VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Cep kitaplardan e-kitaplara bir Varlık hikayesi
Gazetevatan Anasayfa
15.11.2012
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Cep kitaplardan e-kitaplara bir Varlık hikayesi

Cep kitaplardan e-kitaplara  bir Varlık hikayesi

80 yıllık bir yayınevi Varlık. Seçkin eserleri Türkçeye kazandıran ve dönemin en önemli edebiyatçılarının katkı sağladığı yayınevini, kurucusu Yaşar Nabi Nayır’ın kızı, Filiz Nayır Deniztekin anlattı.




Bir dergi ile temelleri atılan Varlık Yayınları, birkaç kuşağın dünya edebiyatı ile tanışmasını sağlayan, ülkemizin en köklü yayınevlerinden. Her açıdan zor günlerde bile dergiyi, yayınevini ayakta tutmayı başaran kurucusu Yaşar Nabi Nayır’ın kızı Filiz Nayır Deniztekin ile Varlık Yayınları’nın misyonunu, bugününü, geleceğini ve elbette Türk edebiyatının temel taşı isimleri konuştuk.
Varlık Yayınları Türkiye’nin en eski ve köklü yayınevlerinden. Kuruluşunda bugün hâlâ elimizden düşmeyen bir dergi; Varlık Dergisi yatıyor. Bu süreci anlatır mısınız?
1933’ten 2012’ye, neredeyse 80 yıllık bir süreçten bahsediyoruz. Varlık’ı Cumhuriyet’in 10. yılında, dil devriminden sadece 5 yıl sonra Ankara’da kuran Yaşar Nabi Nayır, 2. Dünya Savaşı’nda yeniden askere alınışını da kapsayan o en zor dönemlerde dergiyi ayakta tutmayı başarmış. 1946’da Ankara’daki malını mülkünü satıp İstanbul’a yerleşerek Varlık Yayınları’nı kurmuş. O dönem yazarlarının büyük çoğunluğu ilk ürünlerini Varlık’ta yayımlıyor. Varlık’ta yazmak, o zamanlar rüştünü ispatlamak gibi bir şey. Garip akımı, Köy Edebiyatı gibi hareketler Varlık’ta başlayıp yayılıyor. 1950’li yıllarda tiraj 10 bini buluyor. Bir edebiyat dergisi için gerçekten büyük başarı. Ama Varlık salt edebiyatı değil, kültürel ve toplumsal konuları da ele alan bir dergi. Yaşar Nabi Nayır hemen her sayıda kaleme aldığı baş makalesiyle gündem oluşturan bir yazar ve yayın yönetmeniydi; 1981 yılında vefatına kadar 48 yıl boyunca dergiyi tek başına yönetti. Onun ardından sırasıyla Konur Ertop, Kemal Özer ve Enver Ercan yayın yönetmenliğini üstlendiler. Enver Ercan yirmi yıldan uzun bir süredir bu işi başarıyla sürdürüyor. Dünyaya baktığımızda 80 yıldır varlığını sürdüren edebiyat ve kültür dergilerinin sayısının 10’u geçmediğini görüyoruz. Varlık, kurucusunun azmi ve titiz yayıncılık anlayışıyla attığı sağlam temellerin yanı sıra, başından bu yana edebiyatın yaşadığı dönüşümleri, zamanın ruhunu, kültür-toplum ilişkisini yansıtmaya çalıştığı için bunca yıldır ayakta kalabildi diye düşünüyorum.
Varlık Yayınları için birkaç kuşağı dünya edebiyatı ile tanıştıran yayınevi desek abartmayız. Neydi Varlık’ın bu yayın heyecanını ateşleyen?
1945’te Milli Eğitim Bakanlığı’nın klasikler yayını için Yayın Müdürlüğü’nde müşavir olarak çalışan Yaşar Nabi, “Hasan Ali Yücel’in enerjik yönetimi altında yürütülen o ateşli ve ülkülü çalışma yıllarının ülkücü heyecanını hiç unutamam,” diyor bir yazısında. İki yıl kadar bu işte çalıştıktan sonra, 1946’da İstanbul’a taşınıp Varlık Yayınları’nı kurarak toplumumuzu dünya edebiyatıyla tanıştırıp okuma zevkini aşılamayı misyon edinmesinin kökenindeki heyecan, o ateşli çalışma ortamı olsa gerek.

1 LİRAYA HERKES OKUSUN

Varlık Yayınları’nın çevirilerine bakıınca; sadece Dostoyesvki’nin, Steinbeck’in Tolstoy’un isimlerini görmüyorum. Bu büyük yazarların eserlerinin çok büyük kalemler tarafından çevrildiğini görüyorum; Orhan Veli, Eyüboğlu gibi... Kimler vardı bu kadroda?
O dönemin çevirmenlerinden bazıları gerçekten usta edebiyatçılar. Galatasaray Lisesi mezunu olan Yaşar Nabi’nin kendisi de Fransızcadan yaptığı akıcı çevirilerle dikkat çekenlerden. Rus edebiyatının unutulmaz çevirmeni Nihal Yalaza Taluy, Alman edebiyatının ustası Behçet Necatigil, Fransız edebiyatının uzmanlarından Tahsin Yücel, İngiliz edebiyatından eserleri dilimize kazandıran Ülkü Tamer aklıma ilk gelen isimlerden birkaçı.
Varlık Yayınları denince akla bir de Cep Kitapları gelir ki, kütüphanemin çok güzel bir rafı onlara ayrılmıştır. O kitapların yeni çevirileri, yeni baskıları çıksa da... Neydi bu dizinin felsefesi?
Varlık Yayınları, Cep Kitapları dizisi ile başlar. Amaç, 1 liralık ücretle değerli eserleri Türkiye’nin her bölgesinde erişilebilir hale getirmek, böylece okuma sevgisini ve bilincini aşılamaktır. Bu amacında başarılı olduğu kuşku götürmez. Sonraları 2 liralık ücretle Büyük Cep Kitapları devreye girer. Bunlar biraz daha kalınca kitaplardır. Fiyatı artırmamak için küçücük puntolarla dizilmiş, gözü zorlayan bu iki dizinin ardından, 60’lı yıllarda Büyük Eserler, Faydalı Kitaplar, Türk ve Dünya Klasikleri, Bütün Eserleri, Çocuk Klasikleri gibi dizilerde yine küçük boy ama daha okunabilir puntolarla devam eden yayıncılık hayatı, 1980’lerden itibaren bugünkü boyutu ve formatıyla devam etti. Klasiklerin bir kısmını bu yeni formatta yayımlamayı sürdürüyoruz.
Bugün gelinen noktada Varlık Yayınları Türkiye yayın hayatında hangi koordinatlar üzerinde duruyor?
Varlık Yayınları’nın odak noktasında eskiden olduğu gibi bugün de Varlık dergisi bulunuyor. Her ay çıkan bir edebiyat ve kültür dergisi büyük bir emek ve özen gerektiriyor, bu yüzden aylık dergilerin sayısı oldukça azaldı, hatta gelişmiş ülkelerde de bu böyle. Derginin yanı sıra telif ve çeviri eserleri şiir, anlatı, bilgi, düşün, seçki, kişisel gelişim gibi diziler altında yayınlamayı sürdürüyoruz. Varlık dergisi başlangıcından itibaren yeni yazarlar yetiştirmeyi misyon edindiğinden, Yaşar Nabi Nayır’ın anısına her yıl şiir ve öykü dallarında Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri yarışması düzenliyor ve ödül kazananların dosyasını kitaplaştırıyoruz. Ödüle değer bulunanlar arasında Tuna Kiremitçi, Salih Bolat, Müge İplikçi, Karin Karakaşlı, Hatice Meryem, Mehmet Erte gibi kendini sonradan edebiyat dünyasında kanıtlamış isimler de bulunması bizim için bir gurur kaynağı.

