VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
07 Nisan 2009 Salı | Anasayfa > Haberler > Yerel seçime hazırlık
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yerel seçime hazırlık

OKAY GÖNENSİN



Türkiye’de yerel seçimler tarihinin özelliklerinden biri, genel seçimde önde olan siyasi partinin yerel seçimde de önde olmasıdır. 1963’ten itibaren; halkın belediye başkanlarını doğrudan seçtiği ilk seçimden itibaren, hangi siyasi partinin arkasındaki dalga güçlüyse yerel seçimleri de o parti kazanmıştır.
1989 seçiminde ise, halk ANAP’ı indirmek niyetinde olduğunu genel seçimden önce göstermiş ve 1991 genel seçiminde ANAP iktidardan inmiştir.
1970’lerde Ecevit’in CHP’sinin rüzgârının kuvveti yerel seçimlerde de belirleyici olmuştur. O rüzgâr CHP iktidarının yanlışlarıyla gücünü kaybederken 12 Eylül 1980 askeri darbesi bu dönemi noktalamıştır. “Sol” un yerel seçimlerde tekrar yükselişi ancak 1989’da gerçekleşmiştir.
1994 yerel seçimleri de bir sonraki genel seçimin habercisi olmuş, sahneye Erbakan’ın çıkmasını sağlamıştır. Bu süreç de yine postmodern 28 Şubat ile kesilmiş, halkın kararsızlığı 1999 genel seçimlerine yansımıştır.
Ama 2002 genel seçiminde, 2004 yerel seçiminde ve 2007 genel seçimlerinde ibre hep aynı yerde durmuştur. Bugünün sorusu da 29 Mart’ta, yani haftaya ibrenin titreyip titremeyeceğidir.

HER SEÇİMİN SONUCU
Ali Eşref Turan’ın “Türkiye’de Yerel Seçimler” çalışması bu sürecin tümünü, bütün unsurlarıyla ele alıyor. Her seçimin sonuçlarını yansıtan tablolar tahlil edilmiş ve seçmen tepkilerinin nedenleri de araştırılmış.
Bu tarihi süreçte önemli bir belirleyici de büyük şehirlerin toplumsal yapılarındaki değişikliktir. Yerel seçim sonuçları aynı zamanda bu değişimin de göstergesidir.
Merkezi yönetimle yerel yönetimlerin ilişkisi 1984 sonrasında daha farklı bir boyut kazanmıştır. Bunda Turgut Özal’ın yerel yönetimlere yeni bir bakış getirmesinin büyük etkisi vardır. “Büyük şehirleri kazanan genel seçimi de kazanır” mantığına gelen siyasilerin yerel yönetimlere bakışı bu süreçte yenilenmiştir.
Ali Eşref Turan, merkez siyaset ile yerel siyasetin ilişkisini her yerel seçimle ilgili olarak tartışıyor ve “yerel yönetim” e bakışın değişimini de anlatıyor.
Haftaya yapılacak yerel seçimler de, yerel yönetimlerin ötesinde, 1994’ten beri Ankara ve İstanbul’a egemen olan Erbakan-Erdoğan çizgisinin bugünkü durumuna halkın nasıl baktığını gösterecektir.
Bu seçimle ilgili her türlü zihin idmanına girişecek olanlar Ali Eşref Turan’ın “Türkiye’de Yerel Seçimler” kitabıyla çalışmaya başlayabilir.
Yerel seçim ve yerel yönetim kavramları ortaya çıktığında “İstanbul” her zaman özel bir durum arz etmiştir.
İstanbul’un belediye başkanları her zaman genel siyasetin önemli figürleri olmuştur.
1989’da büyük bir sürprizle seçimi kazanan İstanbul Belediye Başkanı Nurettin Sözen’in “talihsizlikleri” özel bir vaka olarak ele alınmalıdır.
1984’ten itibaren, Bedrettin Dalan ile başlayarak İstanbul “vaka” sı daha da farklı bir hale gelmiştir.
Dalan İstanbul’a bir açıdan Demokrat Parti dönemini hatırlatan bir “inşaat” faaliyetiyle dalmıştır. Dalan için işinin “gösteri” kısmı önemli olmuş, kendisinden sonra gelen Nurettin Sözen ile ise “gösteri” kısmı yok denecek kadar geri planda kalmıştır.
1994’te Erbakan’ın genç il başkanı Tayyip Erdoğan da kimine göre sürpriz bir sonuçla Büyükşehir Belediye Başkanı olunca, bir yerel yönetimden beklenecek en temel işler ön plana gelmiş ve Erdoğan 1999’da tekrar rahatlıkla sandıktan çıkmıştır.
Sema Erder ve Nihal İncioğlu’nun “Türkiye’de Yerel Politikanın Yükselişi- İstanbul Büyükşehir Belediyesi Örneği 1984-2004” kitabında yeni dönemin İstanbul’undaki siyasi değişim anlatılıyor.

