VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Aralık’ın beyazlığı
Gazetevatan Anasayfa
14.02.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Aralık’ın beyazlığı

Aralık’ın beyazlığı

Alman edebiyatçı ve sinema yönetmeni Alexander Kluege ve ünlü Alman ressam Gerhard Richter’ın ortak çalışmasının ürünü “Sürükleyen Zaman” yaz-kış ve iyi-kötü paradoksu sunan bir zaman manifestosu niteliğinde.

Ben kışı severim. Bir çok insan sevmez. Haklılardır da. Soğuk, hastalık, kırsalda yaşayan için güçlük, yiyecek ve içecek bakımından sıkıntılı ve en önemlisi karanlık bir mevsimdir kış. Benim kışı sevmemin nedeni ise karın büyülü beyaz örtüsü veya soba ya da şömine başında dinginlik falan gibi romantik algısı olan şeyler değildir. Ben kışı daha gerçek bulurum. Yaz, rehaveti, kolaycılığı, tembelliği, insan metabolizmasını yavaşlatması ve vıcık vıcık bir benliğin erime durumu gibi gelir bana. Hoş bir yaz çocuğu olmama, seyahat etmeyi, sahilleri arşınlamayı sevmeme rağmen kış beni benliğime daha yakınlaştırır. Yaz ve kış aslında doğanın iyi ve kötüsü gibidir. Ama görünüşte kış kötü yaz iyidir ya; belki debu tamamen görecedir. Herkesin iyisi ve kötüsü farklıysa yazı ve kışı da kendine özgüdür.

SADELİK MESELESİ

Alman edebiyatçı ve sinema yönetmeni Alexander Kluege ve ünlü Alman ressam Gerhard Richter bu yaz-kış ve iyi-kötü paradoksu izleğinde şık bir metin kaleme almışlar. Daha doğrusu Richter kitabı çektiği fotoğraflarla resimlemiş Kluege de metinleri kaleme almış. Ve bu temel tartışmayı Aralık ayı özeline indirmişler, art arda kısa denemeler, gerçek tarihlemeler ve mitlerle nefis bir okuma haline getirmişler. Bu yazıyı yazmadan önce sinema yönetmeni bir arkadaşımla kendi sinemamız ve edebiyatımız üzerine hoş beş ederken “sadelik” meselesine girdik. Arkadaşım bana Picasso ve Apple adlı bir makale ve karalamalar gösterdi. Apple firmasının ürettiği ürünlerin sadeliğinin ve neredeyse tek tuş ve tek yüzeye indirdiği ve bir o oranda işlevsel, derin ve şık hale gelmesinin Picasso’nun bir öküz resmini sekiz karede nasıl karmaşık bir çizimden iki çizgiyle anlatılır hale gelmesi örneğiyle başardığını anlattı. Çok ilginç ve şaşılası, bir o kadar da hayranlık uyandırıcı bu örnek üzerine tartışıp durduk.

Kluege ve Richter’in hem fotoğrafları hem de metinlerinin olduğu “Sürükleyen Zaman” kitabı ben de tam da bu etkiyi uyandırdı işte. İyi-kötü, zaman-uzam ve yaz-kış üzerine derinlemesine, felsefi, yüzlerce yıla yayılan geniş tarihsel bir perspektifi ve bunun karmaşık yapısını 126 sayfalık kısa sayılabilecek bir kitaba sığdırmaları ve dertlerini çok da doyurucu biçimde anlatmaları takdir edilesi bir hayranlık uyandırdı bende.
Kluege ve Richter kitapta Aralık ayını temel almışlar. Kronolojik bir düzen takip eden kitap Aralık başından sonuna kadar geliyor. Ancak her başlık ya da tarih değişik yıllara denk düşüyor. Örneğin 1 Aralık 1944 yılına denk gelirken, 2 Aralık 1991 oluyor. Ya da birden 20 Aralık 1832 oluveriyor. Bu kitap için Aralık ayının tercih edilmesi tesadüf değil. Kluege denemelerini tarihsel olayları kendi kişisel tarihiyle örtüştürmüş. 1932 yılında Nazilerin yükseldiği bir dönemde Almanya’da dünyaya gelen yazarın çocukluğundaki yaşanan baş döndürücü sosyal ve siyasi olayların ve ardından 2. Dünya Savaşı’nın başladığı zamanlar hep kışa ve Aralık’a denk gelmiş. Aralık karın, soğuğun, yokluğun, acıların, savaşın ve yıkımın ayı gibi anlatıda. Ancak metin ilerlediğinde yazar sanki Aralık’ı aklamaya ve insan doğasının dünyaya verdiği tahribatların zamanla, mevsimlerle, yıllarla ilgisi olmadığını, belki de savunma mekanizmamızın en zayıf olduğu kışın ortasında nasıl birbirimizi avladığımız, delirdiğimiz ve kötüleştiğimizden dem vuruyor biraz da. Ama bu kadar basit bir önerme değil tabi ki anlatılanlar. Kitap ilerledikçe ve işin içine tarih, mitler, dinler, filozoflar, matematikçiler de girince basbayağı ciddi bir derinliğine gömülüyorsunuz metnin. Ama başta da söylediğim gibi bu derinlik bir giriftlik, anlaşılmazlık ve karmaşa sunmuyor okuyucuya. Tam tersi her biri bir ders kitabı olacak kısa metinler sizi soru ve cevapların nehrinde kapıp götürüyor.

SERGİ OLABİLECEK FOTOĞRAFLAR

Tam burada Gerhard Richter’e bir parantez açmak lazım. Kitapta birçok fotoğrafı var Richter’in. Tamamı kar altındaki doğayı resmediyor. Kaba tabiriyle kebapçı posteri olabilecek manzaraları vizörüyle kitaba hizmet eden, anlatıyı anlamlı kılan ve şıklaştıran bir görsel şölene döndürmüş. Benim kişisel olarak sevdiğim soyut ve fotogerçekçi akımın önemli bir sanatçısı olarak hünerini “Sürükleyen Zaman”da da göstermiş Richter. Metindeki sadeliğin şıklığı ve çarpıcılığının bir o kadarı da görsellerde var. Okuyucuya fotoğraflar aynıymış, manasızmış ve nedensizmiş gibi gelebilir. Ancak kitaptaki resimlere bir bütün olarak bakıldığında Kluege’nin sinemacılığı izinde Richter’in yaptıklarının tamamen bilinçli kurgulanmış ve içeriği kuvvetlendirmiş olduğunu görüyorsunuz. Bu da Richter’in mucizesi diyelim. Kitapta bir sergi olabilecek zenginlikte fotoğraf mevcut. Eğer böyle bir sergi olursa ne yapar eder o sergiyi ziyaret etmek isterim açıkçası.

Everest yayınlarından çıkan “Sürükleyen Zaman” beylik deyişle tam bir başucu kitabı. Çevirmen Tevfik Turan’ın çevirisi temiz ve çok rahat okunabilir bir çalışma. “Sürükleyen Zaman”, okuyup bitirdikten sonra bile zaman zaman istediğiniz yerinden açıp tekrar tekrar keyif alarak okuyacağınız bir kitap. Kurşun kalemle okuduğunuz kitabı çizmeye ya da sosyal medyada kitap alıntıları paylaşmaya meraklıysanız bu kitap sizin için küçük bir hazine. Moda deyimle size küçük bir spoiler (!) vererek bitireyim yazımı:

* Dilbilgisi tehlikeli bir silah, bir cinayet aleti.
* Bilincin elinde olan tek silah.

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
22 Temmuz 2017 Yıl : 13
Sayı : 161