HER YENİ KİTAP BİR PROJE

Yeni planlar, projeler var mı?
Derginin her sayısı, yayımlanacak her yeni kitap bizim için birer proje zaten. Onun dışında, derginin dijital arşivini barındıran ve sunan Pecya.com sitesi ansızın kapandığından, şu aralar yeni bir site çalışması ile ilgilenmekteyiz, çünkü dijital arşiv bizim için çok önemli.
Dijital yayıncılık, e-kitap... Yayıncılığın günümüzdeki en önemli odak noktalarından biri de bu. Bu değişime sizin yaklaşımınız nedir?
Dijital yayıncılığın önemini yadsımak imkânsız. Ülkemizde henüz büyük hacimlere ulaşmadığından bugün için kârlı bir yayıncılık olduğu söylenemez. Ama yakın gelecekte e-kitapların satışında hızla bir yükseliş olacağını öngörebiliriz. Dolayısıyla bu değişime direnmek ve geri durmak bence anlamsız. Artık yazarlarla sözleşmelere e-kitapla ilgili maddeler ekleniyor. Yani basılı kitapla e-kitap el ele gidiyor. Şimdilik basılı kitap önde, ama gelecekte e-kitabın baskın olacağına kesin gözüyle bakabiliriz. Bu durumda basılı kitabın, içeriği ve biçimiyle nadide bir eser gibi çok daha büyük bir özen ve dikkatle hazırlanması gerekecek. Yani yayıncılık e-kitap döneminde de devam edecek, hatta gelişecek. Bu değişime ayak uyduramayanlarsa piyasadan silinecek, diye düşünüyorum.
Sizce sektörün en önemli sorunu nedir?
Haksız rekabet, aşırı bürokrasi ve devlet desteği yerine kösteği diyebiliriz.
Eminim Varlık Yayınları’na ilişkin sayısız anı vardır. Bunlardan bizimle paylaşabilecekleriniz var mı? Mesela Orhan Veli’nin bir çevirisi ile ilgili ya da Orhan Kemal’in bir romanının basım hikâyesi gibi...
O tür hikâyeler pek yok. Babam çok konuşkan biri değildi ve evde işten bahsetmekten pek hoşlanmazdı. Hatta küçük yaşlarda eve ciddi konuklar geldiğinde ablamla ben odamıza gönderilirdik. Biraz daha büyüdüğümüzde yavaş yavaş aralarına katılmamıza izin verildi. Babam yıllarca PEN derneğinin başkanlığı görevini de sürdürdü. Toplantılar bizim evde yapılırdı. Ayrıca arada bir edebiyatçı dostları ziyarete gelirdi. Cevdet Kudret İstanbul’a geldiğinde, eşiyle birlikte evimizin alt katında kalırlardı örneğin. Onun dışında erken kaybetmenin üzüntüsünü yaşadığı Ziya Osman Saba ve ondan yaklaşık on yıl sonra vefat eden Sabri Esat Siyavuşgil, Yedi Meşaleciler topluluğundan çok sevdiği arkadaşlarıydı. Ayrıca Behçet Necatigil, Oktay Akbal, Sabahattin Kudret Aksal, Necati Cumalı gibi sık görüştüğü dostlarını ağırlamaktan mutluluk duyardı babam. Tabii bu tür toplantılarda başlıca konu her zaman edebiyattı.

