VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ağustos 2017 Salı | Anasayfa > Haberler > Yuri Gagarin şair miydi?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yuri Gagarin şair miydi?

Oktay Rifat şiirleri okuyunca, göksel şair ya, kendimi bulutların üzerinde dolaşıyormuş gibi hissederim her zaman. İşte Oktay Rifat okuma heyecanını büyüten, adeta Oktay Rifat’ın yüksekliğine bakma kılavuzu gibi okuduğum kıymetli kitapların yanına bir yenisi daha eklendi: “Güneş Yalnız Dirileri Isıtır”.

HAYDAR ERGÜLEN



Oktay Rifat deyince, şiirinin yüksekliğinden, göksel oluşundan, parlaklığı ve ışığından ötürü hepimiz bir yere kadar ve bir bölümüne bakabiliriz: Kimimiz kıra, yaza, bazen Bruegel tablosunu andıran -nefes kesici demek geliyor aklıma ilk ama, nefes açıcı daha uygun- şiirlerine; kimimiz ondaki çoğu zaman gizli, pek az açık, ama hep varolan folklora; kimimiz Birinci Yeni’nin kaçıncı yenisi olduğuna, kendi girişimiyle ve sözleriyle de İkinci Yeni’nin oluşumunun başlangıcında şiirinin etkisi olup olmadığına, ne kadar çok Oktay Rifat var ya da Oktay Rifat ne kadar çok değil mi; kimimiz asıl onunla göğe baktığımıza ve onun evren kavrayışının ne kadar da maddi bir gerçeklik taşıdığına ve büyü bozumu yaparken yepyeni bir şiirle büyülediğine…

Büyük şiir bazen büyüklüğünden, doluluğundan, ağırlığı, içi, çokluğu, farklılığı, söyleyişi, tersliği, görülmemişliği, denenmemişliği, yeniliği ve erkenliği yüzünden sonraya kalır. Ama kaybolmaz. Görünmez, şair de kendini görünmez kılmak ister, bazen de görülmez, ama bu kaybolduğu anlamına gelmez. Büyük şiir zamanını bekleyen şiirdir bir bakıma da. Ece Ayhan’ın“aziz” şiiri “Zambaklı Padişah”daki dizeleriyle zamanı biraz daha ileriye götürelim ve öte-zamanda da şiirin sürdüğünü, büyüdüğünü söyleyelim: “Azizim, güzel atlar güzel şiirler gibidirler/Öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam!”

Şairin “keşfi”
Bazen şiirleri, şairlerinin ölümünden sonra “olur”, bazen karşılığını, bazen yerini “sonra” bulur, ezcümle öldükten sonra da büyür şiirler. O zamanlar ilk Turgut Uyar için geldi. Şimdi de görüyor ve hissediyorum ki, Oktay Rifat’ın keşfi başladı. Sırada Melih Cevdet Anday var daha, Metin Eloğlu var… Şiirlerinin hak ettiği gibi değerlendirilmesi, haklarında yazılacak kitaplarla okur katında da daha çok ilgi görmeleri için.

Orhan Koçak’ın“Defter”de yazdığı “Uzun Denklem: Oktay Rifat’ın Şiirinde Folklor ve Modernizm”(sayı 36, 1999, s.131-171), Hilmi Yavuz, Sabit Kemal Bayıldıran ve Alphan Akgül’ün“1509 Depremi” şiiri üstüne Varlık ve Yasakmeyve’deki yazıları, Güven Turan’ın hazırladığı “Oktay Rifat İçin”(YKY, 1999) sempozyum bildirileri kitabı, Enis Batur’un “Oktay Rifat’a Doğru”su (Sel, 2014), Tarık Özcan’ın “Şair ve Sözün Mahşeri: Oktay Rifat”(Akçağ Y., 2005) ve Mahmut Temizyürek’in 4. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması için hazırladığı o müthiş “risale”;“Oktay Rifat’ın Kuşu” (11 Ekim 2004).

