VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Hocası ‘Bu arkadaşınız önemli biri olacak’ demişti
Gazetevatan Anasayfa
15.07.2018
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hocası ‘Bu arkadaşınız önemli biri olacak’ demişti

Hocası ‘Bu arkadaşınız  önemli biri olacak’ demişti

Ağabeyimiz Okay Gönensin’in aramızdan ayrılışının 1’inci yılında yakın dostu Aytekin Hatipoğlu, Gönensin’le yaptıkları nehir söyleşiye son noktayı koydu, “Okay’ın Kitabı” adıyla yayımladı.




Gönensin’le uzun, kapsamlı bir söyleşi ve o söyleşinin kitabı, esasen 10 Kasım 2002’de aniden kaybettiğimiz sevgili arkadaşım gazeteci Necdet Saraç’ın projesiydi. 15 yıl öncesinden söz ediyorum. Söyleşinin içeriği bu kitabınkinden farklı olacaktı tabii. Necdet o projeyi çok önemli buluyor, gerçekleştirmeyi büyük bir heyecanla istiyordu. Okay Bey de ikna olmak üzereydi, kapsam konusunda tartışıyorlardı. Tabii ben de birçok özellikleriyle birbirlerine çok benzeyen, çok sevdiğim, bilgi ve becerilerine hayranlık duyduğum bu iki kişinin ortaya çıkaracağı eseri heyecanla bekliyordum.

Fakat olmadı. Olamadı. Necdet’in ömrü vefa etmedi. Onu kaybettik. Benim için Necdet’i kaybetmenin acısına, gerçekleştirmeyi heyecanla istediği projenin akim kalmasının hüznü de eklenmişti. O ağır hüzünle böyle bir işi becerebileceğimi düşünmem zordu. Fakat son on on beş sene içinde çok yorulmuş ve hızla yaşlanmıştık. İşin ucu sigarayı bırakma mecburiyetine kadar varmıştı. Ve görünüyordu ki hayatı bütün hüzün ve acılarını taşıyarak devam ettirmeye çalışmaktan başka yol da yok. Mart sonundan haziran başına kadar, ikimizin de kendimizi iyi hissettiğimiz günlerde Okay Bey’i ziyaret ettim. Defalarca konuşup, sorular sordum, cevaplarını aldım. Bazı konularda daha önce kendisiyle yapılmış söyleşileri, Vatan Gazetesi’nin pazar eklerinde ve Haftalık Dergisi’nde yayınlanmış yazılarını kullanmamı istedi. Peki dedim. Yazmaya başladım.” böyle anlatıyor Aytekin Hatipoğlu kitabın ortaya çıkış hikâyesini. 13 Temmuz 2017 günü aramızdan ayrılan değerli ağabeyimiz Okay Gönensin, onu tanıyan herkesin bildiği üzere büyük bir kitap aşığıydı. Her daim bilgiye aç, araştıran, soruşturan, çok okuyan, espiritüel, sevecen bir insandı. Geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda eden Gönensin’in yakın dostu Aytekin Hatipoğlu’yla başlayıp tamamlayamadıkları nehir söyleşi, yayımlamayı bir vefa borcu bilen Hatipoğlu tarafından kitaplaştırıldı.

Okay Gönensin’in 1950 yılında gözlerini hayata açtığı Sarıkamış’taki evde başlayan kitap, Gönensin’in çocukluğundan gençliğine, gazeteciliğe başlama hikâyesinden yargılandığı yıllara, Süleyman Demirel’li Turgut Özal’lı anılarına, 15 Temmuz Darbesi’nden Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’e kadar pek çok konu hakkındaki görüşlerini içeriyor. Sözü çok uzatmadan Aytekin Hatipoğlu’yla gerçekleştirdiği söyleşiye göz atalım.

İlk işim banka memurluğuydu

Cumhuriyet’te 17 yıl çalıştınız. İşe başladığınızdan altı yıl sonra gazetenin yazı işleri müdürü oldunuz. Her iyi gazete okuyanın başaracağı bir şey değil bu. Gazetecilik sizin için bir ‘sevda’ mıydı? Temel ilgi alanınız gazetecilik miydi yoksa siyaset miydi?
Siyasetti... Anlattım daha önce, iş bulamamıştım sonuçta. İş bulamayınca banka memurluğu... Merkez Bankası dil bilene çok yüksek maaş veriyordu. Sınava girdik hepimiz, hepimizi işe aldılar. Çalıştığımızdan değil, dil bilene yüksek maaş. Aynı zamanda bir yayıncılık girişiminde de bulundum fakat bir türlü olmuyordu, düzenleyemiyordum...

