VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Hem yazdı hem yönetti hem oynadı ama hep söyledi
Gazetevatan Anasayfa
15.04.2013
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hem yazdı hem yönetti hem oynadı ama hep söyledi

Hem yazdı  hem yönetti hem oynadı ama hep söyledi

Kısa ömrüne romanlar, şiirler, besteler, icatlar, oyunlar sığdırdı Boris Vian. Genç doğdu, genç yaşadı, genç öldü. Genç ölen sadece bedeni de değildi. Çünkü onun asla uslanmaz, yorulmaz muzip bir dehası vardı. Ve o deha, dünya yayın tarihinin fenomen kitabına imza attı; “Mezarlarınıza Tüküreceğim”e. Sırf yayıncısına “Ben sana on günde bestseller yazarım” diye söz verdiği için...

BUKET AŞÇI

Ne diyordu “Günlerin Köpüğü”nün girişinde “Hayatta önemli olan iki şey vardır: Biri Duke Ellington’un müziği, diğeri tüm güzel kızlarla aşk yaşamak.” Boris Vian’ın yaşama tutkusunu, sevgisini ve asla yaşlanmayan gençliğini bir çırpıda anlatan bir cümledir. Çünkü daha okur okumaz aklınızı, Ellington’un, o muhteşem cazcının yaz gecelerine tatlı bir rüzgar gibi dokunan müziği ve neşesi doldurur ve o müzikte toplumsal, bireysel ve elbette bedensel özgürlükten de bahseden bir kuşağın gençleriyle selamlaşırsınız. Çünkü genç bir yazardı Boris Vian. Bundan kastım gencecik yaşta ölmesi değil ya da eserlerini genç yaşta vermesi de... O ve yazdıkları, çaldıkları, söyledikleri hiç yaşlanmadı. Ruhu ve hayat felsefesi gençti.
Belki de o sayede bizlere “gelmiş geçmiş en güzel aşk romanı” olarak tarif edilen “Günlerin Köpüğü”nü, diğer Vian romanlarına hiç ama hiç benzemeyen ve kendi içinde bir dünya olarak tarif edilen ve daha adıyla okuru avcunun içine alan “Pekin’de Sonbahar”ı bırakabildi. Tabii “Mezarlarınıza Tüküreceğim” gibi bir fenomeni de...

Aslında kendisi bir fenomendi. Hatta başlı başına yaşayan bir roman kahramanı ama matruşka bebekler gibi. Açtıkça içinden yeni bir tane çıkan ve işin tuhaf yanı her biri birbiriyle eş kimlikte olan.

Yazar, şair, müzisyen, şarkıcı, gazeteci, senarist, oyuncu, eleştirmen, çevirmen ve maden mühendisi... Boris Vian, ürün verdiği, yer aldığı tüm bu alanlarda iz bıraktı. Hem de 39 yıllık kısacık yaşamında.



Bir insan bu kadar kısa bir yaşama büyük ve çeşitli başarılar sığdırırsa ve Boris Vian gibi bir de dahi olursa elbette hakında efsaneler yürür de yürür... Nitekim Vian için de öyle oldu. Mesela, çoğu kişi onun beynindeki bir tümör nedeniyle öldüğünü sanır. Hatta 39 yıllık ömrünün önemli bir bölümünü de bunu bilerek yaşadığını. Bu yüzden besteler yaptığı, trompet çaldığı, romanlar, şiirler yazdığı, tiyatro yaptığı söylenir... Son olarak da “Mezarlarınıza Tüküreceğim” sinema uyarlamasının galasında kum saatinin dolduğu ve orada öldüğü...

Aslında gerçek başkadır. Evet o kesinlikle bir dahidir ve evet kesinlikle hastadır. Ama kalp hastası. Çocukken fark edilmiş ve tüberküloz vs. nedeniyle de hastalığı ilerlemiştir. Ama düşünüldüğü gibi bir kum saati ters çevrili değildir.

Onu asıl bir fenomene dönüştüren, hakkında türlü türlü efsanelerin türetilmesine neden olan ise “Mezarlarınıza Tüküreceğim” romanıdır. Çünkü Boris Vian, bu romanı kelimenin tam anlamıyla bir meydan okumaya yazmıştır. Yayıncı arkadaşı kendisinden çok satan bir Amerikan romanı bulup çevirmesini ister, paraya ihtiyacı vardır. O da özetle şöyle der; “Ne gerek var, ben sana yazarım.” Ve bunun üzerine “Mezarlarınıza Tüküreceğim”i kaleme alır, hem de gerçekçi olması için Amerikalı bir isimle; Vernon Sullivan.

