VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Dertlerin kalkınca şaha...
Gazetevatan Anasayfa
13.07.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Dertlerin kalkınca şaha...

Dertlerin kalkınca şaha...

En terbiyeli okurun bile merakını çeken “Küfür Etmenin Kısa Tarihi” tarihe ve onun değerlerine bu kez “kutsal” olandan değil karanlık ve bastırılmış bir “dilden” bakıyor.


Biri canınızı sıktığında ya da işler ters gittiğinde bile bir “has..tir” demediyseniz, hemen söyleyeyim, bu yazı da anlattığı kitap da size pek uygun değil. Çünkü mevzu bahis olan kitap, pek de nizami bir konu üzerine kurulu değil. Hatta nizami olanın dışına çıkan, onu rahatsız eden, onunla dalaşan, hırlaşan bir mevzu üzerine kurulu. Zira “Küfür Etmenin Kısa Tarihi” kutsal olana, onaylanana, olması gerekene karşıtından bakan bir kitap.

Çünkü “küfür” kültürlere göre değişen bir isyan ifadesi aynı zamanda. Kullanımı, kullanım alanları elbette farklılık gösteren. Yani her defasında bir isyanı ifade etmeyebiliyor. Aksine bazen bir saldırı da olabilir ya da bir cilve!
Şöyle diyelim: Keyfe geldiğimizde beğenimizi, hayranlığımızı belli etmek hatta sevgimizi göstermek için kullandığımız “haylaz” bir ifade de olabilir. Tabii bir tehdit biçimi de. Yahut, başlı başına bir rahatlama ünlemi. Belki de bir üslup, imza. Mesela bu noktada Can Yücel’i ve onun dilinde şiirleşen küfürleri anımsayalım.
Öyle ya da böyle, küfür, en “terbiyelimizin” bile zaman zaman ihtiyaç duyduğu kullandığı bir ifade olmuştur.

Peki, küfürün geçmişi nedir? Ne zaman, nasıl, hangi kelimelerle karşımıza çıkmıştır. İşte “Küfür Etmenin Kısa Tarihi” kitabı bize bu soruları Roma’dan günümüze dek uzanan bir tarihi düzlemde ele alıyor ve görüyoruz ki, kutsallar değiştirkçe küfür de değişmiş.
Nasıl mı? Mesela tek tanrılı dinlerden önce günah olmayan cinsel eylemlerin dildeki kullanımı en küçük bir karanlık ifade yaratmazken, tek tanrılı dinlerle birlikte bunlar küfre dönüşmüş. Biseksüel ya da eşcinsel ilişkinin bir küfür olarak kullanılması gibi.
Bu noktada kitaptan şu alıntıyı yapmak isterim: “t. şak, sard (s.kmek) ve hatta .mcık Ortaçağlarda edepsiz kelimeler değildi. Genellikle Ortaçağ İngilteresi insanları, bazı tabu sayılan eylem kelimelerinin lafzi anlamlarını aşan güce sahip oldukları ve bu nedenle nazik sohbetlerden uzak tutulması gerektiği yönündeki günümüz edepsizlik kavrayışımızı paylaşmazlar. Mesela .mcık gibi bir kelime Ortaçağ‘da sıradandı ve alınganlığa sebep olacak, tüyleri diken diken edecek özel bir gücü yoktu.

Yine bizimle karşılaştırıldığında Ortaçağ insanları çarpıcı bir şekilde boka karşı da kayıtsızdı.” Çünkü tarih boyunca küfürlerin hep metaforik bir boyutu olmuş. Yani b.k’un küfür olabilmesi için asla ve asla sözlük anlamı olan “dışkı“ yeterli gelmemiş. Başka başka çağrışımlara da ihtiyaç duymuş ki, bu da kutsalların ve tabii günahların, kötü ve çirkin şeylerin anlamının değişmesiyle gerçekleşmiş. Bunun en klasik örneklerinden biri de şüphesiz ki, “s..tir”dir. Bizim bile yazımızda noktalarla yazdığımız bu kelime kullanıldığında gerçek şu ki, kimsenin aklına dünyanın en doğal eylemlerinden biri olan cinsel ilişki gelmez. Hatta kelime tek başına sadece ve sadece karanlık, bastırılmış bir şeyin ifadesidir, ama ne olduğu da belli olmayan...

Bu yüzden 2009’da Altın Küre Ödülü‘nü alırken Bono’nun “S..tir, bu gerçekten göz kamaştırıcı“ sözleri bir davaya dönüşmüştü. Özetle: Doktorasını Stanford Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı üzerine yapan Melissa Mohr’un ilk kitabı olan “Küfür Etmenin Tarihi”, bizi insanlık tarihinin karanlık yanı ve bu karanlığa yansıyan görünen yüzü hakkında düşünmeye davet ediyor.




Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163