VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mayıs 2014 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Yeraltı edebiyatına giriş ya da yerüstü edebiyatından çıkış
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yeraltı edebiyatına giriş ya da yerüstü edebiyatından çıkış

Aytaç Ars, “sadece siyahı görenlerin romanı” dediği “Defo”yu kaleme aldı.

AYTAÇ ARS

Dedim ki yeraltının yeni bir hayvana ihtiyacı var. Yılanlar gemiyi; fareler lağımları terk etti. Bir dinozor? Evet, belki. Çünkü dinozorlar yok olmuştur. Bu, var olabilecekleri anlamına gelir. Benim edebiyatım da bu eksende şekillenmekte. Yok olmuştur ve var olacaktır. Şimdinin değil; geçmiş ve geleceğin birtakım faaliyetlerini yürütmektedir.

Gördüm ki Türkiye’de ciddi (komik olmayan) bir yeraltı okuru var. Fakat yazarı yok. Bu ironi, büyük bir ironi... Ülkenin yeraltı’cı, marjinal, deneysel tabanlı okurları, Beat kuşağı yazarlarının, Bukowski’nin ve ülkenin gökdelen tepelerinde olup yeraltı edebiyatı üretiyor zannedilen ‘tip’lerin kitaplarını okumakta.
Dedim ki hayır. Kitaplarının arkasında medya patronlarının methiyeler düzdüğü; billboard’larda çoksatanların arasında kamaşan yazarlarımız; ne yeraltının; ne marjinal edebiyatın temsilcisi olabilirler. Çünkü en başta bir duruş, bir tavırdır edebiyat.

Underground edebiyat, ücra edebiyat, alternatif edebiyat, deneysel edebiyat, yeraltı edebiyatı... Bunları bırakalım şimdi. Ben Aytaç Ars olarak “Yeni Yeraltı” kısaca “YY” diyorum başlattığım ve devam ettirmekte olduğum yazınsal üretime.

YENİ YERALTI EDEBİYATI NEDİR?
Yeni yeraltı edebiyatı, düz kurgunun iflasıdır. Kendi tükürüğüyle kendini her daim tazeleyen dildir. Yeni kurgudur. Mümkünse - ki mümkün - her kitapta yeni bir kurgunun çok boyutlu katmanlarıdır. Klişenin düşmanıdır. Karakterleri Meksika’dan getirilen marihuanalar ya da Tekel artığı şaraplar içmek zorunda değildir. Bir miktar yerelleşme (Bkz: Portakallı oraletin yanında Adıyaman tütünü içen Halis - Sekizinci Seksek) - Bir miktar uzay üstü. (Bkz: Halis’in Satürn’e kaçma planları.)

Yeni yeraltı “kadın” kimliğini ikincilleştiren klasik yeraltının karşısındadır. Pornografi, erkeğin edilgenliğinde sabitlenir ve bu yönde ilerler. Tecavüz marjinal bir hadise değil; iğrençtir. Ayak fetişizmi, erkek karakterin kadının ve kadınlığın önünde eğilmesinin biricik sembolüdür. Metinlerdeki hemen hemen tüm ilişkiler “sahibe - köle” tarzında şişer ve söner.

Yeni yeraltı çok satılmak değil; çok okunmak ister. Tribüne değil kalelere doğru oynar. Anti kahramanların kendi kalelerine gol atmasının buruk sevinci yazılanların tabanını oluşturur.
Yabancılaşma ve özdeşleştirme bir koldan ilerler. Bu bir romandır / Bu senin hayatındır mesajları iki farklı sayfada peş peşe verilir.
Buna karşın dil, ekseriyetle mekaniktir. Lirizm, hızla dışlanır. Kara gerçekçiliğin kendine has dışavurumu peydahlanır. Bir maden ocağında Shakespeare, fazla çalışmaktan histerikleşmiş işçilere tiratlar atmakta, fetvalar vermekte, marşlar okumaktadır.

VE DEFO...
Defo’yu okumaya başlayan herkesin soracağı ilk soru şu olacak muhtemelen: “Enver isimli anarşist mi olur ulen.” Çıkış noktası da basit olarak bu. Tüm basmakalıp devrim metotlarından ve klişelerinden uzakta Enver ve Halil isimli iki orta yaşlı, şapşal, pek anti-kahramanın şehir içindeki yolculuğu anlatılıyor kitapta. Sloganlardan, “güneşli günler göreceğiz” iyimserliğinden, zafer işaretlerinden gayrı, kendi çizdiği yamuk yollarında tedirgin ve delice ilerliyorlar.

Kitap boyunca yaptıkları anlamlı saçmalıklar William Blake’in “Taşkınlık güzeldir” sözünü motto belliyor.
Amaçları, nedenleri, yöntemleri sorgulanmaya açık. Kitap kara mizah olarak başlayıp cinayet romanına evriliyor. En sonunda sürrealizmin bilinmez, bulanık atmosferine kadar karışıyor. Defosu çıkmış bir dünyada, gökkuşağında sadece siyahı görenlerin romanı “Defo”. Biraz abuk; çokça kirli bir yerkürenin iki ağız tarafından deşifre edilişi.

Söz uçar, yazı uçurur demişti “Sekizinci Seksek”te Halis. “Defo”da dünyanın ve insanların nerelerinde defo olduğuna okuyan gözler karar verecek.


İlk kitap “Sekizinci Seksek” üzerine

“Sekizinci Seksek”, 7 kişinin birbirleriyle iç içe geçmiş; paralel ve çapraşık ilerleyen günlüklerinden oluşan bir roman. Deliliğin, intiharın, dünyadan kaçmanın, cinayetlerin, histerinin, kabusların kara - mizah garından kalkan tek tekerlekli treni. Roman, “sarmal merdiven” kurgusuyla yazıldı. Basamaklar, okuru aynı anda hem yukarı ve hem aşağı taşımakta; çift zamanda kurulan kişi bazlı öyküler, birbirlerinin içlerine girip üstüne çıkmakta. Özünde bir isyan romanı olan “Sekizinci Seksek”, Altay Öktem’in yayıncılığında çıktı. Aytaç Ars’ı o keşfetmiştir de diyebiliriz bu bağlamda. Günümüz yayıncılığı “yeni” olan her şeyden fellik fellik kaçarken o, kitaba olan inancını sonuna kadar sürdürmüş ve en sonunda 335 sayfalık bu “kalın yeniliği” okurlara sunmuştur.

DefoDefo

Aytaç Ars

Detay için tıklayın

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163