VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Erkek olmanın dayanılmaz ağırlığı
Gazetevatan Anasayfa
12.01.2016
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Erkek olmanın dayanılmaz ağırlığı

Erkek olmanın  dayanılmaz ağırlığı

“Kadınsız Erkekler” Haruki Murakami’nin daha önce yayınlanmış öykülerinin toplanıp kitap halinde vücut bulmuş bir seçkisi. İçlerinde yeni öyküler de var. Öykülerin ortak özelliği ise modern erkeğin yalnızlığı.




Peşinen şunu söylemeliyim. 90’larda nasıl Paul Auster dünyada kentli modern edebiyatın çoksatar moda yazarı ise 2010’ların moda yazarı da Haruki Murakami’dir. Gerçi onun yazarlık serüveninin yüksek dönemi 2000’li yıllara rastlar ama görünen o ki son birkaç yılda yazdığı daha kişisel, sade ve akıcı derinlikteki metinleri okuyucu kitlesini biraz daha zenginleştirip genişletmiş. Çevremde bibliyofillerden tutun da sıradan, gündelik, hafif kitaplar okuyucusuna kadar bir Murakami merakı görüyorum. Bu elbette olumlu bir durum. Çünkü Murakami iyi bir yazar. Bu kadar kısa bir sürede bu kadar çok üretip, bu kadar çok konuşulan, merak edilen kitaplar yazması da üretkenliğinin ve becerisinin kanıtı elbette. Üstelik görünen o ki önümüzdeki yıllarda bu ivmeyi nerelere götüreceği gerçekten merak konusu. Her kitabı heyecan uyandıran, çok satan ve dünyanın her yerinde kabul gören evrensel bir yazar Murakami.

Aynı zamanda alçakgönüllü de. Kafka ve Dostoyevski hayranlığını ve elimizdeki kitaptaki “Aşık Samsa” metnindeki gibi usta yazarların yazdıkları ve karakterleri üzerinden kurguladığı öyküleri başlı başına cesaret ve özgüven işi. Ve bütün iyi ve usta yazarlarda olduğu gibi şahane bir humor duygusu var. Büyük, karmaşık, iddialı, ağdalı bir edebiyat yerine daha yalın, gerçek ve içtenlikli bir dili tercih ediyor. Ancak öykülerin kurgusu, puslu griliği ve karakterlerin derinliği onu bu sadeliğin getireceği yüzeysellik tuzağından kurtarıyor. İşte Murakami bunun için çok iyi bir yazar ve çok okunuyor.

MODERN ERKEĞİN VAROLUŞ SORUNU
Doğan Kitap’tan çıkan “Kadınsız Erkekler” Haruki Murakami’nin daha önce yayınlanmış öykülerinin toplanıp kitap halinde vücut bulmuş bir seçkisi. İçlerinde yeni öyküler de var. Öykülerin ortak özelliği ise modern erkeğin yalnızlığı. Evet yazar çok klişe, hamasi ve erkek dergisi hafifliğinde gelebilecek bu izlekten yola çıkarak gerçekten çok güçlü, şaşırtıcı, sıkmadan okunabilen ama tehlikeli bir girdap gibi okuyucuyu içine alan metinler yazmış. İşin ilginci edebiyatta pek de görmediğimiz erkek duygusallığı, cinselliği ve yaşamı üzerine derinlemesine, şeffaf ve özeleştirel bir bakışla kaleme almış metinlerini. İlginç dememin nedeni ise tüm dünyada kadın kimliği ve sorunsalının yazındaki egemenliği ve etkisi barizken özelinde ataerkil bir doğu toplumu olan Japon erkekleri üzerinden pek de irdelenmeyen evrensel bir meseleye girmiş olması. Bence erkeklerden çok kadın okuyucunun ilgisini çekebilecek kitap modern erkeğin bu dünyadaki varoluş sorununa samimi bir okuma vaat ediyor. Erkek bir dünyada kadınsız olmanın aslında erkeği nasıl zavallılaştırdığını, kimliksizleştirdiğini ve çaresizleştirdiğini anlatıyor. Ve tartışma dediğim şey de işte burada başlıyor. Yazar öykülerini ve karakterlerini her an seksist ve hetero bir erkek algısı yaratılabilecek bir dünyadan soyutlayıp cinssizleştiriyor. Öyle ki “Kadınsız Erkekler”i yazmamış olsa ve karakterlerin cinslerini değiştirip yeni bir kitapmış gibi sunsa sanki “Erkeksiz Kadınlar” olabilecekmiş gibi bir nesnellikte anlatıyor derdini.

