VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Her darbe insana darbe
Gazetevatan Anasayfa
14.01.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Her darbe insana darbe

Her darbe insana darbe

Şili Ulusal Edebiyat Ödüllü yazar Antonio Skarmeta’nın kaleme aldığı “Gökkuşağı Günleri” romanı Türkçede. Roman, bir diktatörün Şili’ye düşürdüğü karanlığı ve bu karanlığın içinde çıkış yolu arayan gençliğin buhranlarını anlatıyor.

Antonio Skarmeta’nın “Gökkuşağı Günleri” ile ilgili çok şey söylenebilir ama benim kişisel tercihim yazınsal, teknik bir değerlendirmeden çok içerikle ilgili olacak. Çünkü kitabı okurken yüzlerce şey geçti aklımdan. Yüzlerce anı canlandı. Yüzlerce tanıdık olay gördüm. Yüzlerce tanıdık yüz. Yüzlerce kez şaşırdım o yüzden. “Gökkuşağı Günleri”nin Şili’si aynı zaman diliminde, aynı kronolojide ilerleyen ülkemizin hikâyesi gibi. Gibi değil de moda deyişle copy-paste sanki. Sadece olaylar değil, insanlar, onların düşünce sistematikleri, fiziksel durumları, aşkları, yaşadıkları mekanlar, gittikleri tatil yöreleri, aşkları, katıldıkları gösteriler, gördükleri eziyetler, izledikleri diziler, reklamlar, okudukları gazeteler o kadar benzer ki bir “Şililer de Türkmüş” teorisi de sizin yapasınız geliyor (!) Hani isimler Nico, Santos, Adrian, Paticia falan değil de Ahmet, Ali, Mehmet, Ayşe, şehirler Santiago, Valpaireso değil de İstanbul, Bodrum falan olsa “Gökkuşağı Günleri” coğrafyamızda yazılmış bir kitap sanki. Çünkü yaşananlar, travmalar, umutlar, orta sınıf ağırlıklı bir hayatın sıkıntıları, güneşli, samimi ve renkli bir ülkenin insanları olarak bizi birleştiriyor bu kitapta adeta.

Bir kez daha bizim ülkemizde Latin edebiyatının neden çok sevildiğini kolayca anlayabilirsiniz bu kitaptan. Aynı kubbe altındaki benzer niteliklerimiz dışında dertlerimizin, acılarımızın, mücadelelerimizin ortak olması en önemli nedenlerden sanırım. Siyasal ve toplumsal çalkalanmaların yoğun olduğu Latin Amerika’nın sembol ülkesi olan Şili ise bu tarif için en doğru ülkelerden. İki ülkenin de 70’lerden bu yana siyasal sürecinin, darbelerinin, sosyal yaşamın, medyanın, edebiyat, sanat ve coğrafyasının benzer olması Latin edebiyatının bizde çok sevilmesinin en önemli nedenlerinden diyebiliriz bu yüzden. Antonio Skarmeta’nın kitabı öncelikle bu özelliğinden, sonra da rahat, yalın ve abartısız bir dil kullanmasından dolayı çok kolay okunuyor. Kitabın çevirmeni Pınar Savaş’ın bu duru ve sakin anlatıma yaptığı hizmet de takdire şayan.

Günleri”nin kolay okunmasının nedenlerinden biri de hissedeceğiniz sinematografik etki. Bazen bir senaryo okurmuşçasına mekan, zaman ve olaylar üç boyutlu hale gelebiliyor romanda. Sadece bu romanı değil diğer yapıtlarında da sezilen bu sinematografik katmanlı kurgu sinemacılar tarafından çoktan keşfedilip Skarmeta’nın romanları filmleştirilmiş bile. Skarmeta’nın romanlarından senaryolaştırılan, çok bilinen ve kült mertebesine ulaşan filmlerden bazıları ise Il Postino (Yön: Michael Redford, 1994) El Baile De La Victoria (Yön: Fernando Trueba, 2009), No (yön: Pablo Larrain, 2012)’ dir. Bu filmlerden benim de favori oyuncularımdan muhteşem Gael Garcia Bernal’in başrolünde oynadığı No ise bahsi geçen romanımız “Gökkuşağı Günleri”nin bir uyarlamasıdır. Gelelim kitabın öyküsüne. Konunun merkezinde Şili’de gerçekleştirilen 1988 plebisiti (referandumu) var. Neredeyse 30 yıla yakın ülkeyi baskıyla yönetmiş, kendi kanunlarını, anayasasını çıkartmış, muhaliflere sertlikle göz açtırmamış faşist diktatör Pinochet tüm dünya kamuoyunun demokrasi baskısı ile bu plebisiti yapmaya karar verir. Sonuçta arkasında yüzde atmışlara varan bir destek olduğuna inanıyordur.

Halk ona göre anarşinin olmamasından, kapitalist dünyaya ait nimetlerden, televizyon dizilerinden vs. çok mutludur. Muhalifler ise ele geçirdikleri bu fırsatı iyi değerlendirmek adına ülkenin en parlak reklamcısıyla anlaşırlar. Çünkü Pinochet “Hayır” kampanyasını anlatmaları için televizyonda onlara sadece 15 dakikalık bir süre vermiştir. İşte size başlı başına roman olabilecek harika bir konu. Sanırım yazımın başlangıcındaki benzerlik meselesine niye girdiğimin ipucunu biraz olsun verebilmişimdir. Reklamcı Andrea Bettini bir yandan bu umutsuz oylamaya sıkıntılar içinde çalışırken diğer yandan kızının erkek arkadaşı ve babası dikta tarafından kaybedilmiş üniversiteli genç Nico’nun babasına ulaşma mücadelesi ekseninde ilerliyor öykü.

YABANCILAŞTIRMA EFEKTİ

Skarmeta’nın yalın anlatımının yanı sıra kitabın kasvetli öyküsünü adeta bir yabancılaştırma efekti gibi dağıtan mizahını da es geçmemek lazım. Latin yazarların birçoğunda görülen bu mizah Skarmeta’nın romanında da gayet dozunda seziliyor okurken. Benim dikkatimi çeken bir başka nokta da yazarın aslında çok işlenmiş, çok bilinen, kolay etki bırakacak bir tarihsel baskı dönemini hiç sağmadan, sloganlaştırmadan çok sakin anlatması oldu. Antonio Skarmeta faşist Pinochet diktatörlüğünün fırtınası altındaki Şili’yi provokatif veya ajitatif değil neredeyse romantik denebilecek derecede nesnel bir anlatımla kaleme almış. Böylece darbe döneminin birey üzerindeki psikolojik, fiziksel ve toplumsal yaralarını çok daha acıtıcı ve gerçekçi görünmesini olanaklı kılmış. Bu açıdan bakıldığında bile farklı lezzeti olan bir okuma ile karşı karşıya olduğumuzu peşinen söylemek isterim.

1973’de başlayan Pinochet dönemi ve o yılların Şili’si yedi yıl gecikmeyle bizim ülkemizdeki darbeye koşut olan benzer bir süreç aslında. O dönemin sadece siyasi değil toplumsal olarak yaşanılan değişimler, sanat, medya, toplumsal yaşam vs. tüm acıların ve sıkıntıların yanında tatlı bir retro duygusu da yaratıyor Gökkuşağı Günleri. Günümüzden o yıllara baktığımızda bir art-deco duygusuyla karışık ılık bir estetik özlem de duymuyor değiliz. En azından kendi adıma tüm zorluklarına rağmen henüz vahşi kapitalizmin, küreselleşmenin bozmadığı o zamanki saf dünyayı düşünmeden edemiyorum sık sık. Kötülüklerin bile şeffaf olduğu bir dönemden her şeyin sisli, gri, belirsiz, sinsi olduğu bir dönemde talan edilmiş bir dünyadan o günlere bakılınca özlemi daha da artıyor ister istemez insanın.

Kuru bir nostaljiden ziyade ne istediğini bilen, idealist, meraklı, üretken, doğayı, insanları, aşkı, eğlenceyi seven insanların dünyasını başka bir gezegenmişçesine hayal etmek bunun adı belki de. İşte Skarmeta’nın romanı tüm bunları hissettirdi ve düşündürdü bana. Kırmızı Kedi tarafından yayınlanan “Gökkuşağı Günleri” düzgün, seviyeli, dolambaçsız ve duru bir edebiyat arayanlar için bire bir. Bu soğuk günlerde bir fincan sıcak sahleple iyi gider. Benden söylemesi.

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Mayıs 2017 Yıl : 13
Sayı : 159