Oktay Rifat şiirleri okuyunca, göksel şair ya, kendimi bulutların üzerinde dolaşıyormuş gibi hissederim her zaman; nefesim de kesilir ayaklarım yerden de kesilir. İşte Oktay Rifat okuma heyecanını, macerasını, gözüpekliğini iyice büyüten, adeta Oktay Rifat’ın yüksekliğine bakma kılavuzu gibi okuduğum kıymetli kitapların yanına bir yenisi daha eklendi. İnsanın adından bile sevinçle okumaya başlayacağı bir kitap:“Güneş Yalnız Dirileri Isıtır”.

Gizemsiz mitoloji
Şair, akademisyen Alphan Akgül’ün kitabının altbaşlığı da, “Oktay Rifat’ın Şiirleri Üzerine”. Bu arada Selçuk Altun’un da kulaklarını çınlatalım, dünya şairimiz Oktay Rifat sevgisinden ötürü, çok okunan ve beğeniyle karşılanan romanlarının adlarını da şairin dizelerinden almış Altun: “Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir”,“Bir Sen Yakınsın Uzakta Kalınca”,“Sol Omzuna Güneşi Asmadan Gelme”… Bu kez de Alphan Akgül şairin bir dizesini kitabına ad yapıyor.

Akgül’ün kitabı da Oktay Rifat’ı okuyanlar, okuyacak olanlar için gerçek bir kılavuz. Orhan Pamuk’un “Bir kitap okudum, hayatım değişti,” cümlesini hatırladım okuyunca ve şöyle bir cümle kurdum ben de: “Bir kitap okudum, çok ısındım, çok aydınlandım!” Kitabın adı güneşli, şair güneşli ve şiirlerinin sıcaklığı, aydınlığı, parlaklığı, ışığı da güneşten geldiğine göre böyle düşünmek de doğal.

Kitap, Oktay Rifat şiirine ilişkin merakı bir yandan giderirken bir yandan da iyice merak edilmesini sağlıyor.“Gizemsiz Mitoloji” diye tanımlıyor sözgelimi Oktay Rifat şiirini. Mistik değil mitik olduğunu ve aynı zamanda da bir mit bozumu gerçekleştirdiğini belirtiyor. Şairin, yalnızca özdeşlik kurduğu varlıklardan hareketle değil, öte yandan mitik kahraman olarak düşünülen “muktedir padişah” imajını da sorguladığını ve şiir yoluyla başka bir mit bozumu daha yaptığını belirtiyor ki, Fatih, Kanuni, Yavuz gibi adişahlara dair yazdığı o şiirlere baktığımızda, onların o güneş-kral konumlarından yere indirildiğini ve zaafları, kederleri olan insanlar olarak şiirleştirildiğini görüyoruz.

Dünyayı uzaydan ilk gören kişi olan Sovyet kozmonot Yuri Gagarin’in sözlerini de “yeni bir insani tecrübenin şiiri” olarak değerlendiren Oktay Rifat’ın şiir üslubunun ağırlık merkezi de, Akgül’e göre, “alışkanlığın açısını bir yana itmek” cümlesinde gizlidir: “Gagarin teknoloji sayesinde evrene farklı bir perspektiften bakma fırsatını yakalamıştır ve şairler de benzer bir tecrübeyi şiir aracılığıyla kurabilir.”(agy.,s.44) Şair bir tür “duyarlılık yenilenmesi”nden söz eder ve bunu da kendi şiirinde gerçekleştirir. Nasıl Lucretius’a göre “insanlar ve yıldızlar aynı maddeden yoğrulmuş”sa, şiir de aynı maddeden yoğrulmuştur. Oktay Rifat şiirini okuyunca bunu duyumsuyor insan.

Şiiri de, güneşi de yepyeni anlamlara büründüren bir “güneş-şair”i, Oktay Rifat’ı şiirsel olduğu kadar bilimsel temellere de oturtan bu harika çalışması için değerli şair Alphan Akgül’e çok teşekkür ediyorum.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayı : 163