VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Bu hepimizin ergenliği
Gazetevatan Anasayfa
14.08.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bu hepimizin ergenliği

Bu hepimizin ergenliği

“Süper Zeki Bir Kadının Über Salak Hikayesi”, “Nerdesin Aşkım?” ve “Bitli Pileyboy” romanlarının ana karakterlerini “‘99 Yazı“nda buluşturan Arzum Uzun’un yeni kitabında okur, hem diğer kitaplardan aklında kalan soruların cevaplarını buluyor hem de ergenlik yıllarına geri dönüyor.



Ah o ergenlik! Kimilerinin nasıl geçtiğini anlamadığı kimilerinin travmasınıhâlâ üzerinden atamadığı zorlu günler. Kendimizi çirkin sanıp sevilmeye layık bulmadığımız, kafamızın dikine gittiğimiz, kısacık hayat tecrübemizle her şeyi bildiğimizi iddia ettiğimiz, isyan bayrağını çektiğimiz, yalnız hissettiğimiz ve anne babamızın bizden nefret ettiğini düşündüğümüz yıllar.”‘99 Yazı“da okurlarını, “Süper Zeki Bir Kadının Über Salak Hikayesi”, “Nerdesin Aşkım?” ve “Bitli Pileyboy” romanlarının ana karakterlerinin ergenlik yıllarına götürüyor. 2015 yılının kışında başlıyor “‘99 Yazı“.

Romanın kahramanı Bilun Yılmaz, Türkbükü‘ndeki yazlık evlerine hatta Bodrum’a uzun yılların ardından ilk kez gelmiştir. Hayatının en unutulmaz yazını geçirdiği Tenko Sitesi, ‘99 Depremi’nin ardından, inşaat firmasının yaptığı diğer şehirlerdeki tüm binalar yıkılınca mühürlenmiştir. Siteyi yıkıp yerine yenisini yapmak isteyen birilerinin çıkması ise 15 yıl sürmüştür. Çocukluğunun üzerinden buldozerler, iş makineleri geçmeden önce, unutmak, saklamak istediği ne varsa geri almak için gelmiştir Bilun. Evde küçük bir tur attıktan sonra odasına yönelir ve o yaz dinlediği kasetlerin, okuduğu dergilerin arasında, ajandadan bozma günlüğünü bulur ve okumaya başlar: “ … Sahip olduğum ve olmadığım her şeyin farkındayım. Önümüzdeki kasımın altısına kadar on beş yaşındayım. Yalnızım. Gül ve Necati’nin kızıyım. Tek çocuğum. Fakirden ve cüceden halliceyim. Oğlanların pek ilgilenmediği biriyim. Bu bilgiler, kendimi dünya üzerinde konumlandırmam için şimdilik yeterli.
Keşke bir kardeşim olsaydı. Bu kadar yalnız hissetmezdim kendimi. Şimdilik yazları Cenda ve Ayda ile idare etmek zorundayım. Okulda da Erdem var … Başka kimse de benimle arkadaş olmaz. Kim çeker benim gibi uyuzu? Ben çekmem vallahi. Ukalayım. Kibirliyim. Gıcığım.

Bu kadar tahammülsüz olmasaydım, daha kolay bir hayatım olurdu …“ 2 Temmuz 1999’da yazdığı bu cümlelerle tanıyoruz Bilun’u. Ona göre, çoktan bitmesi gereken bir evliliği kavga dövüş sürdürmektedir annesiyle babası. Genç kızın ergenlik iniş çıkışları, ailesinin dengesiz ilişkisiyle birleşince o yaşlarda çocuğu olan her ailede rastlanan büyük kavgalar Yılmazların hayatının da merkezine oturur. Ta ki Bilun’un eline bir koz geçene kadar! Babası, ünlü şarkıcı Nükhet Şokan ile gençliğinde büyük bir aşk yaşamış ancak karında bebeğiyle kadını ortada bırakıp Bilun’un annesiyle evlenmiştir. Babasını bir barda Nükhet Şokan ile birlikte gören Bilun, tüm yaz tatili için gerekli olacak izinleri ondan tehditle koparır. Hayatının en unutulmaz yaz tatiline artık hazırdır! İlk aşkların, hayal kırıklıklarının, suçluluk duygusunun, pişmanlık ve korkunun ama en çok da ergen bir kızın yalnızlığının hikâyesi “‘99 Yazı“. Yaşı kaç olursa olsun okuru ergenlik dönemine götürüyor.


Hayatın uyandırdığı hisle yazıyorum

İlk başta tek bir “Bilun Yılmaz romanı“ olarak mı düşünmüştünüz yoksa seri mi kurgulamıştınız?
Seri olarak kurgulamıştım. Ancak ortaya bu kadar kalbimden kopan bir şey çıkarabileceğime beş sene önce süper “Über”i yazan genç bir romancı olarak pek ihtimal vermemiştim. Bu kitapta insan duyguları konusunda evvela kendimi çıplak bıraktım. Kendi travmalarımla yüzleştim. Ve sonra onları ortak travmalarımızla birleştirip en samimi, en sade dille anlatmayı seçtim.
Kitabın dilinde diğer romanlarınıza göre biraz yumuşama var. Bunun sebebi nedir?
Arkadaşlarım benden söz ederken “Arzum Uzun, düz. 1984’ten beri,” diye espri yapar. Lafı dolandırmayı, göndermeler yapmayı sevmiyorum. Metaforun bile akla yatanı son derece basit görünüp anlamıyla duvardan duvara çarpanı makbul benim için. Günlük hayatımda da böyleyim. Fikrimi sorarsan çat diye söylerim. Kimseden çekinmem. Elbette ki dilim geçen altı sene içinde yumuşadı. Ben büyüdüm. Şiire daha çok döndüm. Herkesin bir üslubu olduğuna inanıyorum. Hayat bende nasıl bir his uyandırıyorsa o dili kullanarak yazıyorum.

Yazarı, romanını anlatıyor

“Aslında bu bir başlangıç kitabı. Arzum Uzun romanlarına giriş. Hiçbir romanımı okumamış biri için tüm hikâyelerin, tüm karakterlerin başlangıç noktası. Snob dergici Bilun’un gerçek travmasını detaylarıyla öğreniyoruz bu kitapta. ‘Süper Zeki Bir Kadının Über Salak Hikayesi’nde ve ‘NerdesinAşkım’da devam eden serüveninin başlangıcına tanık oluyoruz. Bunun yanı sıra geçen yıl piyasaya çıkan ‘Bitli Pileyboy’un esas kızları Ayda ve Luna’nın da ilk gençliklerine şahit oluyoruz. İsteyen ‘Bitli Pileyboy’daAyda’nın dramını, isteyen ‘Süper Über’deBilun’un komik trajedisini okumaya devam edebilir.
Bu romanı yazmamın temel nedeni, insanları yeniden ilk gençliklerine, masumiyetlerine, umutla dolu ve dünyaya kızgın oldukları o ilk günlere döndürmek. Hiçbirimizin hayata öfkesi, hayatla savaşı çok değişmiyor zamanla. Ve buna rağmen, hiç yol almadığımızı sansak da bambaşka insanlara dönüşüyoruz. Bu kitabı insanları kendilerine döndürmek, kendilerini yeniden sevmelerini sağlamak için de yazdım bir yerde. Ama en çok ve hepsinden ziyade yarım kalmış ergenliğime bir selam çaktım.”


Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayı : 163