VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Şubat 2015 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Zıt kutupları birleştiren polisiye
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Zıt kutupları birleştiren polisiye

“Bir Delinin Gülcesi” adlı şiir kitabıyla tanınan Gülce Başer, “Bir Ceset Bir Söz” isimli yeni polisiye romanında, evinde ölü bulunan bir adamın ölümündeki sır perdelerini aralıyor.

İPEK CEYLAN ÜNALAN

Gülce Başer, kendini 2008 yılında “Bir Delinin Gülcesi” adlı şiir kitabıyla tanıtmıştı. Ardından 2012’de yayımlanan “Hanımefendi Kızıldır” adlı ikinci kitabıyla yine şiirleriyle okurlarının karşısına çıkmıştı. Gülce Başer üç yıllık bir aradan sonra bu kez okurlarının karşısına “Bir Ceset Bir Söz” adlı polisiye bir romanla çıktı. Başer verdiği bir röportajda kendini şöyle tanıtmıştı: “Delinin Gülcesi olan Gülce, beyaz yakalı ve kentli biridir. Modern yaşamın getirdiği sistemin kendi araçlarıyla bireye benimsettiği bkz. ‘Gösteri Toplumu’, Guy Debord- yaşam biçimlerini, sistemin kendi araçlarına taratarak kurmayı denediği şiirde, öngörülmüş seçimlere direnir. Dünyayı değiştireceğine inanmaz, ya da böyle bir beklentisi yoktur. Don Quixote artık düşünülemez biridir çünkü. Onun yaptığı, o verili yoldan gidildiğinde alınan çıktılara çarpık bir gülümsemeyle kaş kaldırmaktır. Çünkü nedense çıktılar kimseyi tatmin etmemiştir. Hatta emekli olup Bodrum ’a yerleşenler de mutsuzdur, laf aramızda. Zaten Newton’ın mekanik yasaları da uzayı açıklamaya yetmez.”

USTA BİR CİNAYET Mİ?

Romanın konusu şöyle: Eski polis emeklisi, sigortacı Ahmet Gürsoy evinde karısı tarafından ölü bulunur. Her ne kadar intihar olduğu düşünülse de şüpheli bir ölümdür bu. Evde bulunan güvenlik kameralarının kayıtlarının silinmiş olması olayın usta işi bir cinayet mi yoksa intihar mı olduğu kuşkularını beraberinde getirir.
Romanın bir diğer dikkat çeken noktası ise yakın geçmişte geçen olayları da romanında geçen zaman diliminde işliyor olması. Örneğin Başer romanında, Gezi Parkı olaylarına şu şekilde yer veriyor: “İhsan’ın bankacı olduğunu biliyordu. Mesleğini öğrendikten sonra bir süre Hakan’a ısınamamıştı adam. Gezi eylemlerinde Fulya’yı onlara emanet etmek durumunda kalmıştı.

Fulya kesinlikle katılmaya kararlıydı, Hakan’sa oldukça sert geçeceğini fark ettiği süreçte karısının hayatını korumak için elinden gelen dışında bir şey yapamazdı. Katıldığı takdirde işin ucunda disiplin soruşturması ve emeklilik hakkını kaybetmek olabilirdi. Zaten karısının katılması bile onun için yeterince riskliydi.
O gün istifa etmeyi düşünmüş, ama Burhan Amir ona engel olmuştu. Akıl almaz bir yöntemle onu geçici görevle Bodrum ’a göndermişti. Hakan’sa akıl almaz yöntemlerle arada İstanbul ’a kaçıp parka yerleşen karısını kontrol ediyor, ona elinden geldiğine eşlik ediyordu.

Zaten ikinci hafta müdahaleler park çevresinde seyrelmişti, ta ki son güne kadar. Ama işte o arada Hakan ’la İhsan’ın arasındaki buzlar erimiş, İhsan, Hakan ’ın “o tür polis”lerden olmadığına ikna olmuştu. Hakan onu anlıyordu ama içi kabul etmiyordu. İşte bu yüzden bu masa çok da samimi bir masa değildi Hakan için, kendini rahat hissettiği bir masaydı, o kadar. Fulya’nın kulağına eğilip, “Niye başbaşa değiliz, ” diye sorması da bundandı.”porno izle

Paylaş