hareket ediyormuş gibi geliyor. Sosyalleşmek normalleşmek adına kendi içimde bastırdığım ne kadar ses ve kişilik varsa özgür kalıyor ben edebiyatın içindeyken. Beynimin başka bölgelerini kullanır oluyorum.
Roman yazarken kişiliğim değişiyor sanki. Ben daha az ürkek , daha az endişeli, daha az elhamlı oluyorum. Ellerim sürekli irtibat halinde bu yeni kişiyle… OMAR diyorum ona bazen. İstiyorum ki gündelik hayatta kalsın, sadece yazarken değil, roman bittiğinde de benimle olsun. İstiyorum ki ben gerçek hayatta böyle biri olabileyim. Olmuyor. Roman bittiğinde kayboluyor OMAR. Gene ellerim en yakın sırdaşı, onlar el sallıyorlar ardından.
Roman yazarken ellerimi seyrediyorum, tanıdığım ama sonuçta benden bağımsız bir varlığı izler gibi…


Ahmet Ümit

Eski bir inanışa göre insan bedenindeki her organın kendi aklı vardır. Gözlerimiz, yüreğimiz, ellerimiz, ayaklarımız… yani her organımız kendi aklıyla hareket eder. Genellikle olağanüstü anlarda kullandığımız “Yüreğime söz geçiremiyorum” , “Ellerimin ona uzanmasına engel olamadım”, “Gözlerime engel olamıyorum”, cümlelerinin de kanıtladığı gibi kimi zaman beynimiz kontrolü tümüyle kaybeder. Beynimizin sert ve kesin komutlarına rağmen organlarımız kendi istemleri doğrultusunda hareket etmeyi sürdürür. Kimi zaman özlleikle de yazarken ellerimle beynimin bu çatışmasına ben de tanık olmuşumdur. O anlarda ellerim adeta beynime isyan ederek , kendi keyfince çalışır, parmaklarım bildiği gibi dokunur bilgisayarımın tuşlarına ve romanımı yazmaya başlar. Sanki ellerimle, romanımın kahramanı ya da hikayenin ruhu arasında gizli bir anlaşma vardır. Ellerim artık benim denetimimden çıkmıştır; romanımın kahramanları benim belirlemediğim bir tarzda konuşmaya, olay örgüsü tasarlamadığım gibi akmaya başlar.
“Eğer biz ilk dalı işlemesiydik, eğer biz ilk taşı yontmasaydık, eğer biz ilk madene biçim vermeseydik o çok övdüğümüz beyniniz bu kadar gelişebilir miydi? Eğer biz mağara duvarlarına ilk resmi çizmeseydik, ilk öykümüzü duvarlara resmetmeseydik, sen bugün bu romanı yazabilir miydin?”
Ellerime ne yanıt vereceğim bilemem, öylece durur olayı akışına bırakır, aklıma isyan eden ellerimin yeni yapıtını oluşturmasını büyük bir hayranlıkla izlerim.


Selim İleri

“Bir elin dokunuşuyla
dokunuşuyla
Bir elin elin
Elin
Bir elin dokunuşuyla…”


Pınar Kür

İnsanoğlunu öteki hayvanlardan farklı kılan ne beynidir, ne bir sürü dil icat etmiş olması, ne de geçmişi hatırlayıp gelecek hakkında planlar yapabilmesi. Bütün bunları başka bazı hayvanların da yapabildiğini biliyoruz. Bizi gerçekten farklı yapan ellerimiz. Başparmağımızın öteki parmaklarımıza karşıt durumda olabilmesi… Bu sayede alet yapıp alet tutabilmiş atalarımız ve insanın kısıtlı fiziksel gücünü el becerisiyle telafi ederek tüm canlılardan daha üstün konuma gelebilmiş. Her şeyden önemlisi, fırça tutmuş, kalem tutmuş, dolayısıyla sanatçı olabilmiş insanoğlu…


İnci Aral

Eller dünyaya tutunmaya yarar. Duyguların, aklın ve bedenin boyunduruğundadır. Eller, insanın uşağıdır. Hem çalışkan hem uysaldırlar hem de asi ve tembel. Üretir, özgürleştirir, araştırır, çözer, dolaştırır, besler, yaşatır, savaşır ve öldürürler. İyilikte kötülükte, kabalıkta incelikte, güzellikte çirkinlikte inkar edilemez bir biçimde aracı kılınmışlardır. El, insandır. Dokunmak, okşamak, sevmek demektir. Yoğurmak, yontmak, kotarmaktır. İnsan; ellerinin üstüne kalkarak, yaslanarak, biçimlenerek ve yazarak insan olmuştur.

Fotoğraf galerisi için TIKLAYIN.

Paylaş