VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Felsefenin keyifli yüzü
Gazetevatan Anasayfa
14.07.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Felsefenin keyifli yüzü

Felsefenin keyifli yüzü

Nigel Warburton, “felsefeyi popülerleştiren ve sevdiren kitapların yazarı“ olarak tanımlanıyor. Bristol Üniversitesi mezunu, doktorasını da Warburton, Cambridge Darwin College’de yapmış.



“Felsefenin Kısa Tarihi” de onun bu minvaldeki kitaplarından.

Nigel Warburton, “felsefeyi popülerleştiren ve sevdiren kitapların yazarı“ olarak tanımlanıyor. Bristol Üniversitesi mezunu, doktorasını da Warburton, Cambridge Darwin College’de yapmış. “Felsefenin Kısa Tarihi” de onun bu minvaldeki kitaplarından.

“Varoluş hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı“ alt başlığı ile yayımlanan kitap, felsefe tarihine damgasını vurmuş, gerçeklikle ilişkimizi yorumlayan ünlü filozofların düşünce sistemlerini ve hayat hikayelerini keyifli, eğlenceli ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Hatta Hegel’i bile. Zira Georg Wilhelm Friedrich Hegel, anlaşılması zor soyut cümlelerin filozofu olarak tanınır. Nitekim bu yüzden, Warburton, onun yazıları için “Hiç kimse, hatta muhtemelen Hegel bile tümünü anlamamıştır” diyor.

Böyle diyor ama Hegel’in “tarihin bir son hedefi vardır. Tin aşama aşama kendisine varacaktır” sözlerini bile tane tane, keyifle anlatıyor. Yani bir düşüncenin (tezin) karşısına karşıtının (antitezinih) konuşunu, ikisinin çatışmasından senteze varıldığını, bu sentezin de bir süre sonra bir teze dönüştüğünü ve sürecin “tin” kendini eksiksiz anlayana kadar devam ettiğini bir çırpıda aktarıveriyor. Hegel’in “tin”den kastının da “zihin” olarak tanımlanabileciğini. Dahası Hegel ile Schopenhauer’ın birbirlerini mide bulandırıcı ve cahil bulduklarıı da. Yine de kitabı okurken Hegel yerine Kant’ın anlatıldığı bölümü okurken daha eğlendim.
Zira üniversite yılları berbat çevirilerle Kant okuyan ve anlayamayan bir zavallı olarak, Hegel kadar anlaşılması zor Kant’ın takıntılı hayatına bir kez daha tanık olmak beni çok neşelendirdi.

Zira Kant’ın zihni gibi yaşamı da her biri aynı şekilde katlanmış ütülü çamaşırların istiflendiği bir çekmece gibiydi. Kim bilir, belki de bu yüzden anlaşılmaz yazarak maceraya açık hayatlarımıza eziyet etmek istemiş bile olabilir!

Hiç evlenmemiş. Vakit kaybetmemek için her sabah beşte kalkmış. Daha doğrusunu “uşağını“ bu işle görevlendirmiş. Uyandıktan sonra hep biraz çay ve pipo içermiş. Sonrasında yazıp okurmuş. Ardından üniversiteye gidip ders verir ve her gün ama her gün 16.30’da yürüyüşe çıkıp, caddeyi tam sekiz kere turlarmış. Öyle ki, kasabalılar (bugünkü Kaliningrad kasabası) saatlerini onun yürüyüş saatine göre ayarlarmış.

Özetle; felsefelerini okurken sizi duvardan duvara vuran, şu kısacık hayatı adeta zehir eden filozofların sizi kahkahaya boğacak hikayelerini okumak isterseniz “Felsefenin Kısa Tarihi” sizin için hem keyifli hem de zihin açan bir okuma olabilir.

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Ağustos 2017 Yıl : 13
Sayı : 162