VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Dudak Kürkü*
Gazetevatan Anasayfa
07.11.2014
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Dudak Kürkü*

Dudak Kürkü*

“1001 Sakal” kitabının Allan Peterkin, kalemini bu kez yukarı dokundurmuş ve yine keyifle okuyacağımız bir kitaba imza atmış: “1001 Bıyık.” Böylece karşımıza dudağın üstünde duran, erkekle-kadın arasındaki en önemli çizginin hayli ilginç tarihi ve kültürü çıkmış.

Uçlardan biraz al, hayır dudak kısmını açma. Dedim ya biraz düzelt kâfi! Yıllardır berberlerle olan ilişkimin özeti yalnızca bu kelimelerden ibaret. Eh insanın saç gibi bir derdi (!) olmayınca kıllar kısmına dair tüm ehemmiyet haliyle çorba süzgeci diye de tabir edilen “Bıyık Abi”ye gösteriliyor. Bu durumdan şikâyetçi olduğum gibi bir sonuca varmamanızı önemle rica ediyorum. Duyup, alınıp saçlardan sonra onun da terk edenler kervanına katılmasını asla istemem.

Zira “Bıyık Abi” bir hayli alıngan ve kıskanç bir kişiliğe sahip. Öyle ki; Daha önce birlikte “1001 Sakal” adlı kitabını okuduğumuz Kanadalı profesör Allan Peterkin’e kafayı fena halde takıp, “sakal iyi hoş da biz adamdan sayılmıyor muyuz?” diye günlerce adamcağızın ardından konuşup durmuştu.
Gözün aydın “Bıyık Abi”! Allan Peterkin senin bu bitmez tükenmez sızlanmalarını bir şekilde duymuş ya da hissetmiş olmalı ki “1001 Bıyık” adlı kitabı raflardaki yerini almış. Gel dilersen bir göz atalım.

Peterkin, bıyığın Antik Çağ’dan günümüze kadar olan hikâyesini bizlere naklederken coğrafyayla, meslek gruplarıyla, cinsel yönelimlerle, siyasi-dini aidiyetlerle ve dönemlerle olan ilişkisini de eğlenceli bir biçimde ele alıyor.
Bir sayfada bıyığa tarih boyunca takılan onlarca isme rastlarken, bir diğerinde onun için yazılmış bir şarkının sözlerini buluyoruz.
Tarağını, mumunu belki duymuşuzdur da maşasının, filesinin, sutyeninin, koruyucusunun, fincanının olduğunu pek çoğumuz bu kitap sayesinde öğreniyoruz.

Adına kurulmuş onca derneğe anlam vermeye çalışırken bir yandan da hayır işleri ile olan içli dışlı haline şapka çıkartıyoruz. Kâh Hindistan’ın büyük şehirlerindeki polislere bıyık bıraktıkları için -bazen- prim ödendiğine, kâh Avusturalyalı bir kriket oyuncusunun palabıyığını 200 bin pound’a sigortalattığına şaşırıyoruz.
Bir sayfada bıyıklı sporcular, bilim adamları, edebiyatçılar resmigeçit yaparken bir diğerinde devlet adamları, aktörler, ressamlar sıraya diziliyor. Biz içlerinden en sevdiklerimizi ayırıyor, bıyıksız nasıl görüneceklerine kafa yoruyoruz.

Ancak “1001 Bıyık” adlı çalışma asla bir bıyık güzellemesi değil. Bıyığa dair ne varsa kitapta kendisine yer bulurken buna bıyık aleyhinde olanlar da dahil oluyor.

Profesör Peterkin birçok kişinin birkaç kıl diye geçiştirebileceği, bazılarının da adına dernekler, birlikler kuracak kadar önemsediği “bıyık” hakkında eğlenceli, kolay okunan ama oldukça önemli bir kitaba imza atmış. Kültürel tarih alanında yapılan bu tarz çalışmaların çeşitlenmesi ve dilimize kazandırılması mutluluk verici. Sel Yayıncılık’a bu ve benzeri kaynaklar için bir okur olarak kendi adıma teşekkür ediyorum.

Nâzım Usta’ya, Hulusi Kentmen’e, Neşet Ertaş’a, Ayhan Işık’a, Turgut Uyar’a, Oğuz Aral’a, Sadri Alışık’a, Barış Manço’ya, Süleyman Seba’ya ve Bezgin Bekir’e selam olsun...
Umarım hoşuna gitmiştir Bıyık Abi...

KİTAPTAN...

EDEBİYAT VE SANATTA BIYIK

Yazarlar, ressamlar ve müzisyenler uzun zamandır bohem hayat tarzıyla ilişkilendirilirler; acı çeken, romantik sanatçı imajı, bıyığın da altın çağını yaşadığı on dokuzuncu yüzyıla dayanır. O günlerde sanatçıları çeşit çeşit bıyık tarzlarıyla Avrupa’nın ve Kuzey Amerika’nın bütün çatı katlarında, galerilerinde, konser salonlarında ve yayınevlerinde görmek mümkündü.
Ürpertici hikâyeler ve şiirler yazan Edgar Allan Poe’nun güzelce kırpılmış bir Zaviyeli Nişan Bıyığı vardı. Sherlock Holmes’un yazarı Arthur Conan Doyle, düz ve sert dursunlar diye palabıyıklarının uçlarını mumlardı. Besteci Maurice Ravel, empresyonist ressam Charles Manquin tarafından bugün “Zappa” bıyığı dediğimiz tarzda bir bıyıkla resmedilmişti. Rus besteci Igor Stravinsky’nin kocaman burnunun altında mütevazı bir piramit bıyığı vardı.
Fransız besteci Gabriel Faure ise kocaman bir posbıyığı tercih ederdi. Öte yandan, evvelki çağlarda yaşamış büyük sanatçıların derin düşüncelere daldıkları ilham dolu yaratıcılık anlarında bıyıklarını sıvazladıklarına inanmıyorsanız, William Shakespeare ile Geoffrey Chaucer’ın dudaklarının üstüne bakın; iki büyük yazarın da zarif keçi sakallarına eşlik eden bıyıkları vardı.



Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
22 Temmuz 2017 Yıl : 13
Sayı : 161