VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Ben Arne Dahl, sizi germeye geldim
Gazetevatan Anasayfa
14.07.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ben Arne Dahl, sizi germeye geldim

Ben Arne Dahl,  sizi germeye geldim

İsveçli polisiye yazarı Arne Darl “Dağın Tepesine Doğru” adlı yeni kitabında okuru uyuşturucu, çocuk pornosu, silah ticareti, ırkçılık gibi sürekli küllerinden yeniden doğan suçların birbirinin akrabası olduğu gerçeği ile yüzleştiriyor.

Yaz geldiğinde, hele de tatildeysem en keyifli gözlemim plajlarda, otellerde, kafelerde kitap okuyan insanlardır. Kendimce küçük istatistikler yapıp, karşılaştırmalar, sınıflandırmalar, yüzdeler vs. üzerinden insanların yazın kitap okuma alışkanlıklarını, tür seçimlerini, meraklarını kısaca neler okuduklarına göre tipolojilerini çıkarmayı bir oyun gibi severim. Kabaca birçok kitapseverin “yabancılar her yerde kitap okuyor, Türkler cep telefonu ile oynuyor ” genellemelerini (sızlanmalarını) haklı çıkartacak bulguları bir yana bırakacak olursak, insanın yoğun kent yaşamının keşmekeşinden uzaklaşıp kafasını dinleyip, dinginleşebildiği en şahane an olan o tatil hali kitap okumanın tadının da en lezzetli olduğu haldir aynı zamanda.

İşte fırsat bulup geldiğim Ege sayfiyelerinden birinde sıcak havada hafif esen meltemin, denizin serin iyot kokusunun ve yerli halktan satıcılarının mısır satma seslerinin manzarasında şezlonglarda dingin bir şekilde uzanıp kitap okuyan insanları taradı gözlerim. Yıllardan beri yaptığım gözlemlerim ışığında söyleyebilirim ki yabancı okuyucu ( genelde orta sınıf Avrupalılar) öncelikle bestsellerleri okumaya devam etmekte. Nadir olarak klasik, ya da aykırı veya yeraltı edebiyatı da görülebilmekte.Yaşlıca turistlerin arasında hala Danielle Steel okuyanlar gördüğümde ise gülümsememi engelleyemiyorum. Çünkü bizde Keriman Nadir okuyan kimse göremezsiniz bu devirde.

Yanlış anlaşılmasın, hoşuma gidiyor bu durum. Yerli turiste gelince okuma yüzdesinde yine kadın okuyucu ezici çoğunlukta. Erkekler ya da gençler tercihen ellerinde akıllı telefonları sosyal medyaya takılmayı tercih ediyorlar. Genelleme yaparsak tür olarak yakın dönem siyasi kitaplar bu yıl geçtiğimiz yıllara oranla daha revaçta gibi sanki. Yaz kitapları dendiğinde akla gelen aşk kitapları okuyanlar ise neredeyse yok denecek kadar az. Siyasi kitapları ise popüler kurgu edebiyat takip ediyor. Ancak Muhteşem Yüzyıl’ın rüzgarıyla esen o tarihi kurgu veya Osmanlı Dönemi siyasi komplo kitaplar rüzgarı ise dinmiş durumda. Kişisel gelişim kitapları ise ağırlıklı olarak kadınların hala favorisi diyebilirim. Yazar olarak ise Zülfü Livaneli, Şebnem Burcuoğlu, Buket Uzuner, Aret Vartanyan gibi ortaya karışık bir durum var.

Ama hala ellerde Sabahattin Ali görmek şahane bir duygu. Gezi rüzgarıyla çıkmış ya da yüzünü oraya dönmüş yazarlar ya da kitaplarda ise bir yorgunluk var gibi sanki. Ve en ilginci de “Küçük Prens” in yeniden keşfi. Çok az olsa da tablet bilgisayarından başını kaldıran çocukların veya gençlerin havlularının üzerinde o sarı saçlı çocuklu kapağı görmek içimi ısıttı diyebilirim.

