VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Bütün aşklar beğeniyle başlar
Gazetevatan Anasayfa
14.03.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bütün aşklar beğeniyle başlar

Bütün aşklar beğeniyle başlar

Şair - yazar Ayhan Bozkurt yeni romanı “Aşk Diyorlar Buna” da okuru aşkın izinde bir maceraya sürüklüyor. Duygusal yakınlıkla başlayan ilişkilere inanmadığını söyleyen Bozkurt ile yeni kitabı ve aşk üzerine konuştuk.



Yeni kitabınız “Aşk Diyorlar Buna” Shakespeare’in ünlü sözüyle başlıyor: “Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz.” Sizce de böyle mi? Aşkın görsel beğeniyle nasıl bir ilişkisi var sizce?

Bütün ikili ilişkiler genellikle görsel beğeniyle başlar. Bu ilk aşamadır. Hemen ardından bilgi, maddi güç vs gelir. Ve bütün bunlar iki kişi arasındaki duyguyla tamamlanır. Bu da beğeni, cinsellik, hoşlanma gibi duygularla “aşk” dediğimiz ihtiyacı beraberinde getirir. Zaten görsel beğeni olmasa kişi hala arayış içinde olur. Birliktelikler kısa süreli olur. Ben çok inanmıyorum duygusal yakınlıkların neticesinde başlayan ilişkilere. Başlasa da uzun soluklu olacağına da pek inanasım gelmiyor açıkçası. Aşk ten uyumudur, bedensel beğenidir öncelikle. Sonrasında duygusal süreç eğer uyumlu giderse ilişki başlar ve bir süre devam eder...

Dolayısıyla kişi, beğendiği bedene kendi ruhunu koyup buna da aşk diyor, demek çok yanlış değil. Aslında bir anlamda da kişi bu durumda bencillik yapıyor. Kendi ruhunu, kendi beğenisini tatmin etmek istiyor. Bu yanlış mı, hayır... Yanlış olan aşkı muhteşem bir şeymiş gibi ya da kötü bir şeymiş gibi tanımlamak. İnsan ruhuna dikkatli bakın, aşkı tanımlamanıza değil, anlamınıza yardımcı olacaktır.

Kitapta soruyorsunuz: “Hiç konuşmamış, hiç görmemiş, hiç tanımamış gibi davranmak da ne öyle?” ayrıldıktan sonra insanların birbirine birer yabancı olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ayrılık iki taraftan birinin ilişkiyi bitirmesidir. İlişki boyunca kazanılan alışkanlıklar yüzünden ayrılığı seçmeyen kişi boşluğa düşer. Ayrılığı sorgular. Bittiğine inanamaz. İşte biraz önce söylediğim görsel beğenidir bunun nedeni. Çünkü iki taraftan biri bitirdiği an görsel beğeni sona ermiştir. Beğeninin sona ermesiyle de duygusal birliktelik de bitmiştir. Alışkanlıklar sıkıcı bir hal almıştır. Ve bu süreç iki kişiden birini diğerine yabancılaştıracaktır. Hatta karşısındakinden baskı görmeye başlarsa durum nefrete kadar gidecektir.

İnsanlar aşkı çoğu zaman yaşadıkları şehirle bütünleştirir. Aşk ve şehir ilişkisini nasıl tanımlıyorsunuz?

Beğenilmek, öyle ki onca insan arasında; ne müthiş bir duygudur. İlişkinin başlarında aşıklara her yer cennettir. Mekanların bir anlamı yoktur yani. Aşığın onuru okşanmıştır. Mekanlara bakmaz bile... Cemal Süreya der ki, “Laleli’den dünyaya giden tramvaydayız...” Gidilen yerler, sokaklar, evler, odalar her yer sonradan farkına varılınca bir anlam taşır. İlişki yaşanırken kişi bunun farkına varamaz. Şehrin, gidilen yerlerin sonradan bir değeri olur. Aşıklara mekanlar dar gelir, şehirler gökyüzü gibi gelir. Aşığı dünya üzerinde nereye götürseniz götürün hiç fark etmez. Ancak aşk bitince ve araya ayrılık girince mekanların değeri artar. Şehirler, sokaklar, evler, odalar kıymetlenir. Çünkü anılar vardır oralarda...

Paylaş
YORUMLAR

Mungan’ın odaları Murathan Mungan’ın edebiyatıyla tanışmam eve kapanıp günlerce Dostoyevski, Albert Camus, Kafka okuduğum üniversite yıllarına rastlar.

Devam
15 Mart 2017 Yıl : 12
Sayı : 157