VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
07 Kasım 2014 Cuma | Anasayfa > Haberler > Yedi ölümcül günahın hırsızı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yedi ölümcül günahın hırsızı

“Locke Lamora’nın Yalanları”, “Centilmen Piç” serisinin ilk kitabı... Yayımlandığı günden beri ABD’de büyük ilgi görmüş bu serinin film hakları Warner Brothers tarafından satın alındı. Bu başarıda elbette ki, George R.R.Martin’in kitabı övmesinin payı büyük.


Erdem, içi çok kolay doldurulabilecek ve boşaltılabilecek bir kavram...
İnsanoğlunun “medeni” olma tarihinde çokça konuşulan, hala da konuşulmakta olan, dahası tanımı sürekli değişen bir kelime... Üstelik “Erdemin ödülü kendisidir.” önermesini baz aldığımızda oldukça kısırdöngü ve insanoğlunun Pavlov’un köpeği gibi koşullandığı günümüzde tam tersine sorgulanabilir bir kavram...

Nihayetinde günümüzde iyi bir şey yaptığımızda yani zil çaldığında et istiyoruz. Yaptığımız şeyin kendisinin ödül olması yeterince tatmin edici gelmeyebiliyor. Erdemli olmanın bile bir ödülü olmalı... Belki erdemsizce yaşamıyoruz, belki de daha doğru tanımlarsak tamamen erdem yoksunu değiliz ama öyle yaşamadığımız için de lanet okuduğumuz oluyor. Ya da en azından “Bu yolları hiç çakmadık...” diyen şarkıya can-ı gönülden eşlik edebiliyoruz. Zaten tam da bu yüzden, Locke Lamora ilginç bir karakter çünkü gerçek anlamıyla, erdemsiz olmanın kitabını yazıyor.

YEDİ ÖLÜMCÜL GÜNAH

“Locke Lamora’nın Yalanları” farklı zaman ve mekân kavramlarının hüküm sürdüğü bir dünyada geçiyor. Kadim Camorr şehri bir yanıyla bizim aşina olduğumuz dünyadan çok da farklı değil... Sefaletin kol gezdiği sokaklarda vebadan ölen insanlar ve bunun üstünden geçinmeye çalışan hırsızların yaşadığı, içinde yaşadığımız dünyaya çok da yabancı olmayan bir dünya... Locke Lamora ise bu karanlık dünyanın en enteresan adamlarından biri... Yedi ölümcül günahın vücut bulmuş hali... Beş yaşından beri çalan ya da daha doğru tabirle, hayatı çalmak olan birinden bahsediyoruz.

Kleptoman demek çok da doğru sayılmaz, kleptomaninin en karakteristik özelliklerinden biri çaldıktan sonra duyulan pişmanlıktır. Locke Lamore’nınsa umurunda değil, çünkü hayatı bu... Bir süre içinde yaşadığı topluluğun lideri Hırsızbaşı’nın da dediği gibi: “Hırsızlık yapmaktan hoşlanan çocuklarım oldu. Hırsızlık yapmayı kafasına takmayan ve yapacak başka hiçbir işleri olmadığını bildikleri için buna katlanan çocuklarım da.. Ama hiç kimse, sahiden de hiç kimse bu işi yapmaya o çocuk kadar aç olmamıştır. Boğazında kanayan bir kesik olsa ve bir hekim o kesiği dikmeye çalışsa Lamora iğneyle ipliği çalar ve kahkahalar atarak geberir gider.” Su içermişçesine çalan, dünyanın en doğal şeyi gibi yalan söyleyen biri yani...

İyi olmaya da çalışmıyor; Robin Hood misali, zenginden alayım, fakirlere vereyim gibi bir derdi de yok.
Kitap, Camorr’un Hırsızbaşı’sının, Lamora’yı satmaya çalışmasıyla başlıyor. Her ne kadar Lamora için ölüm izni almış olsa da kâr elde edebileceği düşüncesiyle Gözsüz Rahip’e satmaya çalışırken, olayların nasıl başladığını ve Lamora’nın ortalığı birbirine nasıl kattığını öğreniyoruz. Ana kelimenin “sakınganlık” olduğu bir dünyada, Locke Lamora tersini yapmaya and içmişçesine ortalığı birbirine katıyor. Nitekim Camorr’un hareketli yer altı dünyasında, fısıltıyla yapılmış her anlaşmayı yok sayıyor. Üstelik yaptığının bir çeşit sahne performansı gibi görüp her geçen gün daha cüretkâr işler yapıyor, tabir-i caizse “büyük” oynuyor. Bunu yaparken hiçbir şeyi, örneğin şehrin bir bölgesini birbirine katmayı da umursamıyor. Kaldı ki bunu yaparken hayli küçük bir yaşta...

