VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Aşkın trigonometrisi
Gazetevatan Anasayfa
14.08.2014
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Aşkın trigonometrisi

Aşkın trigonometrisi

Arap asıllı Brezilyalı yazar Alberto Mussa “Aşk Üçgenlerinin Psikolojik Tarihi” adlı kitabında mitlerden, masallardan, anlatılardan ve destanlardan örnekler vererek ‘aşk üçgeni’ dediğimiz klişenin tarihsel esrarını çözüyor.




Benim matematikle aram hiç iyi olmadı. Hoş, edebiyatla, tiyatroyla, müzikle kısaca sanatın neredeyse tüm disiplinleriyle uğraşanların da iyi olduğunu sanmıyorum. Lisedeyken edebiyat notlarım çok yüksekken matematikten çakmıştım. Resim, müzik, kompozisyon gibi derslerde okulun tadını çıkarırken, matematik, fizik gibi derslerde okula lanet ediyordum. Hayatını sanatla biçimlendirmiş herkes gibi benim de sayılarla, rakamlarla ve dolayısı ile iktisat ile aram hiç iyi olmadı. Matematikte bildiğim tek doğru varsa o da sanatsal ve matematiksel olgular arasında ters orantı olduğudur.

Matematik kesinlik, rasyonalite, sağlama, ispat gibi tekniklerle varlığını kabullendirmeye çalışırken sanatın böyle bir çabası yoktur. Doğadaki ve zamandaki yeri belirsiz, uçucul, kırılgan ve bu yüzden çekicidir. Onu bu kadar değerli ve kalıcı yapan da budur zaten. Peki bundan matematiğin bunun tersi olduğunu mu söylememiz mi gerekli o halde? Açık söylemek gerekirse Arap asıllı Brezilyalı yazar Alberto Mussa’nın “Aşk Üçgenlerinin Psikolojik Tarihi”ni okuduktan sonra kafam karıştı. Sanatın, edebiyatın ve tarihteki tüm söylencelerin temelinde matematiksel bir kurgunun olduğunu ispat etmeye çalışan Mussa’nın örnekleri ve (açık söylemek gerekirse bazılarını asla anlamadım) temeli üçgen olan trigonometrik denklemleri zaman zaman şaşırmama yol açtı. Eminim matematikten ve fizikten anlayan, hoşlanan okuyucu benim aldığımı keyfin iki katını alacaktır “Aşk Üçgenlerinin Psikolojik Tarihi”nden.


KRAL, AŞIĞI VE KOCASI

Matematik eğitimi almış, ancak bunun yanı sıra Arap, Eski Yunan, Hint ve Amerika kıtasının mitleri üzerine de yoğunlaşmış, edebiyat hayatının temeline de bu öğretileri yerleştirmiş bir yazar Alberto Mussa. Arap asıllı yazarın genlerinin matematiğin, fenin doğduğu ve ustalaşıldığı bir coğrafyadan gelmesi, ayrıca örneklerinden belli olduğu üzere çok etkilendiği Latin yazarları referans gösterdiği (Borges ağırlıklı) şu anki memleketi Brezilya’nın ve Güney Amerika’nın edebi etkisi ile bir sentez yaratıp tuhaf bir kitap kurgulamış. Tarihsel mitlerden, masallardan, anlatılardan ve destanlardan örnekler vererek tüm bunların temelinde bir üçgenin varlığını ispata girişmiş. Ona göre her hikayenin, anlatının temelinde bir üçgen vardır. Bu üçgen olmadan hikaye diye bir şey olmaz. Üstelik bu üçgen kuru kuru bir üçgen de değil, zaman zaman çokgenlere de çıkmasına rağmen her halükarda minimum tek bir geometrik üçgen... Bu üçgenin bir ucu alfa, biri beta, biri de gama. Yani biri diyelim ki efsanedeki kral, diğeri karısı, bir diğeri de karısının aşığı... Ya da kral, aşığı ve kocası... Ya da kralın hizmetçisi, karısı ve kendisi...

Bu üçgenler böyle sürüp gidiyor. Bu hikayelerin temeli üçgenlerden oluşurken temaları da farklılaşıyor. Tüm efsaneleri temelindeki temaların bu üçgene nasıl uyduklarını örneklerle ve çizimlerle anlatıp denklemlerini çözüyor Mussa. Bu temaların başında da zina ve ensest geliyor. Aslında aşk üçgeni dediğimiz klişenin tarihsel esrarını da çözüyor bir yandan yazar. En basit ya da kaba bir aşk üçgeninin aslında nasıl kombinasyonlarla hangi mitlerden geldiğini, hangi destanları kopyaladığını da yoruma açık olarak anlatıyor.

