VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | İleri’den üç kadına üç oyun
Gazetevatan Anasayfa
14.09.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İleri’den üç kadına üç oyun

İleri’den üç kadına   üç oyun

Selim İleri Cumhuriyet tarihimizin üç güçlü kadınını başrollere oturttuğu “Ölü Bir Kelebek” yapıtında ilk kadın ressamımız Mihri Müşfik, Halide Edib Adıvar ve ilk kadın tiyatro oyuncumuz Cahide Sonku’yu ajite etmeden edebi ve dramatik bir tatla anlatıyor.



Selim İleri’nin kurgu edebiyatımızdaki tartışılmaz yerinin yanı sıra sinema ve tiyatro sanatındaki yerinin de çok önemli olduğunu anımsatarak başlamak istiyorum yazıma. Hatta televizyon bile... Oldukça mütevazı prodüksiyon ve dekorlar içersindeki konuklarını alarak yaptığı sohbet programlarına tekrar bir dönüp bakın lütfen. Hepsi cd’lere kaydedilip kütüphanenize yerleştirebileceğiniz değerde programlardır. Artık televizyonda zaten bitmiş olan düzeyli yapımların, edebiyatın, uyarlamaların ve belgesellerin yokluğunda ilaç gibi gelecektir, inanın.

Sadece sohbet değil, İstanbul’u bir edebiyatçı gözüyle dolaşıp, unuttuğumuz, bilmediğimiz, harcadığımız, yok saydığımız, özlemeye bile üşendiğimiz kaldırımların, evlerin, mahallelerin, dükkanların ve onları var eden insanların öykülerini ne de şahane bir dille anlatırdı programlarında üstat. Toplumsal gerilimin, çürümenin, kutuplaşmanın, cahilleşmenin, sevgisizliğin yükselmesinin nedenlerinden biri de artık yüz vermediğimiz bu hassasiyet, dil ve sanat değil mi? Ne kadar ihtiyacımız olduğuna bu hassasiyete ve ne zaman farkına varacağız sanatın insanı sağaltacağına?...

Bilmiyorum, ben ümitsiz değilim. Everest’ten çıkan Selim İleri’nin toplu oyunları “Ölü Bir Kelebek”i okurken sanata, edebiyata, tiyatroya umudum bir kez daha arttı. Tümü de Cumhuriyetin ilk yıllarına denk gelen, müthiş bir mücadele, kaos, yokluk ve sarsıntılı dönemde insan ve daha çok kadın olarak var olabilme mücadelesinin anlatıldığı oyunlar bende “durun, daha her şey bitmedi” duygusu yarattı.
Selim İleri’yi bilen herkes benim bu duyguma şaşıracaktır.

Çünkü Selim İleri tıpkı romanları, öyküleri, düzyazıları gibi tiyatro oyunlarında da çok da ümit vaat etmez. Hatta vaat etmeyi hor görür. Ama bence alt metnine gizlediği ideal bir dünyaya ulaşmanın yolu insanı sarsan bir hüzünden geçer onun yazınında. Muzipçe bir ironiyle ve müstehzi bir anlatımla tatlandırdığı Selim İleri dünyasını bu kez oyunlarında okuyoruz.

ROMAN LEZZETİNDE

Tiyatro metni iki türlü okunabilir. İlki sadece sahneye konmak ve sahnedeki algıyı öne çıkartmak adına dramaturjik tekniklere dayalı metinler, ikincisi ilk tanıma eklenen edebi anlamda da okunacak bir tür olarak okunması. İşte Selim İleri’nin oyunları her ikisini de kapsıyor diyebiliriz kolayca. Ama şahsen bir edebi metin olarak değerinin daha ötelerde olduğunu söyleyebilirim, doğal olarak. Bu metnin sahne değerini azaltmadığı gibi daha sağlam, derinlikli, şiirsel ve dramatik yapısını güçlendiriyor.

Meslek erbabı değilseniz tiyatro oyunu okumak genelde sıkıcı, yavan ve kuru gelebilir. Ancak “Ölü Bir Kelebek”te yer alan üç oyunu da hem bir roman lezzetinde, hem de gözünüzde kolayca canlandırabileceğiniz bir sahne teksti olarak bir çırpıda okuyuveriyorsunuz.

Açıkçası zaten bildiğim, izlediğim bu oyunları tekrar okurken ne çok şey geldi aklıma, ne kadar yoğun duygular, bilgiler ve aşina suretler. Bu bir kitap tanıtım yazısı olmasa zevkle sayfalarca anlatılabilecek, kurcalanabilecek, didik didik edilecek üç şahane oyun var elimizde. Ama naçizane yüzeysel olarak birkaç şey yazıp bitirmeliyim. Keşke Selim İleri’nin kitap yazılarındaki kısa ve öz vuruşlarını becerebilsem(!)

“... Aktör dediğin şaşaalı yaşayacak. Fakir aktör sahnede fakir kalır...”

Kitabın ilk oyunu “Cahide / Ölüm ve Elmas”. Cumhuriyet tarihinin ilk kadın tiyatro oyuncusu Cahide Sonku’yu anlatıyor bu oyunda yazar. Sonku’nun bir efsaneye dönmüş çalkantılı yaşamına bir de kendi tarafından bakıp yorumluyor. Karakterini o kadar sağlam ve net kurmuş ki dramatik bir yavanlık, teatrallik ve kesin bir yargı sezilmiyor karakterde. İkircikli, tehlikeli, sevilen ama sevildiği anda uzaklaşılan adeta ateş topu bir karakteri yani Cahide’yi nefis işlemiş yazar.