“ … Sen açık renkli Acem halısısın, yalnızlık ise çıkmayan Bordeaux şarabının lekesi…“
“Kadınsız Erkekler”i Japonca aslından Ali Volkan Erdemir çevirmiş. Sade, dolambaçsız, akıcı bir çeviri olmuş. Kitapların orijinal dilinden çevirilerini okumak biz okuyucular için çok önemli. Yazarın kendi dilinin duygusunu, biçemini ve ruhunu en doğru sanırım orijinal çeviride buluyoruz. Onun için bu temiz çeviri için yayınevi ve çevirmen övgüyü hak ediyor.
Auster’in New York kafelerine, kitapçılarına ve sokaklarına bakarak yazdığı metinlerin fonunda nasıl bir caz müziği hissediliyorsa Murakami’nin modern Japon kentlerinde geçen metinlerinde de rock, indie, punk ve Beatles çokça hissedilir. “Kadınsız Erkekler”de de bu müziği çokça duyuyoruz. İlk iki öykü, Drive My Car ve Yesterday isminden de anlaşılacağı üzere iki Beatles şarkısından yola çıkılarak yazılmış. Kino adlı öyküsünde ise caz müziği metni destekliyor. Müzik, şarap, bar, gece hayatı vs. modern kentlerin ve orada yaşayan üst ve üst orta sınıf insanlarının da kimlik kartları adeta. Her an düz bir çizgiden sapılacak, farklı algılar ve yollara kapılabilecek, kaygan bir varoluş durumu var buralarda. İşte bu Murakami’nin kitaplarında sevdiği fonu oluşturuyor.

GİZEMLİ İLİŞKİLER
Hariki Murakami’nin “Kadınsız Erkekleri” yedi öyküden oluşuyor. İlk öykü Drive My Car’da yalnız ve sorunlu tiyatro oyuncusu Kafuku kendisine bir şoför arar ve ajansı ona Misaki adında bir kadın şoför bulur. Pek de alışık olunmayan bu durum başta tuhaflıklara yol açsa da iki farklı insanın kendi dünyalarına yolculuklarında yol arkadaşlığı anlatılıyor. Yesterday’de ise genç yazar Turinami’nin çalıştığı kafedeki ilginç arkadaşı Kitaru ile yaptığı acayip anlaşmanın öyküsü anlatılıyor. Kitaru Turinami’den pek görüşmediği ve aşık olduğu kız arkadaşı Erika ile çıkmasını ister. Böylece aşık olduğu kadın yabancı, bilmediği biriyle değil, güvendiği, tanıdığı biriyle birlikte olacaktır ve bu Kitaru’nun acısını daha da hafifletecektir. Bağımsız Organ adlı öyküde ise Togay adında bir estetik cerrahının elli iki yaşına kadar hiç evlenmeden ve aşık olmadan kadınlarla birlikte olup mutlu bir yaşam sürerken bir anda bir kadına aşık olup hayatının trajediye dönmesi anlatılıyor. Şehrazad adından da anlaşılacağı üzere “Binbir Gece Masalları“na bir gönderme. Habara’nın hayatına ismini bile bilmediği bir kadın girer. Kadınla yaptıkları kaçamaklar seksten ziyade kadının anlattığı garip öyküler üzerinden gelişir. Benim favorilerimden olan Kino öyküsü ise yine bir yalnız adam üzerinde kurulu. Kino kendi adıyla küçük bir kafe açar. Bir gün bir yabancı adam gelir ve bu hayalle gerçek arasında gidip gelen adam Kino’nun yaşamına ummadığı bir yol gösterir. Aşık Samsa şaşırtıcı bir öykü. Kafka’nın meşhur “Dönüşüm”ünün kahramanı Gregor Samsa’ya bir de Murakami bakışı… Ve son öykü kitaba da adını veren “Kadınsız Erkekler”. Evlisiniz.

Düzgün, standart bir yaşamınız var. Bir gece yarısı bir telefon çalıyor ve bir adam eski sevgilinizin intihar ettiğini söylüyor. Bunu söyleyen kadının kocası. Sevgili ise neredeyse yıllardır görüşülmemiş bir kadın… Ve kitabın elbette en çarpıcı öyküsü böyle bir gizemle başlıyor ve bittiğinde tadını damağınızda bırakan bir lezzetle kitabı da bitiriveriyorsunuz.


Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Mayıs 2017 Yıl : 13
Sayı : 159