VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Bilimkurgu edebiyatın üvey evladı mı?
Gazetevatan Anasayfa
15.01.2018
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bilimkurgu edebiyatın üvey evladı mı?

Bilimkurgu edebiyatın üvey  evladı mı?

“Yüzyılın En İyi Bilimkurgu Öyküleri” yalnızca fantastik edebiyatseverlerin değil tüm kitapseverlerin kütüphanelerinde bulundurması gereken bir seçki. Le Guin’den Isaac Asimov’a, George R.R. Martin’den Ray Bradbury’ye ve Arthur C. Clark’tan Robert H. Heinlein’a kadar dünyanın en önemli bilimkurgucularının öyküleri var




Elimizde bir hazine var.” Tıpkı kitabın başındaki önsözde denildiği gibi en fazla 150 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen edebiyatın belki de en yeni türü olan bilimkurgu öykülerinin en iyilerinden oluşan şahane bir seçki var elimizde. İthaki Yayınları’nın çıkardığı “Yüzyılın En İyi Bilimkurgu Öyküleri” kitabı 2018’e henüz girdiğimiz şu günlerinde gerçekten de yeni yıl armağanı gibi olacak bu türü sevenlere. Hatta bence yalnızca türü sevenlerin değil tüm kitapseverlerin kütüphanelerinde bulundurması gereken ciddi ve heyecan verici bir seçkiyle karşı karşıyayız. Kitabın başında bilimkurgunun başlangıcından itibaren kendi içindeki gelişimi, dönüşümü, etkileri ve tarihçesi üzerine önemli bir prolog var. Bu türün edebiyatçılar ve onun dünyasını yönlendirenlerce pek de edebi bir tür sayılmadığı, ötelendiği, küçümsendiği ve bu yüzden kendi kendine nasıl da asi bir çocuk gibi tek başına büyüdüğü anlatılmış önsözde. Bu yüzden “Edebiyatın Üvey Evladı” tam da bu türün tarifiymiş gibi geldi bana. Çabuk tüketilen, edebi derinliği olmayan, çocuksu ve yararsız gibi görülmüş, bilhassa yeni yeni yayınlanmaya başlandığı yirminci yüzyılın ilk yarısında neredeyse zararlı neşriyat muamelesi görmüş bilimkurgu.

Bilimkurgu piyasası büyüyor
İşte tam da bu yüzden, bir çocuğun gördüğü düşler üzerine kurgulanmış gibi görünen bu tür, çocuksu ruha sahip herkesin kalbine dokunup büyüyüverdi koca bir yüzyıl boyunca. Ve kendi türünü geliştirip bambaşka bir alana dönüştürdü. Şimdi birçok saygın edebiyatçı, yazar bu türe değil burun kıvırmak, bilimkurgu temaları ve biçemi kullanarak yazıyorlar nerdeyse metinlerini. Sadece edebiyat değil sinema ve dev televizyon dizi sektörünün en büyük besin kaynağı bilimkurgu ve fantastik edebiyat bugünlerde. Büyük stüdyolar ve yapım şirketleri kitaplar çıkar çıkmaz hatta yayınlanmadan satın alıyorlar film haklarını. Okuyucu fanlar gece yarısı kuyruklara giriyorlar.

Bütün bunların yanında kendi alanında “marchandise” bir sektör çığ gibi büyüyor. Margaret Atwood’un distopik bilimkurguları veya J.R.R. Tolkien’in “Yüzüklerin Efendisi”nden başlayan serileri hem kitap hem de sinema-televizyon dünyasında büyük heyecan yaratıyor.

Böyle bakıldığında “pulp” bir görüntü çizse de, bu çoksatar durumu edebiyat çevrelerinde eleştiri ve antipati kazandırsa da tür, gün geçtikçe okuyucusunu, etkisini ve biçim-içeriğini geliştirmeye devam ediyor. Dünyada birçok büyük yayınevi ağır edebiyat (!) üzerinden çizgilerine devam etseler de bilimkurgu ve fanteziye her zaman açıklar. Hem maddi olarak ayakta kalabilmek, hem de okuyucu niceliğini arttırmak için. Ancak buradan şöyle bir sonuç çıkartmak da haksızlık olacaktır kuşkusuz; nitelik eksikliği. Hem de ne büyük haksızlık. Başta Ursula Le Guin’in “Mülksüzleri”nden başlayarak en alttaki ucuz bilimkurgulara kadar fütursuz bir sistem eleştirisi, dünyayı ve onun düzenini reddetme ve farklı arayışlar (ütopyalar ve distopyalar) bu türün olmazsa olmazları. Le Guin’in ve onun izinden gidenlerin ne kadar anarşist, yenilikçi ve devrimci oldukları su götürmez. Dolayısıyla yazdıkları her şey yeni bir heyecan dalgası yaratmakta şüphesiz.