Tıpkı “Mihri Müşfik; Ölü Bir Kelebek” oyununda olduğu gibi burada da bir yazar karakteri var. Oyundaki karakterler izleyiciden çok o yazar karakteriyle bağ kuruyor, adeta çıplak kalıyorlar. Cahide’nin gencecik bir kızken İstanbul’a gelip adeta bir gayya kuyusu gibi olan sahne dünyasına girmesi, yükselmesi, kıskanılması, her daim var olan kulislerin onun üzerinde de ağır bir şekilde dönmesi, aşkları, ihanetleri, zenginliği, parasızlığı ve nihayet alkoliklik ve düşüşünü son derece akıcı, insanın içine işleyen, yazarın adıyla müsemma selimilerivari bir hüzün sisinin içinde aktarmış yazar.İki saatlik bir oyuna metin yazıp kocaman bir yaşamı sığdırmak mümkün müdür? Elbette onu yazan Selim İleri ise mümkündür.

“CEMİL ŞEVKET- Çehreniz için, ‘bu bir ıstırap haritasıdır’ diyebilir miyiz?
CAHİDE- Hayır efendim. Çehremdeki çizgiler bir nefret haritasıdır.”

Tıpkı Cahide’de olduğu gibi “Allahaısmarladık Cumhuriyet” oyununda da başrolde bir Cumhuriyet kadını var: Halide Edip. Belki de üç oyundaki yaşamış karakterlerin en bilineni, hakkında en fazla dokümana sahip olduğumuz tarihi karakter. Tıpkı Cahide gibi o da bir anarşist. Saltanatın son günlerindeki hürriyet çıkışları, Sultanahmet konuşması, kendisi gibi muhalif bir karakter olan kocası tabip Adnan Adıvar’ın vatana ihanetten mahkum edilmesi, Halide’nin Mustafa Kemal’le görüşmeleri ve daha da ötesinde köklü ve kültürlü bir aileden gelen bu kızın erkeklere ait bir dünyada hem de en sertinde, siyasette ve edebiyatta ön saflara geçme gayreti… İşte bütün bu başlıkları oyunda yine akıcı, kışkırtıcı bir konuyu ajite etmeden, biçimci, slogancı, kaba bir hale getirmeden, edebi ve dramatik bir tatla sunuyor bize yazar.

“HALİDE- ... Büyük facialar aşkları daha çok alevlendirir; ıstıraptan aydınlığa giden yolda herkes birbirine aşık olur...”

Allahaısmarladık Cumhuriyet aslında sadece Halide Edip’i değil, Mustafa Kemal’in eşi Latife ve ilk Türk kadın oyuncusu Afife Jale’yi de anlatıyor. Hayali bir mekanmış gibi görünen eski bir İstanbul evinde (Halide’nin evinde) bu karakterler çarpışıyorlar. Bireysel kavgaları, aşkları, var oluş sorunsallarının ışığında sancılı bir dönemi son derece çıplak, o özlediğimiz resmi tarihin dışında, insani bir bakış açısı ile irdeliyor yazar. İtiraf etmeliyim korkunç bedeller ödenerek kurulmuş bir cumhuriyetin kadınlarının, insanlarının mücadelesine hayran olurken oyunun finalindeki Halide’nin “Allahaısmarladık Cumhuriyet”. Seni biz ıstıraplarımızla kurduk... Sakın unutma.” repliğinde gözlerimin dolmasına mani olamadım.

EN UÇARILARI MİHRİ MÜŞFİK

Ve kitabın son oyunu, Türkiye’nin yine ilk kadın ressamı sayılan Mihri Müşfik; “Ölü Bir Kelebek”. Açıkçası benim izlerken de bir kez daha okurken de birazcık ayrıcalık tanıdığım ve Selim İleri oyunları içinde ayrı bir yere koyduğum bir oyun “Ölü Bir Kelebek”. Mihri Müşfik, Selim İleri’nin oyunlarına konuşlandırdığı tarihi kadın karakterlerle benzeşen türde bir anarşist.

Ama belki de en derinlikli, en uçarı, en zalim, en acı çeken ama en yırtıcı karakterlerinden biri. Aslında gerçekten de ustaca bir benzetmeyle siyah bir kelebek kadar narin ve kötü olabilen Mihri’nin tuhaf, şahane, sinematografik yaşamını yazar yine kendine özgü tarzıyla mükemmel irdeleyip nakış gibi işlemiş. Saltanat yıllarında doğup büyümüş ve sonrasında Cumhuriyet’i yaşamış olan Mihri’nin yaşamı adeta bu ülkenin yaşadıkları, hayal kırıklıkları, yoklukları, zaferleri, ihanetleri, unutuluşları ile paralel akıp gidiyor oyunda. Aslında diğer oyunları gibi burada da hemen hemen aynı kronoloji içinde aslında kadınlar üzerinden ülkenin sisler içinde bir tarihini anlatıyor Selim İleri. O sisi karakterlerinin ve dilinin, duygusunun, hüznünün ışığıyla dağıtıyor.

Keşke bu oyunlar tekrar tekrar oynansa, televizyon dizisi olsa (çünkü toplum artık sadece televizyon izliyor (!)) film olsa diye geçti içimden. Böylesi duyarlı ve derin metinleri ıskalamaması gerekiyor yapımcıların. Umarım öncelikle sahnelerde bu metinlerin tekrar canlandığını görebiliriz. “Toplu Oyunlar- Ölü Bir Kelebek” Selim İleri külliyatının en kıymetli parçalarından biri. Onun dünyasına bir de tiyatro sahnesinden bakmayı deneyin. İnanın çok şey kazanacaksınız. İyi okumalar, iyi seyirler...

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayı : 163