Camorr’un renkli ve her türlü belanın olduğu yeraltı dünyası için bile nev-i şahsına münhasır biri... Hırsızbaşı, geriye dönüşlerle aktardığı hikâyesinden sonra, Gözsüz Rahip’e satmayı başardığı bu sıradışı yeteneğin yeni vukuatlarına doğru yelken açıyoruz. Geriye dönüşlerle Lamora’nın çocukluğu ve Centilmen Piçler’in tarihini öğreniyoruz. Diğer taraftan hikâyenin bir tarafı da şehrin zenginlerinin ve hırsızlarının çekişmesi...

ÜÇ SANİYEDE GÜVEN GARANTİ

Elbette sadece Locke Lamora’nın hikâyesi değil kitabı çarpıcı yapan... Kitabın yazarı Scott Lynch’in yarattığı dünya da oldukça çarpıcı... Şehrin, insanların, yaşanan hayatın betimlenişi oldukça renkli... Eğri oturup doğru konuşmak lazım, okuyucu her zaman sabırlı olmayabiliyor. Bu noktada da betimleme meselesinin bir handikabı var, malum: Sıkıcı olabilmesi... Lynch bu sorunla hiç karşılaşmamış, çünkü oldukça akıcı bir dille yazılmış... Sadece Lamora değil, diğer karakterlerde oldukça enteresan ve incelikli... Yaptıkları işi, sanat gibi gören kişilerden bahsediyoruz. Lamora’nın deyişiyle “İyi bir üçkağıdın planlanması üç ay, prova edilmesi üç hafta ve kurbanın güvenini ebediyen kazanmak ya da kaybetmek üç saniye sürer.”

“Locke Lamora’nın Yalanları”, her ne kadar fantastik türde tanımlayabilecek olsak da sadece türün okurunun sevebileceği bir kitap değil, genel okuyucunun da keyif alacağı bir kitap... Çünkü bir yanıyla belli bir türe ait sayılmayacak kadar katmanlı... Evet, içinde bulunduğu evren, mekan, hatta zamanı konumlandırış şekli bambaşka... Ama diğer taraftan, yazının başında da değinilen temel mesele var. Erdem yoksunu ve böyle olmaktan hicap duymayan, aslında bu meseleyle alakası bile olmayan bir ana karakteri barındırıyor kitap ve tam da bu yüzden oldukça enteresan... Shakespeare’in zalim hükümdarlarını hatırlatan bir tarafı var ve sevmesek de bırakın kitabın nihayetini, daha en başında bile bir şekilde karakterlerin varoluş şekillerini benimsemiş oluyoruz. Rahatsız edici derecede dürüst ve gerçekçi olmak noktasında oldukça başarılı...

“Locke Lamora’nın Yalanları”, “Centilmen Piç” serisinin ilk kitabı... Serinin yedinci kitabı da geçtiğimiz haziran ayında Amerika’da yayınlandı. “Locke Lamora’nun Yalanları” çıktığı günlerde hayli ilgi de görmüş. Hatta öyle ki çıktığı yılda, yani 2006’da kitabın film hakları, Warner Brothers tarafından satın alınmış. Henüz vizyon tarihi belli olmasa da senaryosu şu an yazım aşamasında... Haklı ününde George R.R.Martin’in kitabı övmesinin de etkisi elbette yadsınamaz. Scott Lynch’i “Fantastik türde yeni bir ses,” olarak tanımlayan Martin, kitabı da “Canlı, orijinal ve çekici... Muhteşem bir şekilde yazılmış...” olarak niteliyor.
Kral Katili Güncesi serisinin yazarı Patrick Rothfuss ise kitap için “’Locke Lamora ’nın Yalanları ’ en sevdiğim on kitap arasında bulunuyor. Belki de ilk beştedir. ” diyor. Zaten kitap Rothfuss’un neredeyse bir itirafnameye dönen önsözüyle açılıyor. Alçakgönüllü bir şekilde Kral Katili Güncesi’nin ilk kitabı “Rüzgarın Adı”yla “Locke Lamora’nın Yalanları” kitabını bile karşılaştırıyor. Nihayetinde “Locke Lamora’nın Yalanları”nın ilgi çekici bir kitap olduğu aşikar...

Locke Lamora’nın YalanlarıLocke Lamora’nın Yalanları

Scott Lynch

Detay için tıklayın

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163