Burada bir yorum yapmama izin verin. Boris Vian’ın, Vernon Sullivan takma ismiyle roman yazması bizdeki Kemal Tahir ya da Peyami Safa’nın sadece para kazanmak ve “edebi kimliklerine zarar gelmemesi” için mahlas kullanması ile ilişkilendirilecek gibi değildir. Çünkü Vian’ın “Mezarlarınıza Tüküreceğim”i yazması ve sonrasında yayıncı arkadaşı ile birlikte izlediği yöntemler onun “dehası”nın bir ürünüdür. Vian, bu şekilde Amerikan yayın sektörüne kafa tutar, dahası toplumsal ahlak anlayışına. Irkçılık ve şiddet üzerine öyle bir roman ortaya koyar ki, okuyanların adeta kanı çekilir. Vian, o zamana kadar ticari, edebi, ahlaki, eşitlikçi tüm tüyleri alır ve tersine tersine bir güzel tarar ve güçlü bir elektrik üretir!

İletişim Yayınları’ndan çıkan ve Noel Arnaud tarafından kaleme alınan “Boris Vian’ın Paralel Hayatları” isimli nefis biyografisi, “Mezarlarınıza Tüküreceğim” fenomeninin doğuşunu, Vian’ın o müthiş zekasını detayları ile anlatıyor. Ve bunu o kadar güzel yapıyor ki, bize de bu bölümü alıntılamak düşüyor sadece.

HENRY MILLER BİLE CESARET EDEMEDİ

“Kitabı ilk okuyanlardan olan Robert Kanters, 26 Kasım 1946’da ‘Spectateurs’de bunu birkaç satırla anlattı: ‘Anlatıcı, fiziksel hiçbir zenci özelliği taşımayan ve kendisini beyaz gibi gösterebilen bir melezdir. Beyazların kötü muamelesine maruz kalarak hayatını kaybeden erkek kardeşinin öcünü almanın peşindedir. Bunun yolu olarak da iki beyaz, güzel ve zengin kızla yatmayı seçecek ve onları öldürmeden önce de rengini açığa vuracaktır. Kitabın kahramanı, bunu şöyle ya da böyle gerçekleştirmesinin hemen ardından, sinema filmlerindeki gibi bir kovalamacadan sonra polis tarafından öldürülür. Sinir bozucu, canlı; alkol düşkünlüğü, erotizm ve sadizm sahneleriyle süslenmiş kısa bir öykü.’

Edepli biçimde sadece ‘Editör’ imzasıyla en ünlü Amerikalı yazarlara gönderilen ucuz reklamcılığın başyapıtı niteliğindeki şu tanıtım metni ve talep edilmemesine karşın buna sadece Henry Miller’ın destek vermesi, Fransa’daki günah çıkarmaya ve cezalandırılmaya pek meraklı olan hassas ruhlu insanların yüreğini kaldırdı: ‘Her yıl 20.000 Siyah kendisini Beyaz’laştırıyor. Yüzde yüz zenci değil bunlar elbette; tenlerinin belirgin bir biçimde açık renk olması nedeniyle Beyazlar arasında hiç dikkat çekmeden yaşamlarını sürdüren melezlerden söz ediyoruz. Vernon Sullivan bu siyahlardan biridir ve kahramanı Lee Anderson’ın dramının temelinde de bu ırksal yanılgı vardır. Bu genç yazarın ilk romanı olan ve hiçbir Amerikalı editörün yayımlamaya cesaret edemediği ‘Mezarlarınıza Tüküreceğim’, Caldwell, Faulkner ve Cain gibi büyük seleflerinin tarzının devamı niteliğinde, ABD’nin bazı bölgelerinde siyahlara uygulanan haksızlıkları benzeri görülmemiş bir şiddetle gözler önüne seriyor. Atlantik ötesi yazarlarınkinin tersine, kitabın kahramanları genç, yakışıklı ve Güney eyaletlerinin gençlerinin büyük çoğunluğu gibi yaşayan insanlar. Sinir hastalarının yabancısı olmayan alkol düşkünlüğü, aptallar, deliler, insanı iğdiş eden anneler ilk kez burada keşfedilmiyor. Amerikan ergenlerinin sert ve topyekûn bir erotizmin izlerini taşıyan bu hayat anlayışı, kuşkusuz, Miller’ın en cüretkâr sayfalarından bile daha büyük gürültü kopartacak. Şimdiye kadar böyle bir roman yazılmadı.’



Bu romanı yazma fikrinin Boris Vian’a nereden geldiği bellidir. Jean d’Haullin, çok satmayan kitapların yayıncısıydı. Buna karşılık cinsel çağrışımları olan ya da bunun güçlü izlerini taşıyan Amerikan edebiyatı, editörlere servet kazandırıyordu. Jean d’Hallluin de bir bestseller yayımlayıp mali durumunu düzeltmek istiyordu. Projesinden Boris’e de söz etti ve ondan piyasaya sürebileceği bir Amerikan romanı seçmesi için yardım rica etti. Boris şu cevabı verdi: ‘Bestseller mı? Bana on gün ver, sana bir tane yazayım.’ Bu iddialaşma nedeniyle, Boris ‘Mezarlarınıza Tüküreceğim’i yazmak zorunda kaldı. Hamle ancak halkın Amerikan yazarlarına olan iştahı gıdıklanırsa başarıya ulaşabilirdi. Dolayısıyla Boris de bir Amerikan romanı yazdı. Bu açıdan bakıldığında, yapıtı aslında bir ‘çeviri’den ibaretti ve Amerikalı romancı Vernon Sullivan’ı yarattı. Aslında Boris Vian’ın ‘Mezarlarınıza Tüküreceğim’i yazarken ikili bir amacı vardı. Jean d’Halluin’le ticari bir operasyona girişerek kendisi için de kârlı olabilecek bir iş yapmak istiyordu. Ayrıca birileriyle de dalga geçmek istiyordu Boris Vian; kendisine yönelik önyargılı eleştirilerle isteyen istediğini söylesin anlayışıyla dalga geçecek, karşısında oluşacak ittifaka karşı saatli, sonradan patlayacak bir bomba hazırlamış olacaktı. Ayrıca, sempatik ama kronolojiden bihaber kimi yorumcunun Boris Vian’ın ‘Mezarlarınıza Tüküreceğim’i kendi imzasıyla yayımlanmış başarısız romanlarının intikamını almak için kaleme aldığı tezi ise doğru değil: Doğru olmamasının da basit bir nedeni var; çünkü Ağustos 1946’da ‘Mezarlarınıza Tüküreceğim’i yazarken Boris’in kendi imzasını taşıyan yayımlanmış hiçbir romanı yoktu: “Vercoquin ve Plankton” Ocak 1947’de satışa çıkacaktı, ‘Günlerin Köpüğü’ ise o yılın Nisan ayında. Boris Vian çok sonra, hem de iki yıl sonra, hakkında açılan dava başladığında içi burkularak şu saptamayı yapacaktı: ‘Mezarlarınıza Tüküreceğim’ bütün satış rekorlarını alt üst ederken, imzasıyla çıkan romanlardan kimsenin haberi bile yoktu. Aslında başta, Vernon Sullivan romanı aldatmacasının kişisel intikam duygularıyla alakası yoktu. Boris’in bambaşka amaçları vardı: Tutkulu bir Amerikan edebiyatı, ama iyi Amerikan edebiyatı meraklısı olarak, tapon malların piyasayı istila etmesi ve reklam gücü sayesinde başyapıt muamelesi görmesi nedeniyle, halkın okuma zevkinin büyük bir hızla müptezelleştiğini görmüştü. Halkın değersiz şeylerden zevk almaya başladığını, böyle bir edebiyatın endüstriyel biçimde üretildiğini kanıtlamak ve bu saf ve sapık (estetik olarak elbette) zevkin acınacak bir şey olduğunu göstermek istiyordu; kafasında böyle şeyler vardı. Bu kanıtlama gösterisini önce Jean d’Haullin’e yapmış oldu. Ve bunun tek ve biricik tanığı da Jean d’Halluin’di.

