VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Ekim 2013 Çarşamba | Anasayfa > Röportajlar > Zihin sürekli yazar, tetiği kalem çeker
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Zihin sürekli yazar, tetiği kalem çeker

Ali Deniz Uslu, ilk kitabı “Girdap Balıkçısı” ile okur karşısına çıktı. Kitapta metinlerinin sonuna “hiçlik bildirisi” ekleyen yazar, öfke, korku gibi en gerçek duygularımızı işliyor.

Pınar Tarcan




"Girdap” ne demek sizin için?
İsteyip de yapamadığımız her şey! Korkup da giremediğimiz her karanlık, eksikliğini fark ettiğimiz ya da etmediğimiz duygular. Balıkçı ise girdabın kenarında ona direnip bu kara delikten bir şeyleri kurtarmanın çabasındaki anti kahraman, hatta belki de başkalarının anılarını çalmaya çalışan bir hırsız.

“Iskaladıklarımıza” demişsiniz, hiç böyle bir kitap ithafına rastlamadım. Kimlerdir, nelerdir en çok “ıskaladıklarımız”?
Bize sunulan, daha doğrusu dayatılan klişeler yönlendiriyor hayatımızı. Adımıza biçilen pek çok değer yargısı, yaşam öngörüsü ensemizde bekliyor. Biz buna “hayat” diyoruz ama yaşamadıklarımız ve “ıskaladıklarımız” bizi biz yapıyor. Olmadığımız yerler, tanımadığımız insanlar şimdimizi yönlendiriyor. Zaten bardağın boş veya dolu tarafıyla hiç ilgilenmedim, içindekinin su olup olmadığından şüphelendim.

Kalemle yolculuğunuz nasıl başladı? Ne zaman elinize alır, ne zaman bırakırsınız?
Okul sıralarında pek defter kullanmazdım, ders kitaplarım da metin eskizleriyle doluydu. Müfredat önümde akarken ben başka dünyalara giderdim. Romanlar, şiirler, hikâyeler okurdum derslerde. Sonra kendimce notlar alırdım. O kadar çirkin yazardım ki kimse de okuyamazdı, tamamen bana özel kalırlardı. Kalem serüvenim böyle başladı. Yazmak ise mevsimsiz bir fırtına gibi, öncesi yok. Zaten zihin sürekli yazar, not alır ve de biriktirir, tetiği ise kalem çeker.

Duygulardan birini başa koymuşsunuz: Korku. “Korku kurgudur. Çünkü hepimiz kaybetmekten korkarız” diye başlıyor. Yazmak da korkulacak bir durum değil midir? Yazarken ne kadar gizlenir kalem sahibi, ne kadar gerçektir?
En başta kurgusal olmayan eserleri baz alırsak... Yazma amacınız belirler bunu. Bazen aklınızdan bile geçirmediğiniz gerçekleri bir cümleye sıkıştırır dökülürsünüz. Zaten insanların dilleri yeteri kadar kirli, sürekli bir şeylerden sakınıyorlar kendilerini. Yazmak da kişinin iradesine bağlı olarak bir yalan makinesine dönüşebilir.

Efsanelerden, mitlerden, ozanlardan çok beslenen, üçüncü sanatı Doğu-Batı arasında sıkışmış bir edebiyat gibi geliyor bizimki bazen. Bu sıkışmak mı, her yerden beslenmek mi?
Bu coğrafyanın kaderi bu! Yaşamında her alanına sızmış durumda bu sıkışmışlık. Bazen riyakârlık olarak bazen de öfke olarak dışa vuruyor kendini. Burada tek dingin yer belki de kaosun kalbi İstanbul. Uygun bir köşeye çekilip, sağlam bir zırhla burada akıl sağlığını koruyabilmek mümkün.
“Hasar raporu” diye bir metin var; “Bir şekilde deniyoruz hepimiz” diye başlıyor. Yazarların hasar raporu daha çok mudur? Ya da en azından rapor çıkarmayı mı bilirler?
Yazarların tek farkı “en ağır” ve “en hafif” hasarı nasıl alacağını bilmeleri. Bilinçli bir çarpışma onlarınki.

Gazetecilik, edebi anlamda sizi besler mi?
Çok insan tanımak, ortalamanın üstünde okumak, soru sormayı öğrenmek. Tüm bunlar farklı bakış açıları ve tecrübeler kazandırdı kuşkusuz. Gazetecilik, edebiyat bir yana dursun Türkiye’nin gerçeklerini öğrenmek açısından mihmandar oldu.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Mayıs 2017 Yıl : 13
Sayı : 159