Orson Scott Card’ın editörlüğünü yaptığı “Yüzyılın En İyi Bilimkurgu Öyküleri”nin içinde Le Guin’den Isaac Asimov’a, George R.R. Martin’den Ray Bradbury’ye ve Arthur C. Clark’tan Robert H. Heinlein’a kadar dünyanın en önemli bilimkurgucularının öyküleri var. Şüphesiz ki bu isimler türün yükselen ve çağdaş isimleri. Ama bu türün doğumunda H.G. Wells ve Jules Verne’i anmadan geçemeyiz. Zaten kitabın önsözünde onların hakkı teslim edilip türün edebiyattaki saygınlığına katkıları belirtilmiş. Ve editör sadece bununla kalmayıp böyle bir seçkide yer veremediği isimlere de atıfta bulunarak şöyle bir açıklama yapmış: “Buraya girmesi gereken pek çok öyküyü, burada temsil edilmesi gereken pek çok yazarı dâhil edemedik. Daha da kötüsü, bu yazarlar (Harlan Ellison, George Alec Effinger,R. A. Lafferty) esas itibarıyla öykü türünün usta isimleri. Bilimkurgu tarihinin en iyi öykülerinin toplandığı bir derlemede, sadece bir Bradbury, sadece bir Lafferty öyküsü seçmek neredeyse imkânsız…”

Gücünü göstermeye başladı
Bilimkurgu türü 20’nci yüzyılın ilk yarısına kadar dergiler ve gazetelerin tefrika köşelerine sıkışıp kalmakla beraber neredeyse kendine yeraltı edebiyat dünyasında yer buluyordu. 1950’lere gelindiğinde önsözde de değinildiği gibi “parti çoktan başlamıştı”. Ve 20’nci yüzyılın ikinci yarısında bilimkurgu türü yüzeysel ve biçimci görünümünden adı geçen yazarların da varlığıyla evrilip daha derinlikli, kurgusu sağlam, içeriği ve biçimi daha kuvvetli bir duruma geldi. Ve günümüzde artık edebiyatın en güçlü türlerinden olmayı başardı.
Aslında temelde antik söylenceler ve mitlerde de görülen gerçeküstü, fantastik, masalsı ve absürt içeriklerden dolayı okuyucu bu türü kolaylıkla kabullendi. Çocukluğunda uçan halıları veya at arabasına dönen kabakları okuyan kuşaklar için bilimkurgu edebiyat çok da garip karşılanmadı. Hatta Gernsbeck’in başlattığı ve daha sonra uzun yıllar devam eden, ardından televizyona uyarlanan “Amazing Stories”ler büyüklerin “Andersen Masalları” oldu diyebiliriz. Yetmişlerde patlayan kurgudışı “Tanrıların Arabaları” ve “Bermuda Şeytan Üçgeni” gibi uzaylı komplo teorileri kitapları bu alandaki kurgu edebiyatın da büyük sıçrama yapmasına vesile oldu diyebiliriz. Yine aynı dönemde televizyon ve sinemadaki Star Trek’ler ve Yıldız Savaşları serileri bu türün hem edebiyatta hem de görsel alandaki yerlerini daha da sağlamlaştırdılar desek yanılmış olmayız sanırım.

Kemal Baran Özbek zaman zaman yorucu olabilecek tuhaflıklarla dolu öyküleri titiz ve akıcı bir şekilde çevirmiş. Yedi yüz sayfalık bu önemli seçkiyi dilimize kazandırdığı için kendisini kutlamak isterim. Tabi ki yayıncıları da. Sanırım yazımın coşkusundan benim de iflah olmaz bir bilimkurgu ve fantastik edebiyat okuru olduğumu anlamışsınızdır. O yüzden övgülerimde aşırıya kaçmışsam mazur görün lütfen. “Yüzyılın En İyi Bilimkurgu Öyküleri” her an karıştırmak isteyeceğiniz ve her öyküyü tekrar okumak isteyeceğiniz bir derleme. Kaçırmayın derim.



Paylaş
YORUMLAR