O yorumu size bırakırken bir matematikçi olarak çizimini yapıp denklemlerle tezini savunmaya giriyor hemen ardından.
Yukarıda anlatmaya -özetlemeye- çalıştığım sizlere karışıkmış gelebilecek metni Alberto Mussa gayet titizlikle ayırıp, düzenleyip sıralamış. Her iki başlıktan birinde bir söylencenin büyülü dünyasına soktuktan sonra okuyucusunu, ikinci kısımda matematiksel çıkarımlarla bir yabancılaştırma efekti yaşatıyor adeta. Aslında benim için ilginç bir deneyim oldu “Aşk Üçgenlerinin Psikolojik Tarihi”ni okumam.

Evet matematiğe ilgim biraz zayıf ama mitolojiye derin bir alakam var. O yüzden hiç bilmediğim Avrupalıların işgal etmeden önceki Güney Amerika mitlerini ilgiyle okudum. Keza Arap, Hint ve Eski Avrupa mitlerini de. Zaten bildiğim eski Yunan mitlerini ise bazen yazarın yeniden yorumlaması -kısaltması, özetlemesi- ile bir kez daha ilgiyle okudum ve “bakalım buna basıl trigonometrik bir formül uygulamış” diyerek benim gibi konuya fransız okuyucusunu bile meraklandırmayı bilmiş yazar. Ve ayrıca çok bilinen mitlerin (örneğin ateşin bulunması-çalınması) farklı zaman ve uzamlarda farklı uygarlıkların dillerinde nasıl anlatıp çeşitlendirildiklerini görmek de kitabın lezzetini daha da bir arttırıyor.

Kapı Yayınları’ndan çıkan metni Fransızcadan Işık Ergüder çevirmiş. Metnin orijinali ise Portekizce. Ancak çeviride bir sıkıntı yok. Çünkü kitap kurmacadan ziyade teknik bir anlatı tarzında yazılmış. Dolayısı ile rahatça okunabiliyor. Ülkesinin bol ödüllü yazarı Alberto Mussa ile Türkiyeli okuyucunun ikinci karşılaşması bu. İlki 2011’de yine Kapı Yayınları tarafından yayınlanan Kaf Muamması. Tıpkı “Aşk Üçgenlerinin Psikolojik Tarihi”nde olduğu gibi kurmaca üstü diyebileceğimiz bir tür üzerinden derdini anlatıyor.

Destansı anlatıların ve onların gizemlerinin peşinden giden yazarın “Aşk Üçgenlerinin Psikolojik Tarihi”nde izmeye çalıştığı gizem ise aşkın trigonometrisi aslında. Günümüze kadar yazılan her mitin, hikayenin, romanın, öykünün, tiyatronun, sinemanın temelinde bir üçgen, yani kısaca üçlü bir temel çatışma vardır diyor yazar. Kitabı okurken aynı zamanda sinema ve televizyon dizi senaryoları üzerine çalıştığımız, konuştuğumuz arkadaşlarımızla tartışmalarımız geldi aklıma.

Mussa’nın da kitabın bir yerinde söylediği gibi aslında topu topu on iki temel çatışma kalıbı var kurguda. - Ve bunu da yine üçgenleri, alfaları, betaları ile ispatlamış yazar ,ama bu on iki temel çatışmanın ise tek bir atomik özü var; o da üçgen- Bu çatışmalar binlerce yıldır yazılı yazısız her anlatının özü, gerilimi yani temel konusu olmuş. Bizler de senaryo, hikaye vs. yazarken veya çözümlerken aslında bilerek veya bilmeyerek bu denklemleri çözüyoruz aslında. Dolayısıyla “Aşk Üçgenlerinin Psikolojik Tarihi” yalnızca edebiyatseverleri değil, mesleği yazarlık olanların da ilgiyle okuyacakları ve hatta kaynakça olarak kullanabilecekleri bir kitap.


Alberto Mussa’nın “Aşk Üçgenlerinin Psikolojik Tarihi” pek yaz kitabı gibi kolayca okunup sindirilecek bir metin değil. Hatta ağır ağır, sindire sindire ve tadını çıkararak okunması gereken bir kitap. Bu tarz metinleri sevenler için bir hazine. Benim gibi matematikle, geometriyle arası olmayanlar için ise biraz sabır gerektiriyor. Yine de bu yazın karmaşasında keşfedilecek, merak ettirecek ve konuşulacak bir kitap olarak sizleri raflarda bekliyor. İyi okumalar.

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163