VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Temmuz 2011 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Zübük bir Türkiye klasiği
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Zübük bir Türkiye klasiği

Kasaba yaşamından, belediye başkanlığından, politikadan, Ankara’ya mebusluğa uzanan yolda herkesi kandırarak, bir şekilde herkesi vaatler ve umutlarla aldatarak iktidarı ve her şeyi ele geçiren bir “insan tipi”ni anlatır “Zübük”. Zübük herkesi kandırmakta, insanları çıkarları noktasından bağlamakta ustadır. 50 yıl önce “zübük”ü yazan Aziz Nesin, onu sinemada ölümsüzleştiren Kemal Sunal gitse de “Zübük” kalır. Toplumsal konuları merak edenler ve siyasetin herkesi sarsan fırtınalarıyla boğuşmak zorunda kalanlar “Zübük”ü okumadan Türkiye toplumunu anlayamazlar.

Kerem Çalışkan

“Zübük”ü tam 50 yıl önce yazdı Aziz Nesin. Büyük Usta’nın ölümsüz eserlerinden birisidir (1961). Türkiye insanını anlatır. Kasaba yaşamından, belediye başkanlığından, politikadan, Ankara’ya mebusluğa uzanan yolda herkesi kandırarak, bir şekilde herkesi vaatler ve umutlarla aldatarak iktidarı ve her şeyi ele geçiren bir “insan tipi”ni anlatır. “Kağnı gölgesindeki it” diye tanımlar onu Aziz Nesin.
Zübük herkesi kandırmakta, insanları çıkarları noktasından bağlamakta ustadır. Kendisini Zeybekzade diye tanıtan bir çingenenin oğludur. Adına zeybek süsü verip kasabaya yerleşen babası, hamamda bıyıklarıyla yakalanıp dayak yediği için “Zübük” lakabı takılmıştır. Ama Zübükzade İbrahim bu lakaplara aldırmaz. Particilik işlerine girer, raslantılar yardımı ile yükselir. Kasabadaki herkesi bir bahane ile bağlar. Kimine iş bulur, kimine tayin sözü verir, kiminin kızını evlendirmeyi vaat eder. Sonunda onu önce belediye başkanı, sonra vekil seçip Ankara’ya yollarlar.
Aziz Nesin’in ölümsüz tiplerinden “Muhalif Kadir Efendi” de Zübük romanının ana karakterlerindendir. Hani şu partisi iktidara geçince istifa edip muhalefete geçen Kadir Efendi. Kızlarıyla evlenme vaadi yaparak, üçüyle de gönül eğleyen Zübük’ün evlenmesi hatırına bir süre iktidar partisine kayıt yaptırıp rezil olan Muhalif Kadir Efendi.
Muhalif Kadir Efendi’nin kişisel macerasında bugünün ana muhalefet partisinin çıkmazlarının derin izlerini de bulabilir merak edenler.
“Zübük” 50 yıl sonra bugün yeniden okunması gereken kitapların başında gelir. Toplumsal konuları merak edenler ve siyasetin herkesi sarsan fırtınalarıyla boğuşmak zorunda kalanlar, “Zübük”ü okumadan Türkiye toplumunu anlayamazlar. Evet, bu kadar kesin.
50 yıl önce o kasabada “İlkokul mu yapalım, cami mi yapalım?” kavgasında cami yapmayı savunan Zübük’ün nasıl kazandığını anlamadan, bugün dindar ve muhafazakar bir partinin nasıl bu kadar oy aldığını da anlayamazsınız.
“Zübük”ü gençlik yıllarımda okumuştum. İçimde müphem ve sisli bir iz bırakmıştı. Çıkarlar üzerine kurulu ilişki sisteminin ağırlığı üzerine bir izlenim kalmıştı kafamda.
Ama “Zübük”ün nasıl bir şaheser olduğunu anlamak için belki de yarım asır geçmesi gerekti. “Zübük”ü bugün tekrar tekrar okuyun. Kendinizi bulacaksınız. Romanın sonunda kendi tayin umudunu “Zübük”e bağlayan, ona para kaptıran ve kazık yiyen Almanca öğretmeni, bir dostuna şu satırları yazar:
“Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil. Biz hepimiz zübüğüz. Hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Oysa zübüklük bizde, içimizde. Onları biz kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük’te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. Ama gerçekten zübüklerden, kendi zübüklüğümüzden kurtulabilecek miyiz?”
Aziz Nesin’in bu sorusuna 50 yıl sonra “Hayır Usta, maalesef Zübüklerden kurtulamadık” yanıtını rahatlıkla verebiliriz. Bunun için ben kendi adıma Aziz Nesin’den özür diliyorum.
Zaten bu ara özür dilemek, helalleşmek moda. Cengiz Çandar da, 18 yıl sonra Madımak yazıları için Aziz Nesin’den özür diledi. O zaman esas olarak Aziz Nesin’i öldürmeyi ve yakmayı hedefleyen provokasyonla ilgili olarak Çandar Nesin’i suçlamıştı. Onun için “Türkiye halkının yüzde 60’ı aptaldır” sözlerinden yola çıkarak “Bunak değilse aptal” tanımı yapmıştı. Çandar şimdi 18 yıl sonra, 37 aydının yanarak öldüğü Madımak olayında İslamcıları kolladığı ve Aziz Nesin’i böylesine suçladığı için özür diliyor. Bu da güzel. Yazının ruhunun yanlış olduğunu 18 yıl sonra da olsa itiraf etmek yine de cesaret ister.
Medya zaten nabza göre şerbet veren zübüklerle dolu.
Evet, 50 yıl önce “Zübük”ü yazan Aziz Nesin gitti. Zübük’ü sinemada ölümsüzleştiren Kemal Sunal da gitti. Ama Zübükler her yerde ve her köşede. Üstelik ilginç biçimde kendilerini sürekli yeniliyorlar, iktidarlarını pekiştiriyorlar. Ne ‘Zübük’müş ama!...


Arka sokakların sesi İndiragandi

“İndiragandi” taze bir roman. Piyasaya çıkalı iki ay oldu. Geçenlerde Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil de bu sözüğü köşesinde kullandığına göre popüler bir argo kavram olması gerekiyor. “İndiragandi” indirmek, malı götürmek, hırsızlamak anlamına geliyor.
Romanı yazan Cem Sancar. Kendisi gazete ve dergilerin “medya” olmadan önceki çağında yaşamıştır. Daha “sokak yazarı” tabiri şimdiki gibi moda olmadan önce, harbi sokaktan, hatta kaldırımdan, köprünün altından ve üstünden yazardı. Kendisi afilidir, racondur, delikanlıdır ve harbidir. Gazeteci-yazar tanımını zorlayan bir salınıma sahiptir.
Romanı da öyle. Aslında yaşadığımız İstanbul’u, Beyoğlu’nu ve İstiklal’in arka sokaklarını anlatıyor. Ama araya bir bilim-kurgu tadı sokup, büyük deprem ve tsunami sonrası 2010’lu yıllardan sonraki bir İstanbul mekanı çiziyor bize. Her yer yıkılmış. Beyaz Türkler Hindi Şirketi ile her şeye el koymuş. Uyuşturucu müptelası İkibin ile Swing Ayhan ve zenci Cuma adlı “kanka”ların macerasını anlatıyor roman. Kötü adamlara, sisteme ve robocoplara karşı, gizlice örgütlenen eşitlikçi Cavlak sufiler tarikatı ile el ele verip, bütün aydınların ortak rüyası olan “Güney’e gidip yerleşme” hayali kuruyorlar. Arıza Aslı ile Nuray gibi “sokağın sultanları” iki hatun da onlara takılıyor. Sonunda “Happy end” bitiyor roman. Kötü adamlar ölüyor, bizimkiler güneye gidiyor. Bol gönderme, çağırışım ve günümüze dönük eleştiri var kitapta. Sonuçta Beyoğlu arka sokaklarının “derin kitabı”nı yazmış Cem Sancar. Ha bir de, gençliğimizden kalma “Mor adam” olayı var. Ama onu merak edenlerin harbiden kitabı okuması gerekiyor...

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163