VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
20 Ocak 2009 Salı | Anasayfa > Haberler > Yüz para etmez bir kitap ve paha biçilemez tenkidi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yüz para etmez bir kitap ve paha biçilemez tenkidi

Yapı Kredi Yayınları, Aygaz’ın mali desteğiyle II. Meşrutiyet’in ilanının yüzüncü yılı (1908-2008) dolayısıyla “II. Meşrutiyet’in İlk Yılı” adlı bir kitap yayınladı. Zengin bir malzemeyle hazırlanan kitap, Tunçay’ın deyişiyle o “en uzun yıl”ı adeta yaşatan bir kaynak...


“Mebus Dövülür mü?
Geçen cuma günü balon uçurulması hengâmesinde Aristidi Paşa namındaki bir tabip tarafından Üsküp Mebusu Aleksandr Efendi’ye vaki olan tecavüzkârane muamele üzerine şimdi böyle bir sual herkesin dudaklarında. Vakıa bir mebus da insan olmak sıfatıyla sair insanlar gibi bu gibi taarruzlardan masundur ve mebus olması dayağı hak ettiğine delalet etmez. Fakat Aristidi Paşa’nın (...) nokta-i nazarına bakılırsa bir adama mebus sıfatı verilince dayak yemesi şart oluyor. Vakanın suret-i cereyanını bizzat Üsküp mebusundan işittik. Biçare adamcağız mebus olmaya imiş, ne dövülecek ne sövülecek imiş. (...) (Tanin, 1 haziran 1909)”
Keşke yerim olsaydı da makalenin tamamını alabilseydim. Biliyorum, “ne balonu?” diyecek, paşa ile mebus arasında neler olup bittiğini merak edeceksiniz ama merakınızı kitabı edinene kadar saklayın, size sayfasını söyleyeyim: 370.
Yapı Kredi Yayınları’nın Aygaz’ın mali desteğiyle II. Meşrutiyet’in ilanının yüzüncü yılı (1908-2008) dolayısıyla yayınladığı “II. Meşrutiyet’in İlk Yılı / 23 Temmuz 1908 - 23 Temmuz 1909” adlı kitaptan söz ediyoruz. Ömer Koç’un sunuşuyla açılan, Mete Tunçay’ın da “En Uzun Yıl” başlıklı bir sunuş yazdığı bu kitap, o uzun yıl boyunca imparatorlukta neler yaşanmışsa, sarayından sokağına, yaşamın her yüzünden kesitler bulabileceğiniz bir kaynak. Okurken imparatorluğun bir o köşesinde unutacaksınız kendinizi, bir bu köşesinde. Başta dönemin gazete ve dergileri olmak üzere, ilanlar, fotoğraflar, notalar ve bir kitaba alınabilecek diğer bütün unsurlarla; çok zengin bir malzemeyle hazırlanmış ve ustaca tasarlanmış bu kitabın sırf sayfalarını karıştırmak bile çok hoş duygular yaşatıyor. Projenin Danışma Kurulunda Nuri Akbayar, Raşit Çavaş, Yücel Demirel, Bahattin Öztuncay ve Mete Tunçay görev almış. Koordinatör, Tamer Erdoğan. Katkıda bulunanlar: Alman Arkeoloji Enstitüsü, İÜ. Nadir Eserler Kütüphanesi, Emel Atasoy, Yusuf Çağlar, Bilge Seçkin Çetinkaya, Tamer Erdoğan, A. Teyfur Erdoğdu, Roni Marguiles, Ziver Öktem, Banu İşlet Sönmez, Uğur Yegin.

“GÜNAH ÜSTÜNE GÜNAH”
Kitabın tasarımcıları Nahide Dikel ve Banu Çimen, görsel danışmanıysa Cengiz Kahraman. Ebatlarını da vereyim: 34X24X03 cm. Kuşe kâğıda basılmış, ciltli, 398 sayfa.
Fatih Altaylı’nın pazar akşamları HaberTürk’te yayınlanan Teke Tek programında konu edildikten sonra bu kitabı edinmeye karar verdim. Altaylı’nın o akşamki “çok renkli” konuğu, “İstanbul’un âlim camiasının yakından tanıdığı” ve “İttihat ve Terakki’yi en iyi bilenlerden biri” olan Erol Şadi Erdinç’ti. (Tırnak içindekiler Altaylı’ya ait.) Konuk, izleyicileri İttihat ve Terakki konusunda aydınlattıktan sonra söz yüzüncü yıl dolayısıyla yapılan işlere geldi. Kitap da burada konuşuldu. Altaylı “kötü bir kitap mı” diye sorunca Erdinç, “yanlışlarla sakat” dedi. Altaylı “yapmayın, yüz lira o kitap” deyince de “yüz para etmez bence” dedi. Sonra Danışma Kurulu’ndaki isimleri sayarak Mete Tunçay’ın onların arasında ne aradığını sordu. Ve “memleketin kâğıdına, baskısına, emeğine günah; günah üstüne günah” diyerek devam etti.
Altaylı “En azından bu kitabı alanlara birer tane düzeltme basıp göndersinler” deyince de kitaptaki yanlışları düzeltmek için aynı hacimde bir kitap yazılması gerektiğini söyledi ve ben tam o noktada Murat Bardakçı’nın “Son Osmanlılar”ının yıllar önceki ilk baskısını hatırlayıverdim. Şecere yanlış basıldığı için 2. baskıdan da bir adet almak zorunda kalmıştım...
“Günah üstüne günah” içerisinde somut olarak üç yanlıştan söz edildi. İlki, Tunçay’ın sunuşunda Hüseyin Hilmi Paşa’nın “Hüseyin Hüsnü Paşa” olarak geçmesiydi. İkincisi bir fotoğraf altı yazısı ve üçüncüsü de omuzundan vurulan Şemsi Paşa’nın atardamarı parçalanması yüzünden ölmesiydi. Konuk bunu komik bulmuştu ve gülerek soruyordu: “Omuzdan hangi atardamar geçer?”
Doğrusunu isterseniz hangi duyguyladır bilemiyorum, bu güzel kitabı yüz paralık ilan eden o muhteşem kritikten de benim aklımda bir tek bu mesele kaldı: Ekranda gördüğüm üç yetişkin, omuzdan atardamar geçmediği “bilgisi”nde neş’e içinde mutabıktı!
Mete Tunçay, bu olay üzerine Vatan Kitap için “hata” üzerine bir yazı yazdı. Bu yazı bize bir yayının nasıl eleştirileceğini de gösteriyor. Zevkle okuyacaksınız.




Hatasız kul olmaz ama bu kadarı da fazla!

Erol Şadi Erdinç’i rahmetli Tarık Zafer Tunaya’nın çevresinden tanırım. Özellikle İttihat ve Terakki meraklısıdır. Yapılmış her çalışmayı eleştirir. Ama kendisi pek az verimlidir. Geçenlerde, Murat Bardakçı ile birlikte, Fatih Altaylı’nın televizyon programına çıkıp Yapı Kredi Kültür Sanat’ın (Aygaz sponsorluğunda) geçen ay (benim de övücü bir sunuş yazımla) yayımladığı II. Meşrutiyetin İlk Yılı (23 Temmuz 1908 - 23 Temmuz 1909) cildini bir takım okuma yanlışlarından ötürü insafsızca yermiş, hatta kitaba verdiği 100 lirayı geri istemiş.
Yalnız, kendileri sırça köşkte oturanların başkalarının camını taşlamamaları gerektiğini unutmuş.
Erol Şadi’nin (tarih meraklısı matematik profesörü Haluk Oral’la birlikte) hazırladığı Meclis-i Mebusan: Birinci Seçim Dönemi kitabı kasım ayında çıktı. Esas itibarıyla, o döneme ait meclis albümünün yeni harflere çevrilmesinden ibaret. Ama başına sekiz ek konulması, son derece faydalı olmuş (ilki dışında hepsinin eski harfli -7’ncisi dışında- matbu metinleriyle birlikte):
1) Meclis-i Mahsus-u Vükelâ Mazbatası
2) Meclis-i Meb’usan’ın İctimaa Da’vet Olunması hakkındaki İradenin Dersaadet Evrak-ı Havadisiyle dahi Resmen İlânına Müsaadeyi Mutazammın İrâde-i Seniyye
3) Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti İstanbul Şubesi’nin yayımladığı Beyanname-i Umumî
4) İlân
5) İlân-ı Resmî
6) Bâbıâli’ye Tebliğ Olunan İrade-i Seniyye-i Hazret-i Hilâfetpenahînin Suret-i Münifesidir
7) Vatandaşlar
8) Artık Herkes İşiyle Meşgul Olsun.
Şimdi, bu metinlerin çevrim-yazılarında yapılan yanlışların kimilerine bakalım:
İlk belgede alttan 11’inci satır: “meyane-i ağabeydanemiz” miyane-i ubeydânemiz; alttan 6’ncı satır: “evliye-i gayr-ı mülhaka” elviye-i gayr-ı mülhaka, alttan son satır: “Velilülemr Efendimiz” Veliyyü’l-emr Efendimiz olmalıydı.
Son iki yanlış, ikinci belgede de yineleniyor: üstten 4’üncü ve en alt satırda.
Dördüncü belgede üstten 2’nci satır: “Biltefrik cins ve mezhep” bilâ-tefrîk-i cins ve mezhep; ikinci paragrafın 3’üncü satırı: “teşevvüş-ü intizam” teşvîş-i intizâm; üçüncü paragraf 3’üncü satır “hamiyet-füruşkârlıkta” hamiyet-füruşlûkta olmalıydı.
Beşinci belgede üstten 1’inci satır: “metbu-ı müfhamımız” metbû-ı müfahhamımız; 6’ncı satır: “nevin Cenab-ı Cihanpenahi’den” nevîn-i Cenâb-ı Cihânbânîden “; 12’nci satır: “Bimenneül Teali” bi-mennihi teâlâ; 14’ncü satır: “saha-i bera-yı sudur” sâniha-pîrâ-yı sudûr olmalıydı.
Yedinci belgede ikinci paragraf 7’nci satır: “envah-ı müfteriyat ile tercim edilmek ve kata’tariklerle” envai müftereyat ile tecrim edilmek ve kuttâ-i tarîklerle; alttan 8’nci satır: “Vatandaşlarla elhamd” Vatandaşlar lehü’l-hamd -bu belgenin ikinci sayfasının 2’nci satırında yolkesiciler anlamına gelen “kuttâ-i tarik” yine “kata tarik” diye yanlış yazılmış. Bu sayfanın ikinci paragrafının 9’ncu satırında “bifarz ve bitaraf” bî-garaz ve bî-taraf; 15-16’ncı satırlar: “Nizama saliyane kanuna uymaz bir aşikar” Nizâma sığmaz kanuna uymaz bir işler; 19’uncu satır: “eser meyan-ı muaheze faslından” eser-i hissiyâtı mucize kabilinden; 21’nci satır “temdinden” temeddün; 24’üncü satır: “nicesi” neticesi olmalıydı.
Erol Şadi’nin hataları bunlardan ibaret değil. Meb’usân-ı kirâmdan birçoğunun esamisini de yanlış okumuş. Doğrularını yine kara harflerle gösterdim.
u s. 6: Aydın - ”Abdullah“ Ubeydullah (Meşhur Ubeydullah Efendi)
u s. 7: Basra - ”Zehirzade“ Züheyrzâde
u s. 9: Beyrut - ”Şakirzade“ Şukayrzâde
u s. 9: Beyrut - ”Elbistani“ el-Bustanî
u s. 14: Suriye - ”Halid El-Berazi“ Halid el-Bezzazî
u s. 19: Manastır - ”Şahin Taki“ Şahin Nakî
u s. 20: Van - ”Seyyid Ta“ Seyyid Taha
u s. 21: Yanya - ”Aziz Verbun“ Aziz Viryon
u s. 21: Yemen - ”Ali Suud“ Ali Suveyd.
Arap Muhammed’leri “Mehmet” diye Türkleştirmesi de cabası.
Hepimiz yanlış yapabiliriz. Yeter ki, doğrusu gösterilince düzeltelim.
Kendimiz “pür-taksir” iken başkasına hakaret etmeyelim.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam