VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mart 2016 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Zerdüşt’ten Xani’ye bir dil macerası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Zerdüşt’ten Xani’ye bir dil macerası

Tarihçi Dr. Töre Sivrioğlu’nun “Avesta Dili Grameri ve Etimolojik Sözlüğü“, Hint-İran dillerine ve bunların arkasında uzanan görkemli geçmişe dair ince eleyip sık dokuyan ve sözcüklerin etimolojik izlerini süren kıymetli bir kaynak kitap.

MAHİR ÜNSAL ERİŞ



VatanKitap için yazdığım yazılara hasbelkader rastlamış olanlar, burada yazdığım tanıtım yazılarının çoğunlukla Türkçe edebiyatın yeni karşılaştığımız eserlerine dair olduğunu fark etmişlerdir. Bununla birlikte bu ay, hayatımın büyük bir çoğunluğuna yön vermeyi başarmış bir başka ilgi alanımla ilgili yazma hakkımı kullanacağım: dil. İnsanın yaratabildiği en karmaşık yapılardan biri.

Ülkemizde dil öğrenmeye yönelik ilginin maalesef dünya standardının biraz altında seyrettiği gerçeğiyle paralel olarak dil ile ilgili kitaplığımızın da sınırlı olduğunu da kabul etmek durumundayız. Genellikle yalnızca konunun yakından ilgilenenleri tarafından takip edilen, çok değerli ya da çok işlevsel birkaç eser dışında ulaşımı konusunda da zorluklar vadeden oldukça kısıtlı bir konu başlığı dil ve dilbilim. O nedenle, bu konuyu dert edinerek yazılmış eserlere hak ettiği ilgiyi göstermenin önemli olduğuna inanıyorum.

Bu ay sizlere bahsetmek istediğim kitap olan “Avesta Dili Grameri ve Etimolojik Sözlüğü“, bu bağlamda önemli bir alan açıyor önüme. Avesta, bildiğiniz gibi, İran’ın varlığını halihazırda sürdüren kadim dinlerinden Zerdüştiliğin kutsal metinlerinin toplandığı kitabın adı. Aynı zamanda bahse konu ettiğim kitabı basan yayınevi de bu adı paylaşıyor. Dilbilimciler, coğrafya, din ve siyasi iktidar gibi kimi olguların bir dilin ömrü üzerinde hatırı sayılır derecede etkili olduğunu gösteriyorlar. Bu nedenle bir dilin mazisini izleme, gelişimini görebilme macerası söz konusu olduğunda bu olgular dil ile uğraşan araştırmacılara önemli kolaylıklar sunuyor. Daha basit ve güncel bir örnekle pekiştirecek olursam, Arapça, bugün yaklaşık yarım milyar insan tarafından konuşuluyor. Ancak bu kadar geniş bir alan ve demografik çeşitliliğe yayılmış bir dilin her yerde aynı yapıyı korumasını beklemek biraz fazla iyi niyetli bir yaklaşımdır. Fas’ta konuşulan gündelik Arapça, Irak’ta yaşayan Arap için oldukça yabancıdır. Öyle ki, bir zamanlar aynı bayrak altında birleşip tek bir ülke olmuş Suriye ve Mısır arasındaki lehçe farklılıkları bile iki topluluk arasındaki iletişimi ciddi şekilde güçleştirecek kuvvettedir.

