VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Eylül 2015 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Yenilikçi fikir imalathanesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yenilikçi fikir imalathanesi

25. yüzyılın en önemli roman, öykü, oyun ve deneme yazarlarından Amerikalı Susan Sontag’ın kitapları toplu olarak yeniden basıldı. Sontag’ın entelektüel ve edebi dünyası günümüz sorunlarına, huzurlu kavramlarımıza, hastalıklarımıza istisnai bir bakış sunuyor.test

MURAT CAN AŞLAK

Yazar, yapımcı, eleştirmen, fotoğrafçı, düşünür, akademisyen ve aktivist… Herhangi biri ya da hepsini birden kartvizitine bastırabilir ancak bir seviye derine inildiğinde öngörülü, kışkırtıcı ve her konuda söyleyecek bir şeyleri olan derin bir entelektüel kadınla karşılaşıyoruz.

Susan Sontag’ın (1933-2004), bir uçta Amerika’nın en zeki kadını olduğu iddiasından, diğer uçta hak ettiğinden fazla değer gördüğü eleştirilerine,takdir/tekdir yelpazesinin her iki ucundan duyguları ayaklandırmasının altında; en ince tellere dokunmaktan çekinmeyen doğası, Amerikan entelektüel hayatındaki ağırlığı, her zaman vokal kalarak kendini sadece kitaplarla sınırlamayıp dergilere düzenli yazılar yazması ve politik aktivist tavrını tamamlayan sert dili yatıyor.

Sontag ile ilgili tartışmalar ölümünden 10 yıldan fazla geçmesine rağmen hala devam ederken; zekâsı, donanımı, Amerikan ve Avrupa edebiyatları arasında kurduğu köprü ve fikirlerini aktarırken okuyucuyla arasında kurduğu kanalı devamlı yeniden kurgulama ve deneme merakı herkesin üzerinde uzlaşabileceği özelliklerinden başta gelenler.

Eserlerinin bir adım önünde duran adı birkaç şey birden vadediyor: Çarpıcı ve karmaşık bir üslup, başkaldıran karakterinin gereği daimi bir yenilik arayışı, fikirlerini sadece sunmak yerine bu fikirlerin üzerlerine yürüyüp sistematik bir biçimde geliştirme çabası. Bu özellikler okuyucularından ciddi bir emek, sabır ve zaman zaman içe dönen yazıların suyunu sıkıp özünü yakalayabilme becerisi talep ediyor. İçine daldığınız işi kurgusal olsa bile görkemli ve sofistike fikir kuleleriyle karşılaşmayı beklemelisiniz.


“Paranoyaklara gıptayla bakıyorum; insanların onları gerçekten önemsediğini düşünüyorlar.”
Politik bir aktivist olarak, savaş döneminde Vietnam’ı, Saraybosna’yı ziyaret ederek insana dair olup sıradan insanın yakalayamadığı derinlikteki doğamıza da ilk elden şahit olup zihninde yeni bir cephe açan Sontag’ın kendini yineleme fobisinin, entelektüel doygunluğuna ve bunun getirdiği kolay sıkılma derdine bağlanması pek şaşırtıcı değil. 2004 yılında hayatını kaybeden Sontag’ın dokunduğu konuların çeşitliliği ve her zaman kendi yolunu kendi açma gayretinin onu yazmaya ittirmesinin doğal bir sonucu olarak ardında pek çok eser bıraktı.

Susan Sontag’ın Can Yayınları‘ndan çıkan bazı eserleri şöyle:

Amerika’da

Sontag’ın Polonyalı oyuncu Helena Modrzejewka’dan esinlenerek yazdığı romanı ünlü aktristin “Amerika’da” ütopik bir komün kurma hayalini anlatıyor. Sontag’ın kendine has feminizminin kokusu sinmiş romana. “Hepimiz içimizde bir oda taşıyoruz, döşenmeyi ve insanlarla dolmayı bekleyen bir oda; odandaki her şeyi susturmayı başarırsan, kafanın içindeki öteki odanın seslerini duymaya başlayabilirsin.”
“... İnsanın neredeyse her iyi şeyin geçmişte yer aldığı duygusuna kapılması; belki bir yanılsama bu ama ben doğumumdan önceki her döneme özlem duyuyorum; insan orada kendini çağdaş engellerden kurtarıyor, belki de geçmiş konusunda en küçük bir sorumluluk taşımadığı için; kimi zamanlar yaşadığım çağdan utandığımı söyleyebilirim.”