YASAK VE BÜYÜK SATIŞ

(...) Rezalet... İşte tanım buydu. ‘Mezarlarınıza Tüküreceğim’ yüzünden bir rezalet yaşanacaktı gerçekten, ama o kadar ileri gitmeyelim ve işe bir efsaneyi yıkmakla başlayalım. Rezalet öyle hemen patlamayacaktı. Kuşkusuz Boris Vian ve Jean d’Halluin her şeyi kitabın ticari başarısını garantiye almak için yapmışlardı, ama ilk tepkiler o kadar umut verici değildi. ‘Franc-Tireur’ gazetesi 26 Kasım 1946’da bir sürü sayfasını bu kitaba ayırarak, henüz 8 Kasım’da çıkmış olan romandan epeyce geniş bir özet yayımladı. Ve tanıtımı, Jean d’Halluin’in başının altından çıktığı apaçık belli olan provokatif bir dille yaptı: ‘Halkı dehşete düşürebilecek korkunç sayfalar olduğu’ söyleniyordu. Ünlülerden pek ses çıkmadı. Tek tük ve kısa tepkiler geldi ve sonuçta hepsi sönük şeylerdi. Nihayet beklenen gün geldi çattı: 7 Şubat 1947’de, Jean d’Haulluin’e, dünyayı zehirleme hakkını sadece kendinde gören insanlardan biri olan mimar Daniel Parker yönetimindeki Toplumsal ve Ahlaki Eylem İttifakı’nın şikâyeti üzerine mahkemenin inceleme başlattığı haber verildi. Bu grup, Vernon Sullivan’ın romanının gençleri fuhuşa teşvik ettiğini iddia ediyor ve Fransız ailesinin korunmasını amaçlayan 29 Temmuz 1939 tarihli yasa gereği işlem yapılmasını istiyordu! O güne kadar pek fazla satmayan ‘Mezarlarınıza Tüküreceğim’, hemen ertesi gün binlik balyalarla sipariş edilmeye başladı. d’Halluin satışları katlamış, haklı çıkmıştı. Nisan 1947’de yeni bir reklam fırtınası koptu: Edmond Rouge adında bir ticari mümessil, sevgilisi Anne-Marie Masson’u Montparnasse Garı yakınlarındaki Depart Sokağı’ndaki bir otelde boğazlayıp cesedin yanına da Vernon Sullivan’ın romanını koymuştu; kahramanın metresini öldürmesini anlatan sayfayı da açık bırakarak. Gazeteciler zevkten uçuyor, koca koca manşetler patlıyordu: Öldüren roman! Boris Vian, ‘Fransız basınının en gözüpek temsilcileri’ne, ‘Point de Vue’ dergisinde cevap verdi. Öncelikle, bu akıl yürütmeye göre, zehirle cinayet işlemek isteyenlerin başucu kitabının ‘Engerek Düğümü’ olması gerektiğini, ahlakla ilgili meselelerde kilidi ‘Ahlaksızlık’ın açmasının bekleneceğini, tekerlekli patenle işlenen sayısız cinayetin kaynağının ‘Roller-Catch’te aranmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. ‘Point de Vue’nün sevimli yönetmeninin de beklentisine uygun biçimde, tartışmanın düzeyini epey yükseltti. Yazarın sorumluluğu ne olmalıydı?
(...) Boris Vian 22 Şubat 1947’den beri Daniel Parker’la kapışmaya hazırlanıyordu. Tam o günlerde, ‘Mezarlarınıza Tüküreceğim’in İngilizcesini de çıkarmaya karar verdi. Niyeti, metnin özgün Amerikan versiyonunu sunarak kandırmacayı kusursuz hale getirmek ve çevirmenin sıradan ve namuslu bir adam olduğunu ortaya koyacak şeklî bir kanıtla bu kandırmacanın üstünü örtüp adaletle böyle karşı karşıya gelmekti. Şöyle diyordu; ‘Ne olursa olsun kitabı benim yazmadığımı kanıtlamalıyız.’
Scorpion muhasebe kayıtlarına bakılmalı; işe yarar bir şeyler var mı. Sullivan’a yazalım, bize bir mektup göndersin.’

Ancak, 24 Kasım 1948’de Soruşturma Yargıcı Baures’ın ifadeye çağırdığı Boris Vian itirafa başladı. ‘Mezarlarınıza Tüküreceğim’i ve aynı şekilde kitabın İngilizce versiyonunu kendisinin yazdığını kabul etti. Bu, resmî bir itiraftı; çünkü ‘Tout-Paris’, yazarı da çevirmeni de çok daha önce teşhis etmişti. Dahası da vardı: Vian’lar Ağustos 1947’de müstakbel sanayi bakanının evinde tatildeydi, konuklardan biri dönemin polis istihbarat örgütü DST’nin müdürü Wybot’tu; birgün Wybot, Boris’e aniden şöyle dedi: ‘Tabii ki Vernon Sullivan’sınız siz!’ ve Boris, bu en tepedeki istihbarat örgütünün en tepedeki polisinin sorgu tekniğine yenik düştü: ‘Benim, evet.’ Vernon Sullivan’ın kimliği konusunda Boris’in ilk itirafı buydu. Tam o sırada Vian’ın Faubourg-Poissonniere’deki evi soyuluyordu!

Yazarın Diğer Yazıları

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163