Fakat Arap dünyası bu konuda işini kolaylaştıran oldukça güçlü bir araca sahiptir: Kur’an. İslam’ın mukaddes kitabının Arapçası, tüm Arap ülkelerinin resmi dili olarak kabul edilir. Fasih Arapça ya da Fusha denen Kur’an kaynaklı Arapça, bu dil her Arap ülkesinde hangi özgün hale kavuşursa kavuşsun hep aynı ve mutlaktır. Yine kendi konuma dönecek olursam, Avesta da, bir dini metin olarak, bu dilin yaşamasını ve varlığına dair hemen her ayrıntıyı günümüze kadar taşımasını sağlamıştır.
Hint-İran dil grubunun İran/Fars kolunun ata dillerinden biri olarak sayılabilecek Avesta dili, Avesta’nın yazıldığı tahmin edilen İ.Ö. 6. yüzyılda bugün elimize kalan haline ulaşmıştı. Avrupalılar, klasik anlamda ilk kez Büyük İskender’le, modern zamanda ise 19. yüzyılın ikinci yarısında konuya merak saran oryantalistlerle karşılaştılar Avesta ile. Ve bu ata İran dilinin, Hint dünyasının kutsal metinlerinin dili olan Sanskrit ile olan akrabalığını hemen fark ettiler. Neredeyse 1800’lerin sonuna kadar Avrupa’nın varlığını bile bilmediği bu dil, aslında bin yıllar önce Avrupa’ya gelmiş atalarının hiç de yabancı olmadıkları bir dilin soyundan geliyordu: varsayılan Ön-Hint Avrupa dili. Bu dilin Avrupa’ya giden kolu bugün birçok farklı şubesi bulunan Avrupa dillerini, İran-İndus aralığında kalan kolu ise Hint-İran grubunu meydana getirdi. Ve Avesta dili de işte bu grubun, İran kolunun hatırlı üyelerinden biri.
KIYMETLİ BİR ADIM
Bütün bunların bizi ilgilendiren tarafına gelince. Kendisi de bir tarihçi olan Töre Sivrioğlu’nun hazırladığı bu etimolojik sözlük çalışması aynı zamanda bölgenin tarihi üzerine çalışan tüm araştırmacıların ilgisine önemli veriler sunabilecek bilgilerle dolu bir çalışma olmuş. Bugün içinde bulunduğumuz ve çevrelendiğimiz coğrafyada halen konuşulmakta olan Farsça, Kürtçe ve Zazaca gibi kimi dillerden de sözcüklerin izinin sürülebildiği etimolojik sözlük sayesinde yalnızca tarih bilgisine değil kültür hayatına da önemli bir katkı vaat ettiğini söylemek mümkün. Konunun uzmanı kadar, haricen alakadar olan ilgilileri de tatmin edecek bir titizlikle hazırlanmış Sözlük, aslında yalnızca kelimelerin ve karşılıklarının yan yana sıralandığı kuru bir lügatten oluşmuyor. Okurunu sözlüğe hazırlayan kısımlarda konunun etraflıca takip edilebilmesini sağlayan tarihsel ve dahi antropolojik bilgiler içeren açıklayıcı bölümler mevcut. Bu anlamda, meselenin yalnızca Zerdüştlerin kutsal metinlerini yazarken kullandıkları dile dair basit bir sözlükten ibaret olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Batıda, Hint-İran dilleri ve dinlerine dair çalışmaların başlangıcının üzerinden yüz yılı aşkın bir süre geçmişken bu kadar yakınında bulunan bir komşu coğrafyada başımızı çevirip bakmak için oldukça geç kalınmış olsa da, bölgenin tarihi ve kültürü ile ilgili esaslı kitaplar yayımlayan Avesta Yayınları‘nın attığı bu adım, oldukça kıymetli.
Dr. Sivrioğlu’nun bölgenin dilleri ve bunların arkasında uzanan görkemli geçmişe dair ince eleyip sık dokuyarak hazırladığı bu çalışma Avesta Dilinin tarihiyle başlıyor. Daha sonra bu dilin grameri, yine başta adını zikrettiğim kimi başka Hint-İran dilleriyle karşılaştırılarak veriliyor. Kitabın gövdesini ise sözlük oluşturuyor. Seçilmiş kelime ve kavramların Avestaca, Sanskrit, Pehlevice, Farsça, Kürtçe, Zazaca ve Peştuca karşılıkları, etimolojik mazileri açıklanarak verildiği bu sözlüğü bir de Avesta dilinde kullanılan fiillerin listesi takip ediyor. “Avesta Dili Grameri ve Etimolojik Sözlüğü“, Türkçe için oldukça yeni bir araştırma alanı açma bağlamında düşünüldüğünde, her ne kadar yazarı, “bu, eksikleriyle ancak bir ön çalışmadır,” dese de, oldukça önemli bir adım olarak görünüyor. Dillerle ilgilenen ve dil yazınını takip etmeye çalışan bir okur olarak temennim, devamının gelmesidir.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam