VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
16 Aralık 2011 Cuma | Anasayfa > Haberler > Zor çeviriler ve özenli basımların öncüsü biziz
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Zor çeviriler ve özenli basımların öncüsü biziz

İlklerin yayınevi Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık""ın Genel Müdür Tülay Güngen VatanKitap""a konuştu.

Söylentiyle başlayalım... Nedir bu “YKY kapanıyor” söylentisi?
Yapı Kredi Yayınları’nın veya Yapı Kredi Kültür Merkezi’nin kapanması söz konusu değil. Aynı hızla ve şevkle çalışıyoruz. Bu söylentilerin sebebi binamızın tamamının kültür-sanat merkezi olması için bir yenilenme sürecine girecek olması olabilir. “Kazım Taşkent Sanat Galerisi”nde bu nedenle geçici olarak sergilere ara verdik. Bu dönemde “Caddebostan Kültür Merkezi”nde sergiler yapmaya başladık, bu sergilere 2012’de de devam edeceğiz. Böylece Anadolu yakasında yaşayan sanatseverlerin yakınına Yapı Kredi sergilerinden götürmüş olduk. Etkinliklerimize ise çok yakınımızdaki “Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi”nin konferans salonunda devam ediyoruz. Yani hiç hız kesmedik.
Renovasyon ne kadar sürecek ve bu süre içinde neler olacak?
Henüz süre vermek için çok erken; hazırlık çalışmaları tamamlanmak üzere.
Nasıl bir şey yapmak istiyorsunuz?
Binayı daha çağdaş, daha kullanışlı bir kültür sanat merkezi haline getirmek istiyoruz.
Yayıncılığa geçelim... Şu anda sektör bazında bakarsak YKY sektörün neresinde?
Bence tam merkezinde.
Pazar bakımından neredesiniz?
Tarih, sanat, felsefe, edebiyat ve çocuk kitapları alanında pazarın en önde gelen yayınevlerindeniz. Sayısal bir pazar payı söylemek mümkün değil, henüz sektörde bu şekilde bilgi toplanmıyor.
YKY’nin yayın piyasasındaki rolünü nasıl tanımlarsınız?
Piyasaya örnek olan, örnek ilişkiler kuran bir kurumuz. Telif hakkı sahipleriyle hakkaniyetli sözleşme yapan, onların haklarına saygı duyan, raporlamaya özen gösteren yeni, genç yazarlara olanak tanıyan böylelikle yayıncılığın doğru şekilde gelişmesine öncülük yapan, içerik, tasarım ve baskıya ayrı ayrı önem veren, kitap seçiminden okuyucuya ulaştırılmasına kadar özenli üretim yapan bir kurum olarak öncüyüz.
Banka yayıncılığı diğer yayıncılıklardan farklı mıdır? Farklıysa sebepleri neler?
Banka yayıncılığı yapmıyoruz, bu kesinlikle doğru bir ifade olmaz. Kurucumuz banka ama biz bağımsız bir yayıneviyiz, yayın programımızı ve iş yapış şeklimizi kendimiz belirliyoruz. Öte yandan, ülkemizdeki yayın piyasasının koşulları nedeniyle asla yapılamayacak bazı kitaplar, bankanın desteğiyle yapılabiliyor. Bu tür kitaplar için gerektiğinde banka yine bize destek olabilir. Belki de banka ve yayıncılık ilişkisi için söylenecek en önemli şey, 1944’te özel bir banka kurulurken kurucusunun kültür sanatı topluma karşı bir sorumluluk olarak görmesi ve yetmiş yıla yakın bir süredir bunun geliştirilerek sürdürülmesidir.
YKY şu ana kadar kaç kitap bastı?
3 bin 380’i geçtik.
Hangi konularda yayın yaptınız bugüne kadar?
Bizim ana konularımız sanat, tarih, çocuk, edebiyat, felsefe diyebiliriz. Ana yayın çizgilerimiz bunlar. Tabii özel kitaplar ve sergi katalogları da var. Bu söylediğimiz dizilerin dışında Yapı Kredi Bankası’na yaptığımız kitaplar var. Örneğin “Şehir Monografileri”nde bu sene 19’uncu şehri yapıyoruz ki, bu çapta bir çalışmanın benzeri yok. Yine Yapı Kredi için kültür tarihi kitapları yapıyoruz. Ayrıca Tüpraş desteğiyle, bir Anadolu uygarlıkları dizisine de başladık. Bu kitapları Türkçe-İngilizce olarak iki dilli yayımlıyoruz, yurt içinde dağıtıldığı gibi yurt dışındaki önemli müze ve kütüphanelere gönderiyoruz. Bu yeni dizinin Anadolu’nun uygarlıkların beşiği olduğunu anlatmakta önemli bir rol oynayacağını düşünüyoruz. Sanat alanındaki yayınlarımız içinden de yine Türkçe ve İngilizce olarak hazırladığımız Türkiye’de Güncel Sanat dizisini vurgulamak isterim.
YKY aynı zamanda çevirisi zor kitapları yayımlayan yayınevi olarak anılır. Bu noktada katoloğunuzda neler var?
Kazım Taşkent dizisinin çoğu kitabı bu kategoriye girer, örneğin Ulysses, Celine’in “Gecenin Sonuna Yolculuk”u, Robert Musil’in “Niteliksiz Adam”ı gibi. Evliya Çelebi külliyatı ise kendi başına bir dizi... Ve en iyi örneklerden. Cogito dizisinin çeviri kitaplarını da burada rahatlıkla sayabiliriz.
Kütüphaneler Genel Müdürlüğü’nün yaptığı araştırmada en çok okunan tür roman olarak çıkmıştı. Bu sizin için de geçerli mi?
Evet, roman Türkiye’de çok okunan bir tür, ama öykü de benzer şekilde okunuyor. Roman sayılarında ciddi artış var. Türkiye’de 2009’da 140 roman yayınlanmış, 2010’da 500-600 civarında... Bunların yarısı da yazarının ilk romanıymış. Bu sayılar edebi değerle ilgili bir şey söylemese de nitelikli roman için de çabaların olduğunu görüyoruz.
Türkiye’de yayıncılık sektörü günden güne büyüyor. Bu büyümeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Büyümenin sebepleri ne olabilir?
Yayımlanan kitap satışında artış görünüyor, bunun sebeplerinin çeşitli olduğunu düşünüyorum.
Burada dikkat çekici nokta ders kitaplarının öğrencilere bedelsiz dağıtılmaya başlanmasından sonra çok sayıda küçük kitapçının kapanması ve satış noktasının ciddi şekilde azalmasıdır. Bu da büyümenin çarpık olduğunu gösteriyor.
Başka bir sektörden yayıncılığa gelen biri olarak sormak istiyorum. Mesela bir tekstilciye “Çok güzel bir kazak üreteceksin ama bunu sergileyeceğin vitrinin olmayacak” dersem o kişi, o işe girmez. Ama yayıncılar kitapçı azlığına rağmen kitap yayımlıyor.
Ama işte yayıncılık öyle bir şey değil. Önemli olan burada işin bir sanat olması... Bazen bir kitabın sadece birkaç yüz satacağını biliyoruz ama biz o kitabı birkaç bin, birkaç on bin satacakmış gibi aynı enerjiyle yapıyoruz.
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ın çok satan kriterleri nedir?
Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Orhan Veli, Amin Maalouf gibi yazarlarımız çok satıyor. Ve elbette klasikler ve çocuk kitapları....
Çocuk kitapları yayıncılığın gelecek vadeden yeni alanı. Sizde durum nasıl?
Yapı Kredi Yayınları’nın tohumları Doğan Kardeş’le beraber atılmıştı. Bizim için çocuk hep çok önemliydi, üç-dört yıldır daha da önemli... Büyükler için ne düşünüyorsak çocuklar için de onu düşünüyoruz. Hakikaten edebi değeri olan kitaplar yapıyoruz. İçeriğinden tasarımına kadar çok özeniyoruz. Kitap okuma sevgisinin, edebiyat sevgisinin küçüklükten başladığını biliyoruz.

Kitap fuarları umut veriyor

Sektöre bakarsak yayıncılığın en büyük sorunu nedir sizce?
Korsan... Küçük ve zor para kazanılan bu sektörde, iyi üretim çok yoğun emekle yapılıyor. Korsanı bu emeklerin heba olması olarak görüyorum. Korsan yayıncılığın bu kadar çok olması hakikaten sektörü her şeyiyle vuruyor.
Rakamlarla bakarsak piyasanın kaçta kaçı korsan?
Yayıncılar Birliği’nin bir raporunda yüzde 40 olarak belirtilmişti. Bazen bunun yüzde 50 olduğunu da haber olarak okuyoruz ki çok satanlarda yüzde 50’ye çıktığına inanıyorum. Bandrollerin Yayıncı Meslek Birlikleri Federasyonu (YAY-FED) tarafından dağıtılmasıyla birlikte yeni uygulamada bazı kontroller de getirildi. Böylelikle bandrollerin yasadışı kullanımı engellenecek diye umuyoruz.
Fuarlara gelirsek, mesela Diyarbakır Kitap Fuarı’nı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Diyarbakır’dan memnunuz.
Ankara’da niye fuar açılmıyor?
Tam bilmiyorum, belki orada yeterince kitabevi var...
İstanbul’a tek fuar yetiyor mu sizce?
İstanbul rahat rahat kaliteli ikinci bir fuar kaldırır. Şehre daha yakın bir yerde elbette... Belki daha farklı bir kitap fuarı olabilir, geçen yıl bazı denemeler yapıldı. Orada katedilecek epey mesafe var. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı bir macera, çok uzak ama güzel. Çok kalabalık oluyor, o kalabalığın içinde olmak hem çok zor, hem de çok hoş. Herkes kitap için bir arada oluyor. Uzaklığı nedeniyle bir kere oraya gidince dünyanın kalanından kopup sadece kitapların arasında olabiliyorsunuz.
Her yıl konuk sayısı artıyor. Bu artış satışlara da yansıyor mu? Yoksa sadece gezmece kısmıyla mı kalıyor?
Satışlara da yansıyor ama ben gezmece kısmına da çok memnuniyetle bakıyorum. Alışveriş merkezlerinde de sadece gezmeye gelen insanlar var, onun yerine kitap fuarına geliyorlarsa ne mutlu bize.

Paylaş