Demek ki okuyup yazma merakı içinde kendiliğinden bir yayın merakı da var.
Tabii, sonuçta bu işlerin içindeydim. Sonra da reklam ajansına, Manajans’a girdim; oradaki arkadaşlarım dolayısıyla. Manajas’tan sonra da Cumhuriyet. Yine aynı çerçevede, benzer bir alanda arayışlar yani. Yalnız, ne aradığıma dair çok net tarifler de yoktu.

Siyasetle gazetecilik birebir ilişkili. Siyaset yapmaya başlamak demek yayına başlamak demek aynı zamanda.
Gazetecilik, siyaset, ticaret. Siyasetin de ticaretin de olmazsa olmaz parçası gazetecilik olarak ortaya çıkıyor. Doğuşu, ortaya çıkışı itibarıyla da öyle.

Sabri Altınel’in öğrencisiydi
“Bazı öğretmenler vardır, hayatınızın şekillenmesinde keskin etkileri olur. Benim Sabri öğretmenim gibi [Sabri Altınel, şair]. (...) Derse ilk geldiğinde, “Bu ders kitapları çok sıkıcıdır ama onları okumak zorundasınız çünkü sınavlar o kitaplardan yapılır. Ben bir daha bu sıkıcı şeyleri anlatmayayım, siz okuyun. Bir de defter çıkarın, not alın” dedi. Sonra bir anda şiir okumaya başladı, o yaştaki çocukların hoşuna gidecek şiirler. Behçet Necatigil, Orhan Veli, zor olmayan çeviri şiirler, gerçeküstücülerin esprili şiirleri... Edebiyatı, bizleri hep derse katarak sevdirdi. (...) Birkaç arkadaş aramızda kararlaştırıp “Hocam, Nâzım Hikmet nasıl bir şairdir?” diye sormuştuk. (...) Sabri Hoca, “Bu konuyu kanuni olarak konuşamam, manen yasaklıdır” demişti. Ortada bir kanun filan yoktu Nâzım konuşamazsın diye ama eserleri Türkiye’de yasaklandığı için pek konuşulmazdı. Yasaklı oluşu da benim Nâzım Hikmet okumamda etkili olmuştu. Son dersteyiz, Sabri Hoca dedi ki “Son dersteyiz, haydi bakalım ne istiyorsanız sorun.” Çocuklardan biri, “Bizim hakkımızda ne düşünüyorsunuz?” diye sordu. (...) Konuşma bu minval üzerine devam ederken bir ara durup beni gösterdi: “Ben bir tek şey biliyorum, bu arkadaşınız önemli bir kişi olacak” dedi; “Büyük ihtimalle, edebiyatla ve yazıyla ilgili olacak.” Tabii bütün sınıfın morali bozuldu.”

Gönensin soyadını Atatürk vermiş

Dedem topraklarını gezmeye çıktığı zaman bir hafta sonra gelirmiş, öyle bir mal varlığı yani. Hafız olduğu için de Hafız Aziz olarak tanınıyor. Büyük amca dolayısıyla Gönensin soyunu almışız. Rivayet edilir ki bu soyadını ona Atatürk vermiş. Gönensin; hoş olsun demektir.

Hoşunuza gider mi bu rivayet?
Kemalizm’i desteklemesem de Atatürk’ü severim. Erzurum Kongresi’nin davet mektubu ile Sivas Kongresi kararlarının orijinal el yazısı bir nüshasını satın aldım. Mustafa Kemal’e olan sempatim ve aklına olan güvenim tamdır. Adam sıfırdan ülke yaratıyor, sıfırdan ulus yaratıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun en zayıf unsuruyla. Tarihi ağırlığı yok, Karamanlılar çok daha ağırlıklı. Hristiyan ama Türkçeyi asıl geliştiren azınlık. Türkler hiçbir zaman öyle bir azınlık olmamış. Mustafa Kemal’in kafasındaki de Balkan göçmenleri asıl. Balkan göçlerinden kuvvet alıyor. Aslında Balkanlardan gelen göç Türkleşmeyi sağlayan unsurlar.

Paylaş
YORUMLAR

Yeni sayı yeni heyecanBu ay kapağımıza Türk edebiyatının yaşayan en büyük yazarlarından Selim İleri'yi aldık. Selim İleri, edebiyatta 51 yılı geride bıraktı ve bu yıl karşımıza iki yeni romanla çıktı.

Devam