VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Erbab-ı yaşamın seçtikleri
Gazetevatan Anasayfa
14.05.2014
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Erbab-ı yaşamın seçtikleri

Erbab-ı yaşamın seçtikleri

Bir İstanbul beyefendisi olan Aydın Boysan, “İnsan Suyu Zaman Nehrinde Akıyor” kitabında bizlere, güzel olduğu kadar çirkin insanların hikayelerini de anlatarak bir yaşam terbiyesi veriyor

Başarılı bir mimar, deneyimli gazeteci, usta bir yazar... Bunların hepsi Aydın Boysan için hiç tereddüt etmeden kullanılabilecek ifadeler. Ancak benim için Boysan tüm titrlerden öte gerçek bir “yaşam erbabı”.
“Hayat bizlere verilmiş bir armağandır” klişesine bir diyeceğiniz yoksa - kutsal itiraz hakkınız bâki kalmak kaydıyla- bu armağanın hakkını verebilen ender insanlardan birinin Aydın Boysan olduğu tezine de kazan kaldıracağınızı sanmıyorum.
Üstadın; Kafa kâğıdında yazan doğum tarihinin Cumhuriyet’ten iki yıl daha eski olmasının bile ona gençliğinden hiçbir şey kaybettirmemesi başlı başına bir hikâye değil mi?
Sofradan akıntı çağanozu gibi bir sağa, bir sola yalpa vurarak kalkmanın, yürüdüğü yolda omuza iş düşürmenin, omuzdan düşenin dilden sekmesinin âdet olduğu bu topraklarda zürafa misali boğazından süzülen yudumdan keyif almayı anlatan zürefanın kıdemlisinden olması ezber bozmaz mı? Koluna herhangi bir coğrafyanın para biriminde ederi yüzlerce bin olan bir saati takmak yerine, dost bildiklerini takıp da, şehirlerin şahıyla hayat bulmasının neresi dokuz kusurlu hareketin içinde yer bulur?
Minkari neşter olmuş bir cerrahın o doyumsuz anılarına cesaret vermesi başkaca bir güzellik değil miydi?
Ciğerlerini iki kez ufalatmış ama aslanlar gibi haliyle topumuza bugüne dair umut veren ve yarına dair umudun varlığına iman ettiren o değil mi?
Dedim ya tüm bu yazıp, çizdiklerime itiraz hakkınız bâki... Zira şahsen tanıdıklarımdan ziyade okuyup sevdiklerimi yazmaya çalışıyorum. İşin doğrusu ve tam da bu yüzden gayet sübjektif değerlendiriyorum elimden geldiğince. Objektif olamama hakkım daim bâki.

YENİ KİTAP MÜJDESİ
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, yazarlığının 30. yılını kutlayan üstadın bu süre boyunca yazdıklarından cımbızladıklarıyla hazırlanan “İnsan Suyu Zaman Nehrinde Akıyor” adlı kitabı okurlarla buluşturdu.
Pek de iyi etti.
İyi etti zira konuştuğu lezzette yazabilen “yaşam erbabı” geçen günleri büyük bir ustalıkla bizlere hatırlatıyor. Üstelik boynu düne dönüklerin kronik hastalığı boyun fıtığını bize armağan etmeden yapıyor bunu.
Chopin var,
Sokaklar var,
Drury Lane Tiyatrosu var,
Mizah var,
Charles Baudelaire var,
Siyah-Beyaz eşsiz fotoğraflar var,
Kutlu olsun Sarı-Lacivert şampiyonluk Turgut Uyar var,
Deliliğe övgü var,
Cahit Sıtkı var,
Bektaşiler var,
Basın eleştirisi var,
Amca Mithat var,
Neyzen Tevfik var,
Hesaplaşma var,
Dün gülünse de bugün gülünmeyecek fıkralar var,
İncelik var,
Nezaket var
Brigitte Bardot var,
Konfüçyüs var,
Hitler ve Mussolini gibi “öküzler” de var...
Hayata dair tüm güzelliklerin ve çirkinliklerin yanı sıra sayfanın 49’unda tesadüflerin en can yakıcısı da var.
Hulâsa-i kelâm bu kitabın sayfalarında var oğlu var...
Erbab-ı Yaşam! Siz ve Cerrah Çelebinin öğrettiği her şey için binlerce kez teşekkürler.


Kitaptan...

Bayramın ikinci günüydü. Yakın dostlarla bir öğle yemeği yiyecektik. Çoluk çocuk hep birlikte... Coşmak için bahane aradığımız bu bayram yemeklerini hepimiz umutla beklerdik. Saat 11 oldu. Artık hazırlanmak için tam ayağa kalkmıştım ki telefon çaldı. Değer verdiğim bir genç arkadaşım arıyordu. Telaşlı bir sesle, kesik kesik anlatıyordu:
“Karım bir iç kanama geçiriyor. Derhâl hastaneye kaldırılıp ameliyata alınması şart. Senden başka bu işe çare bulacak adamı tanımıyorum. Ne olur, bana yardım et.” Pek değerli operatör dostlarım vardı. Tarık’la Adnan o bayram gezideydiler, ama Mustafa ile birlikte öğle yemeğine gidecektik. Telefonda dedim ki: “Bir arkadaşımın karısı ambulansla hastaneye doğru yola çıktı. Onu sen derhâl ameliyat edeceksin.” Hastaneye vardığımızda ambulans yeni gelmişti. Ekip hazırdı. Hastayı ameliyata aldılar ve kapılar kapandı. Sonunda Mustafa gözüktü. “Kurtuldu,” dedi. Mustafa: “Önlemleri aldım. Biz yemeğe gidelim. Sonra gelir hastayı yine görürüm,” deyince vedalaşıp arabaya bindik. Dostlarımızın 12’de başladığı büyük bayram yemeğine 14’ten sonra katılabilmiştik. Mustafa yolda herhangi bir açıklama yapmadı, gelişmeleri sonradan başkalarından öğrendim. Hasta ameliyat masasına yattığında nabız durmuş. Bu durumda artık zamanın tümden geçmiş olduğu düşüncesiyle hastaya hiçbir müdahale yapılmaması kararını verebilmek operatör doktorun doğal hakkı sayılabiliyor.
Bir ikinci davranış biçimi o anda müstesna dostum Mustafa’nın yaptığı gibi. Derhâl kalp masajı ile hastayı yaşayışa geri döndürmeye çalışmak... Mustafa böyle davranarak bir genç kadının yaşamını, bir ailenin mutluluğunu kurtarmıştı.
Bayram yemeği masasına karşılıklı oturduğumuzda hiç bunlardan söz açmadı. Yalnız birkaç sözcükle içini döktü: “Ulan hergeleler! Bana hep ölecek hasta getiriyorsunuz.”
Benim pırlanta yürekli Mustafa’m “ahir zaman peygamberi” gibi bir adamdı. Ancak küfürbaz bir peygamberdi. Ben sustuktan sonra Mustafa’cığım, dört dakika kadar, geçen zamana küfür incileri dizdi.
Galatasaray’ın eski başkanı ve sporcusu Prof. Dr. Mustafa Pekin dünyamızı terk edişinde sarsıldığım müstesna insanlarımızdan birisiydi.


İnsan Suyu Zaman Nehrinde Akıyorİnsan Suyu Zaman Nehrinde Akıyor

Aydın Boysan

Detay için tıklayın

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Mayıs 2017 Yıl : 13
Sayı : 159