BABAM MÜKEMMELDİ

Tabii Varlık Yayınları’nın hayatı öyle bir süreç ki aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin entelektüel ve demokrasi tarihi de... Darbe dönemleri yayıncılığınızı nasıl etkilemiş?
Yaşar Nabi Nayır, Atatürk’ün yaratmak istediği uygar, ilerici bir Türkiye ülküsüne gönül vermiş, Atatürk devriminin gerçek anlamını açıklamaya, anlatmaya, duyurmaya tüm yaşamını adamış bir yazar ve yayıncıydı. Gericiliğe ve aşırılığa karşı sürekli uyarıda bulunmayı görev edinmişti. Bunun yanı sıra Varlık’ın sürekliliğini aksatmamaya büyük özen gösterir, bunun için ılımlı olmaya çalışırdı. Darbe dönemlerinde yayıncılığı sürdürebilmesinin kökeninde bu ılımlılık yatıyor elbette. Ama yaşananlardan kişisel olarak çok etkilenir, acı çekerdi. Örnek olarak, yıllar önce yazdıklarına bir bakalım: “Rap, rap, rap. Bu da nesi? diyorum. Özel birlikler diyorlar, özel yetişmiş özel birlikler. Ön sırada Mehter Takımı, başlarında Yeniçeri başlıkları, tekbirlerle geliyorlar, yeşil sancağın gölgesinde. Ortalarında ikişerli kolda perişan kılıklı insanlar. Zincire vurulmuş gazeteciler, yazarlar, profesörler. İşte Nadir Nadi. İlhan Selçuk, Çetin Altan. İşte Dağlarca, Anday, Eyüboğlu, Cumalı, Akbal. İşte Bülend Nuri Esen, Tarık Zafer Tunaya, H. Nail Kubalı, Velidedeoğlu... Bir el boğazıma sarılıyor, heyamola alayının ortasında buluyorum kendimi. Soğuk terler iniyor sırtımdan aşağı. Boğulacak gibi oluyorum. Olamaz diyorum, olamaz bu, gerçek olamaz.” Bu tür karabasanlar o karanlık dönemde tüm aydınların ortak yazgısıydı sanırım.
Babanız hiç kitap saklamak, yakmak zorunda kalmış mı?
Babamın çok büyük bir kütüphanesi vardı. Evimizin alt katında büyükçe bir oda, dört duvarı kaplayan ve aradaki tavana kadar kitaplıkları ve kartoteks sistemiyle tam bir kütüphaneydi. Sakladığı kitaplar oldu mu, bilmiyorum. Sanırım olmuştur, ama böyle şeylerden bahsetmezdi hiç. İçine kapanık, ama son derece gururlu, disiplinli, aydın, kısacası mükemmel bir insandı Yaşar Nabi Nayır.
Bir kutu badem ezmesi tadında bir okuma
İlk yayımlanan kitabınız nedir?
İlk kitap Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Otuz Beş Yaş”ı; yani bir şiir kitabı.
Logonuzu kim tasarlamıştı ve zaman içinde hiç değişti mi?
1980’lere kadar logo meşaleydi. Yeni boyuta ve formata geçtiğimizde, Sait Maden’in tasarladığı yeni amblemi kullanmaya başladık.
Bu kitaplarla siz de büyüdünüz. Sizin serüveninizde Varlık Yayınları kitapları nerede durur? Bir kitabın hikayesi var mı?
Beni besleyen kaynak Varlık Yayınları oldu elbette. Çocuk kitapları ile başlayıp, Büyük Eserler, Faydalı Kitaplar vb. ile büyüdüm. Bende hikâyesi olan kitap, Panait Istrati’nin “Kodin”idir. On üç yaşımda ateşli bir hastalığın ardından nekahet döneminde okumuştum o kitabı: arkadaşlığın, dostluğun vurgulandığı, duygulara hitap eden tipik bir Istrati romanı. Ve hiç unutmam, evde badem ezmesi vardı. Okurken yarım kutu badem ezmesi yediğimi hatırlıyorum; kitaptan aldığım zevkle badem ezmesinin birleşimi damağımda öyle yerleşik bir tat bırakmış ki, ileride o kitabı tekrar tekrar okuma ihtiyacı hissettim ve her seferinde aynı tadı aldım.

“Kitap sektörü dünya standartlarından çok uzak”
“Kitap satışlarındaki artış best-seller düzeyinde de olsa sevindirici elbette. Ama Türkiye’de kitap sektörü dünya standartlarından henüz çok uzak. Birkaç kitabın yüz binlerce satması, dünya standartlarına erişmek anlamına gelmez. Almanya’da (nüfus 80 milyon) yılda 80 bin kadar yeni kitap çıkıyor bunlardan sadece 100 kadarı best-seller, ama örneğin Almanya’daki kitapçılarda bulunan çeşit zenginliğine, dağıtım şirketlerinin (Libris gibi) çalışma düzenine, kitapçı sayısına bakın... Yayıncıların sayısına ve ürün yelpazesinin genişliğine bakın.”

Yazarın Diğer Yazıları

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayı : 163