VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Manguel’in “Dönüş”ü
Gazetevatan Anasayfa
15.09.2018
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Manguel’in “Dönüş”ü

Manguel’in “Dönüş”ü

“Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir” adlı kitabı ile tanıdığımız, şehirlerin izini süren yazar Alberto Manguel yeni kitabı “Dönüş” ile Büyülü Gerçekçilere özgü bir atmosfer sunmaya çalışırken bir şehre dönüş ve hesaplaşma hikâyesini okucusuyla paylaşıyor.

TEKİN BUDAKOĞLU


Hatırı sayılır Türk okura sahip Alberto Manguel’in hâlihazırda yayınlanan romanı Dönüş, Nestor Fabris isimli bir antikacının, hiç görmediği vaftiz oğlunun düğünü için otuz yıl önce terk ettiği şehre dönüşünü konu ediniyor. “Geri dönüş olasılığının hiçbir zaman bulunmadığını, dönüşün bir tekrar anlamına geldiğini” düşünen Fabris bu yolculuktan hoşnut değil, zaman zaman vazgeçmenin eşiğine yaklaşıyor ancak vaftiz oğluna verdiği sözden dönmemek için yola koyuluyor. Taksicilerin turistleri kazıklamaya çalıştığı, mutsuz, kokutucu bir şehir tasviriyle karşılaşıyoruz. Üstüne üstlük şehre iner inmez garip olaylarla karşılaşıyor Fabris, tedirginliği iyiden iyiye artıyor; havaalanında tuvaletleri temizleyen kadın “öfkelenme, yakışıklım.” diye hitap ediyor ona sözün gelişi, pasaport kontrolü yapan görevli gülümsedikten sonra Latince “zaman uçup gidiyor.” diye ekliyor. Bütün bu bariz dokunuşlarla birlikte, Fabris’in reel hayattan uzak olduğunu; bir rüya gördüğünü ya da başka bir gerçeküstü durumla karşı karşıya kaldığını anlıyoruz. Büyülü Gerçekçiler’e özgü bir atmosfer çiziyor Manguel, ancak yukarıdaki gibi çok nadir ve açık göndermelerle yapıyor bunu: Fabris, kitapçıdan eski hocası Norberto Grossman’ın “Geçmiş” isimli kitabını alıyor ve roman boyunca kolunun altında tutuyor sözün gelişi, şehirde bütün eski tanıdıklarıyla arka arkaya karşılaşıp duruyor. Gerçek yaşam olmadığını hissetmemek güç, ancak Marquez’in, Borges’in, Juan Rulfo’nun olağanüstülükleri normalleştirerek aktaran, böylelikle okuru bu yaşamın da “gerçek” olabileceğine inandıran atmosferinden ve ayrıntılardan uzak ilerliyor her şey. Romanın kilit terimlerinden biri de bu olmalı: ayrıntılar. Belki romanın hacminden, belki bir kahramanın yerini çarçabuk bir başkasına bırakan hızlı akışından, Manguel’in aslında sevdiği ayrıntılara inmediğini söylemek yanlış olmaz.

Geçmişin resmigeçidi

Aksilikler, otel yolunda da buluyor Fabris’i. Daha çok para isteyen, ürkütücü taksici onu rezervasyonu olan yerine, başka bir otele bırakıyor. Bundan sonra eski dostların resmigeçidine tanık oluyoruz: Liliana’yla oturduğu kahveden çıkınca orayı tekrar bulamayan Fabris az sonra kitapçıda Brailovski’yle karşılaşıyor, garsonu bulup Liliana’yı sorarken bu sefer Tonio çıkıyor karşısına, derken Pablo, Marta. Manguel’in bu geçmiş panoramasında geriye dönüşleri, yüzleşmeleri, bir şehri ve bir yaşamı terk etmenin burukluğunu anlatmak yerine Fabris’i sürekli eski tanıdıklarıyla karşılaştırarak kendi içine çok nadiren dönen, olayların akışıyla düz bir şekilde sürüp giden bir kurgu seçmesine şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Okumayı kolaylaştıran, metnin derinliğini azaltan bir tercih. Vaftiz oğlunun düğünü bu dönüş için bir vesile elbette, ‘asıl dönüş’ değil. Fabris’in neden orada olduğunu, dönüşün esasında ne anlama geldiğini anlamak ve yorumlamak için roman, okurunu bekliyor.

Paylaş
YORUMLAR

Yeni sayı yeni heyecanBu ay kapağımıza Türk edebiyatının yaşayan en büyük yazarlarından Selim İleri'yi aldık. Selim İleri, edebiyatta 51 yılı geride bıraktı ve bu yıl karşımıza iki yeni romanla çıktı.

Devam