ÜLKENİN BEŞTE BİRİ...
Bu çalışmada ele alınan İstanbul’un Büyükşehir ve ilçe belediye meclisleri üyelerinin toplumsal köken, hemşehrilik ve meslek dökümleri de “değişim”in yönlerini gösteriyor.
Hem merkeze en çok bağımlı olan hem de güçlü olan İstanbul Büyükşehir yönetimi gerçekte ülkenin beşte birini yönetiyor. İstanbul’un çevresi de sonuçta bu merkezin politikalarından birinci derecede etkileniyor.
Ankara çok hızlı bir şekilde büyük bir kasabaya dönüşürken İstanbul’u yönetenlerin politikaları sonuçta bir “metropol” mantığının içinde yer alıyor.
Sema Erder ve Nihal İncioğlu’nun incelediği dönemde İstanbul’a damgasını vuran iki başkan, Bedrettin Dalan ve Tayyip Erdoğan merkez sağ siyasilerdir. Oysa Batı’nın metropollerine bakıldığında İstanbul gibi şehirlere damgasını vuranlar daha çok merkez sol kanattan siyasiler olmuştur.
Eğer bir kez daha seçilirse, İstanbul’a damga vuracak olan üçüncü başkan da yine merkez sağdan Kadir Topbaş olacaktır.
Ali Eşref Turan’ın kitabının yanında Sema Erder ve Nihal İncioğlu’nun İstanbul çalışması da bu yerel seçime önem verenler için önemli bir başka kaynaktır.


Din değişiyor mu?

Fransa’nın son dönemde popüler olan filozoflarından Michel Onfray “Traité d’athéologie” kitabında insanın bütün temel meseleleri hakkında üç büyük dinin de aynı “fikir” de olduğunu anlatıyordu. Bu kitap Türkçede yayınlanmadı, yayınlanması da kolay değil.
İki çağdaş filozofun, Richard Rotry ile Gianni Vattimo’nun yazı ve konuşmalarından oluşan “Dinin Geleceği” nde aslında yine “bir değişim olur mu”, “sürekli değişen bir dünyada dinin yeri değişir mi” sorularının cevapları, oldukça üst düzey bir tartışmada aranıyor.
“Dinin Geleceği” kolay okunabilir bir kitap değil, okurun felsefeyle ilgisi olması gerekiyor.
Buna karşılık Onfray’in kitabı çok kolay okunuyor, Türkçesi de öyle olacaktır. Çünkü onun için felsefe bilgisine gerek yok, dinlerin temel kavramlarını bilmek yeterli.
“Dinin Geleceği” nin sunuşunda bizim bir türlü içinden çıkamadığımız “laik-dinci” ve “çağdaş-gerici” ayrımları üzerine yeniden düşünmemizi sağlayacak veriler bulunduğu belirtiliyor.
Konuyla ilgili olanlar, biraz zorlanmayı göze alarak bu kitabı okumalıdır.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163