Ben, Vesaire

Sontag’ın 10 senede yazdığı ilk ve tek öykü kitabı “Ben, Vesaire” ilk olarak 1978 yılında yayımlandı. Sontag’ın denemelerinde işlediği konuları, farklı ve özgün yapılar kullanılarak inşası Sontag’ın kendini yinelemeden kaçmasının bir yansıması olarak görülebilir. Anlatımların içe dönüklüğü ve bir ölçüde deneysellik barındırmasıhikayelerin ortak paydası olarak görülebilir. Modern şehir yaşamının insanlara etkisi, bilmenin doğası, geçmişin bugüne düşürdüğü gölgeler, sıradanlık ve sıra dışılığın irdelemesi gibi farklı konuları odağına alan öyküler arasında “Çin’e Bir Gezi Tasarısı“, “Doktor Jekyll” ve “Kılavuzsuz Yolculuk” öne çıkıyor.

“Biz kullanabileceğimizden daha fazlasını biliyoruz. Su benim kafamın içindeki şeylere bakın. Roketler ve Venedik kiliseleri, David Bowie ve Diderot, nuocmam (Vietnam balık sosu) ve Big Mac’ler, güneş gözlükleri ve orgazmlar. Kaç tane gazete ve dergi okuyorsunuz?… Ve yeteri kadar bile bilmiyoruz.”

Yanardağ Sevdalısı

“Yanardağ Sevdalısı“; İngiliz soylusu Sir William Hamilton, eşi Emma Hamilton ve ünlü amiral Lord Nelson arasında yaşanan aşk üçgenini kendine iskelet alan, 18. Yüzyıl Napoli’sinde geçen entelektüel bir tarihi aşk romanı. Sontag, dönemin ruhunu harika yansıtmış ve seks, devrim, takıntılar, tutku ve politikayı iç içe geçirip zamanlı zamansız tartışarak kompleks ve provokatif sıra dışı bir roman yaratmış. “Hayır, okumak kesinlikle bir başka dünyaya, okuyucunun kendi dünyası olmayan bir dünyaya girmek ve bu dünyanın adaletsizliklerini ve düş kırıklıklarını ılımlı karşılamaya hazır, tazelenmiş olarak geri dönmek demekti. Okumak, kışkırtma değil, merhemdi, zevkti.”


Metafor Olarak Hastalık

Newsweek tarafından döneminin en özgürleştirici kitaplarından biri ilan edilen “Metafor Olarak Hastalık”, Sontag’ın korkunç entelektüel ve zeki kaleminin en güçlü olduğu tarz olan deneme türünde yazılmış. İki parçadan oluşan kitabın ilk bölümünü 1978 yılında yazarken kendisi de bir kanser hastası olan Sontag, kanser etrafında oluşturulan metaforlar ve mitlerin hastaların çilelerine çile kattığı iddiasıyla hastalığı çıplaklaştırmak üzere sefere çıkıyor. İkinci bölüm 10 sene sonra yazılmış ve bu sefer AIDS’i ele almış. “Hastalık, hayatın gece karanlığıdır; daha külfetli bir yurttaşlıktır. Doğup hayata gelen herkes, biri ‘sağlıklılar’, diğeri ‘hastalar’ ülkesinde olmak üzere çifte vatandaşlığa sahiptir bu yeryüzünde. İstisnasız hepimiz, bize kalsa sadece ‘iyi’ pasaportuyla yaşamayı tercih etmemize rağmen, günün birinde -en azından bir süreliğine- kendimizi öteki ülkenin hüviyetini taşıyor durumda bulmaktan kurtulamayız.”

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam