VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ağustos 2017 Salı | Anasayfa > Haberler > Yüzen lüks hapishane
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Yüzen lüks hapishane

Gazeteci Lo Blacklock, çıktığı gemi seyahatinde bir cinayete tanık olur. Ancak kimseyi inandıramaz çünkü öldürüldüğünü düşündüğü kadını kimse görmemiştir! Panik atak sorunları yaşayan Lo, ruh halini daha ilk sayfalardan okura geçiriyor, gerilim bir an olsun düşmüyor.

ÖZLEM AKALAN




Ruth Ware’in uzun süre çoksatan listelerinde kalan “Kapkaranlık Ormanda” romanından bir yıl sonra, heyecanla beklenen ikinci romanı “10 Numaralı Kamara” Türkçede. Roman yalnız yaşayan pek çok kadının en büyük kâbusuyla açılıyor: Gecenin bir yarısı sesler duyarak uyanan Laura “Lo” Blacklock, yatak odasının kapısını açar açmaz maskeli bir adamla göz göze gelir. Genç kadın bunun sadece bir hırsızlık olması için dua ederken adam kapıyı suratına çarpınca dengesini kaybeder ve yaralanır. Hırsız artık kaçmıştır ancak Lo’nun hem yüzünde hem de ruhunda kolay iyileşmeyecek bir iz bırakmıştır. Üstelik kendini toparlamak için çok zamanı yoktur. Çünkü 10 yıldır bir seyahat dergisinde çalışmasına rağmen istediği terfii alamayan genç kadın, yaşadığı şoku unutup iki gün içinde, yükselmek için önemli bir fırsat olarak gördüğü seyahate çıkmak zorundadır: Aurora isimli gemiyle Kuzey Işıkları’nı görmek üzere İngiltere’den Norveç’e bir yolculuk… Ülkenin en zengin adamlarından biri olan Richard Bullmer’in bu yeni yatırımı, Norveç fiyortlarını gezen butik, süper lüks bir yolcu gemisidir; sadece 10 kamarası vardır ve Lo, ilk yolcularından biri olma şansını yakalamıştır. Hırsızlık olayı ve sevgilisi ile yaşadığı gerginliğin ardından nihayet gemiye binen Lo, bu son derece konforlu ve lüks geminin dokuz numaralı kamarasına yerleşir.

Akşam yemeğine hazırlanırken rimelini almamış olduğunu fark eder ve 10 numaralı kamaranın kapısını çalar. Uzun bir bekleyişin ardından çok güzel bir kız kapıyı açar ve ona bir rimel verir. Tanıdık ve ünlü gazetecilerin yanı sıra yatırımcıların da katıldığı davet sırasında Lo’nun gözleri bu genç kadını arasa da yemeğe katılmadığını fark eder.

Okyanusta cinayet
Kamarasına dönüp nihayet yattığında, gece geç saatlerde uykusu bir çarpma ve ağır bir şeyin suya düşme sesiyle bölünür. Kamarasının verandasına çıkıp denize baktığında bir kadın kolunun dalgalar arasında dibe battığını hayal meyal seçer. O andan sonra yolculuk, Lo için kâbusa döner. Gemide yer alan meslektaşı ve eski sevgilisi Ben hariç kimseyi duyduklarına ve gördüklerine inandıramaz. Geminin güvenlik şefi ile sahibi Bullmer ise Lo’yu 10 numaralı kamaranın boş olduğuna ikna edemez. Gemi ne denli lüks olsa da Kuzey Deniz’nin ortasında oldukları için telefon ve internetten yoksun kalmaları Lo’yu iyiden iyiye çaresiz bırakır. Dolayısıyla sevgilisi Judah, anne-babası ve arkadaşlarının onun hayatından endişe ettiklerinden de habersiz, bu gemide öleceğini düşünür. Oysa, araya giren mailler ve gazete haberlerinden öğreniyoruz ki, tüm sevdikleri onu bulmak için seferber olmuştur. Ta ki balıkçılar denizden bir kadın cesedi çıkarana kadar…

Bu arada genç kadın yaşadığı gergin anlardan ötürü artık gördüklerinden bile şüphe eder hale gelmiştir. Başına aldığı darbe ile kendinden geçip makine dairesi yakınlarındaki küçük bir kamaraya hapsedilmiş olarak uyanınca yanılmadığını anlar ve bu kez 10 numaradaki esrarengiz kadın yerine kendi hayatı için savaşmaya başlar.

Hazine saklıyor
Ruth Ware’in 2015 tarihli ilk romanı “Kapkaranlık Orman”da (İthaki Yayınları) ile birlikte aile içi şiddet romanlarına bir yenisi daha eklenirken, yazarın adı da Gillian Flynn (Kayıp Kız) ve Paula Hawkins (Trendeki Kız) ile birlikte anılmaya başlandı. Bir bekarlığa veda partisi ile başlayan gerilim dozu yüksek bu romanın ardından gelen “On Numaralı Kamara” ile Ware kulvarını belirlemiş ve bu tarza ağırlık vereceğini göstermiş oldu. Bununla birlikte kendisiyle yapılan röportajlardan anlaşılıyor ki, yazarın hasır altı ettiği daha pek çok “hazinesi” var. “Kapkaranlık Ormanda’dan önce on küsur roman yazdım,” diyor Ware ve ekliyor; “Korkudan fanteziye, kurgudan genç yetişkine pek hemen her türde. Bazıları ben çok gençken bazıları da tarzıma bulma aşamasında yazdıklarım. Hepsini tekrar gözden geçirip gün ışığına çıkaracağım.”

Ware’in haziran ayında yayımlanan üçüncü romanı “The Lying Game” ise mezun olduktan yıllar sonra tekrar bir araya gelen ve geçmişte sakladıkları bir sır ile yüzleşen dört kadının hikâyesini anlatıyor.


Defolu kahraman
Romanın konusu ve kurgusundan çok, Ruth Ware’in yarattığı Lo karakteri okuru geriyor! Zira Lo, hep endişeli, hatta sürekli bir panik atak krizinin eşiğinde gibi davranıyor. Antidepresan kullanıyor ve bir kez içmeye başlayınca, durmak nedir bilmiyor. Bu ruh hali sebebiyle, suya birinin atıldığına ve yan kamarasında bir kadın gördüğüne kimse inanmıyor. Bir de tüm bunlara ek olarak klostrofobik! Mükemmel geçmesi beklenen gemi yolculuğunda tanık olduğu cinayet yetmezmiş gibi Lo kendi ruhsal sorunlarıyla da sürekli baş etmek zorunda kalıyor.

Defolu ve sorunlu bir karakter Lo. Sadece yeni tanıştığı insanlara değil, kendisine her şartta şefkatle yaklaşan sevgilisine karşı da mesafeli ve hoyratça karşılık veriyor. Bu gezide tüm korkularıyla yüzleşen ve hepsinin üstesinden gelen genç kadın, muhtemel bir devam kitabında karşımıza yepyeni biri olarak çıkabilir. Aslında bir gezi yazarının hikâyenin merkezinde olduğu bir polisiye-gerilim serisi, okuruna aralıksız “Nil’de Ölüm” keyfi yaşatabilir.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163