VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | 500 mg 25 Tablet (*)
Gazetevatan Anasayfa
14.06.2014
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

500 mg 25 Tablet (*)

500 mg 25 Tablet (*)

Seray Şahiner, 3. sayfa haberlerinden yola çıkarak yazdığı “Antabus”ta kocaları içmesin diye yemeklerine Antabus ezip koyan, Antabus gibi ezilip un ufak edilen kadınların hayatlarını anlatıyor

Can sıkıcı, baştan sona kadar rahatsız edici Seray Şahiner’in “Antabus”u. Leyla Taşçı (25) isimli bir insanın üzerinden milyonlarca kadının hikâyesini anlatıyor Şahiner yeni romanında ve bir o kadar da erkeğin...

Kalın duvarların içinde hapsolan çığlıkları harflere döküyor “kulağınız sağır peki gözünüz de mi görmüyor” dercesine. Bunlar ancak Türk filmlerinde olur dediklerimizin sadece senaryolarda yazmadığını, ülkenin koca bir film platosu olduğunu sokuyor gözlerimizin ta içine. Genelde okumaya değer bulmadığımız, okursak da birkaç vah vah ardından vakit geçirmeden unuttuğumuz üçüncü sayfa haberlerindeki payımızla yüzleştiriyor bizi.

Dedim ya can sıkıcı, baştan sona rahatsız edici bir kitap Antabus diye, evet aynen öyle ama sadece anlattığı gerçekler kadar. Ne daha fazla, ne de daha az...

237 (**)

Leyla Taşçı; bildiğimiz ismiyle L.T (25) ya da E.F,G.A, Y.Ö.Y, F.Ş, G.Y, A.Y, Ş.E...

Köyünde kurulu düzenini terk ederek büyük şehre göçen bir ailenin “yollu olmasın diye” evden bakkala dahi gönderilmeyen evladı. Baba dayağıyla sıklıkla onurlandırılan, koca dayağı ile bu onurlandırmadan yaşam boyu kesintisiz istifade eden bir “sevgi arsızı”.

Hikaye Leyla’ya ailesinin, satın almak istedikleri ev için, bakkalla gidebilme değil ama konfeksiyon atölyesinde çalışabilme özgürlüğünü bahşetmeleriyle başlar...

Ömer denilen fırıldağa gönlünün meyletmesi, konfeksiyonun sahibi Hayri Abi’nin tecavüzüyle mazhar olması, bir tecavüzün “kan parasıyla” temize çekilmesi ve o parayla alınan eve yuva denilmesi -Elbet bunlar sadece Türk filmlerinde olur değil mi-, hep bundan sonra başlar. Sahi nasıl başlasa farklı olurdu Leylaların sonu ve sahi kaç kişidir bu Leylalar!

Seray Şahiner, bu ve benzeri birçok soruyu sorduruyor her satırda okuruna. Kan ya da başlık parasıyla sessizliğe bürünen “namus” anlayışını, Leyla’nın git gide “onlara” benzemesini, sigortasız çalışmak zorunda kalanların gerçeğini, toplum baskısını, kendine özgü üslubuyla bizlere aktarırken acı acı gülümseten satırlarla medya eleştirisi yapmaktan da geri durmuyor.

Biz ne kadar gözlerimizi kaçırsak, kulağımızı tıkasak da aman şahit yazmasınlar diye bu romanda yer alan karakterler gerçek.

Leyla gerçek,
Anne, baba, abiler gerçek, Ömer, Necibe, Hayri abi gerçek, Ayşe gerçek, Remzi gerçek, Hemşire, Ülker Abla gerçek, az kalsın Eraslan gerçek olacaktı ama Mazlum gerçek.
Kocaları içmesin diye yemeklerine Antabus ezip koyan, Antabus gibi ezilip un ufak olan kadınlar gerçek...
Gerçekler, varlar ve var olmaya da devam edecekler.Antabus bize ayna tutuyor ve bazen aynadaki görüntüsünden nefret ediyor insanlar...

(*) Kitaba adını veren Antabus adlı ilacın bilgileri
(**) 2013 yılında ülkemizde katledilen kadınların sayısı.


Kitaptan...
Konfeksiyon atölyelerinde, on dokuz-yirmisinde yakışıklıca delikanlılar olur. Ustabaşı niyetine. Çoğu patron dükkânda özellikle böyle birini bulundurur ki, çalışan kızlar fazla mesaiye ses etmesin, bir heves işe gelip bir türlü gitmek istemesin. Bildiniz mi? Ben geç öğrendim...
Bu ustabaşılar, arada bir çalışan kızlarla göz süzüşür, fırsatım bulursa sıkıştırır, mıncıklar. Daha da geniş fırsat bulursa, mesela gece mesaiye kalınıp atölyenin bir tenha zamanı denk gelince, kesim masasının altına o kızları atarlar. Patron bilir de ses etmez, işine bile gelir... Bildiniz mi? Ben gördüm.
Ömer’le aramız düzeldi hemen. Bir gün abim iş çıkışı beni almaya geldi. Ben yarı yolda fark ettim, cüzdanımı unutmuşum. Dedim, “Abi ben hemen geliyorum.” Dükkânın penceresinden ışık sızıyor. Kapıyı iteledim kitli. Pencerenin kenarından baktım, bizim Ömer’le... Necibe! Alt alta üst üste...
Dizilerde de hep böyle oluyor. Başrol oyuncusu bir şey unutup bir yere geri döndü mü kesin başına bir şey gelir.
İşte, televizyonda başına bir şey geldi mi başrol oluyorsun, hayatta başına bir şey geldi mi figüran. Ben de figüranmışım, ilk o gün anladım.
Eve varınca babama dedim ki, “Ben artık işe gitmicem.” “Niye, bir yanlış yapan mı oldu?” dedi. Dedim, “Yok.” Bıyığını ısırdı, “O zaman git gel efendice, hiç değilse tanıdık yer, başımız belaya girmez.
Öyle oturduğun yerden ev bark sahibi olunmuyor İstanbul’da,” deyip kestirip attı. Sabaha kadar ağladım.

AntabusAntabus

Seray Şahiner

Detay için tıklayın

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163