ÇAĞIN SIKINTILI HALLERİ

Evet biraz uzun bir giriş oldu ama Doğan Kitap ’tan çıkan Arne Dahl ’ın “Dağın Tepesine Doğru” kitabını uzun bir yaz tatilinin ortasında okurken bir yandan da plajdaki kitap okuyan diğer insanlarla kurulan ulvi bir birliktelik hali neden oldu bu gözlemlerime. Dahl’ın sağlam polisiyesini okurken yerli edebiyatta polisiye üretiminde ne kadar cılız olduğumuzu da fark ettim öte yandan. Aslında derdim yerli edebiyat, yabancı edebiyat karşılaştırması yapmak değil, sadece Avrupa edebiyatındaki çeşitlilik ve renkliliğin bazen gözümü kamaştırdığını söylemeliyim. Tür meselesine takılmam da o yüzden. Tıpkı televizyon dizileri gibi tutan bir dizinin aynından tonlarca türetilmesi gibi edebiyatta da çok satan kitapların birbirine benzeşmesi okuyucunun heyecanını kırabiliyor bir yandan da. O yüzden Anre Dahl’ın memleketi İsveç’te geçen tuhaf paralelliklerle örülmüş suç romanı “Dağın Tepesine Doğru” bana ilaç gibi geldi diyebilirim. Salt bir polisiye öykünün işlenmesini değil, çağın sıkıntılı hallerini, modernleşmeyi, dijitalleşmeyi, zaten iletişimi zayıflamış Kuzey Avrupa insan ilişkilerinin kırılganlığını, kapitalizmin sürekli deri değiştiren ve daha çok kapital adına yapılan türlü rezilliği, ahlaksızlığı fonuna yerleştirerek kurgusunu sağlamlaştırdığı için de “Dağın Tepesine Doğru” çok sıkı bir polisiye-gerilim kitabı olmuş.

Uyuşturucu, çocuk pornosu, silah ticareti, yükselen ırkçılık vs. gibi sürekli küllerinden yeniden doğan suçların birbirinin nasıl akrabası olduğu gerçeği ise kitapta bir tokat gibi okuyucunun yüzünde patlıyor. Bir yandan standartları gittikçe yükselen bir toplumun insani ve ahlaki çöküntü kıyısında nasıl sallandığını, bu paradoksun insanların mutsuzlaşması, yalnızlaşması ve mental olarak hastalanmalarına nasıl neden olduğunu temel hikayesinin fonunda çok ustaca anlatıyor yazar. Sizi tedirgin ediyor, kışkırtıyor ve çok ilginç bir şekilde suça yakınlaştırıyor. Dışarıdan bakıp gözlemci gibi takılmak yerine hem kendisini hem de okuyucusunu suç mekanlarına, suçluların ve o suçluları yakalamaya çalışan mutsuz topluluğun polislerinin içine sokuyor, aynı sıkıntıyı hissetmenizi sağlıyor Arne Dahl. Paralel kurgu ile anlatılan farklı öykülerin çaprazlama gerilimini adeta bir matematikçi ustalığı ile örerken, öykünün temel ruhundan, anlatım bütünlüğünden ve gri atmosferden asla koparmıyor okuyucusunu.

Basit bir bar kavgasında kafasında bira bardağı kırılarak öldürülen bir adam, bu sıradan vakayı araştıran sıradan polisler, olay araştırıldıkça tuhaf yerlere giden bir öykü, bir aysberg gibi suyun altına indikçe dağlaşan bir organizasyon. İşte “Dağın Tepesine Doğru” sıradan bir polisiye öykü ile başlayıp, büyük suç örgütlerine ve onların daha başka kemikleşmiş yapılarına doğru ilerleyen nefes nefese bir öyküyü anlatıyor. Roman ağırlıklı olarak öyküye polis teşkilatı ve polislerin gözüyle bakarken, suçluların anlatıldığı bölümler ise son derece nesnel, gerçek ve gerilimi arttıran yalın bir anlatımla nakşedilmiş. Polislerin insani betimlemeleri, hayatları, kendilerini sorgulamaları klişe Hollywood polisiyelerindeki kahraman polislere (!) göndermeler yaparken aslında suçlularla polislerin toplumsal rolleri ayrılmış aynı sorunlu çağın aynı bireyleri olduğu gerçekliği üzerinden diğer polisiyelerden oldukça farklılaşan bir havası var kitabın.

Arne Dahl ’ın okuyucusunu geren, tedirgin eden farklı bir tarzı var. Gerilim, suç, polisiye severler için bu çok lezzetli ve çekici bir tarz. Ama türün fanlarının dışındaki tüm kitapseverler için de tam da polisiye türünü keşfetme kitabı “Dağın Tepesine Doğru”. İskandinav edebiyatının, dilinin, renginin polisiye türüne ne kadar yakıştığını görmek için Arne Dahl ’ın “Dağın Tepesine Doğru”yu okumak bulunmaz fırsat. Pınar Polat’ın çevirisi tertemiz. Zaman zaman rahtsızlık veren ama türün özelliğinden kaynaklanan merak duygusunu her an diri tuttuğu için elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitapla tanışacaksınız.

Bu sıcak yaz günlerinde “Dağın Tepesine Doğru” size İsveç serinliğini hissettirecek ancak diğer yandan iyi bir öyküyle daha gri, hatta daha karanlık dehlizlere sokup üşütecek. “Bu yaz ne okuyalım ” sorusuna da böylece yanıt vermiş olalım.

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
22 Temmuz 2017 Yıl : 13
Sayı : 161