VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mayıs 2012 Salı | Anasayfa > Haberler > Yolları “aşk”la kesişen dört insanın hikayesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yolları “aşk”la kesişen dört insanın hikayesi

“Nar-ı Aşk” Osmanlı tarihini oryantalist söylemlerle karşı kurgusal bir cevap...

Mine Sultan Ünver romanı Nar-ı Aşk’ta günümüzün kısa soluklu, yüzeysel aşklarına nazaran, uzun soluklu iki aşk hikayesini bir arada anlatıyor. Osmanlı’da aşk böyle yaşandı diyerek Şeyh Galip’le Beyhan Sultan’ın aşkını, aşkın tüm halleriyle nasıl derin, yanarak yaşadıklarını dile getiriyor.
Roman, Fransız Devrimi, Napolyon Bonapart, Rus Çariçesi II. Katerina gibi tarihe damga vuran kişilerin ve olayların gölgesinde ıslahatlar yapmaya çalışan, Nizam-ı Cedid’i kuran III. Selim’in hükümdarlığındaki Osmanlı’da geçiyor. Dönemin siyasi çalkantıları, dünyadaki değişim hareketleri ve tarihi olaylarla örülmüş iki büyük aşk hikayesi…
Nar-ı Aşk, Osmanlı tarihini oryantalist söylemlerle ihtiras ve güç tutkusu çerçevesinde kurgulayıp sunan yabancı ve yerli yazarlara bir cevap hükmünde… “Aşk Medeniyeti” Osmanlı’da aşkın latif ve zarif bir hissiyat olarak yaşandığının kanıtı…
Gönlünü bir Mevlevi dervişine kaptıran hanedan kızı Beyhan Sultan, ilahi aşkı ararken Beyhan Sultan’ın aşkıyla yanan Şeyh Galip, Hintli bir köle olarak İstanbul’a getirilip kaderi birdenbire yön değiştiren Simla ve maceradan maceraya koşarken Simla’yı bulup aşkı tanıyan İspanyol Alehandro. Nar-ı Aşk, yolları ‘aşk’la kesişen dört insanın hikayesini anlatan sürükleyici bir roman.
Nar-ı Aşk’ın yazarı Mine Sultan Ünver, son yıllarda tarihe daha fazla ilgi duyulduğunu ifade ederek “Özellikle tarihi karakterlerin ya da hadiselerin roman şeklinde yazılıyor olması bu merakı tatmin ettiği gibi artıran bir etken oldu. Ne gariptir ki bizim tarihimizi roman olarak ilk kaleme alanlar yabancılar. Onları takip eden, bu tarihin mirasçısı yerli yazarlarımız ise maalesef ki yabancı yazarların ekolüne tabi olup tarihimizi oryantalist söylemlerle dile getirmekten çekinmediler. Osmanlı hanım sultanlarını ve kızlarını anlatan birçok yerli roman yazarı da Batılı oryantalistlerin değerlendirmelerine benzer şekilde kahramanlarının yaşadıkları aşkları Osmanlı Medeniyetinin naif ahlakından çok uzak şekilde anlatarak, hatta iftira ederek ve bir zaman bu dünyada yaşayıp ömür tüketmiş karakterlerin kişiliklerini saygısızca zedeleyerek kaleme aldılar. Maalesef bu romanların birçoğu kronoloji ve tarihi hadiselerin gerçekliği bakımından da yanlışlar ve hatalarla dolu, geneli adı duyulmuş tarihi karakterlerin sadece isimlerini kullanarak oluşturulmuş kurgulardan ibaret. Özellikle Hürrem Sultan, Mihrimah Sultan, Nurbanu Sultan ve Safiye Sultan hakkında oryantalist bakış açısıyla yazılan romanlar ve hazırlanan dizilerle bu tarihi kişiliklere büyük haksızlık yapıldı. Fakat unutulmaması gereken şu ki okuyucu romanın neresinin kurgudan ibaret olduğunun ayırtına varamayınca böylesi yanlış tarihi ezberlerle zihni kuşatılıyor ve okuduğunu kabul ederek inanıyor…” diyor.
Osmanlı tarihi, Harem hayatı, hanım sultanlar ve Osmanlı hanedanı kızlarının oryantalist bakış açısıyla anlatılmasının son derece yanlış olduğunu kaydeden Ünver, romanı kaleme alırken; tarihi kayıtlar, Şeyh Galib’in şiirleri, ilgili konu ve kişiler hakkında müelliflerin şimdiye kadar verdiği eserlerin tarandığını, kimi hususlarda tarihçilere ve akademisyenlere danışıldığını ifade ediyor.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163