VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | İlk öykü ve 80’inci kitap
Gazetevatan Anasayfa
14.03.2016
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İlk öykü ve 80’inci kitap

İlk öykü ve 80’inci kitap

Çocuklar da okurdur. Hatta yetişkinlerden daha iyi ve sadık okurlardır. Yeter ki, onlara yönelik kitaplara ulaşabilsinler. Neyse ki son yıllarda çocuk edebiyatı ve yayıncılığının değeri fark edildi de çocuklar anne-babalarının “küçültülmüş“ kitaplarından kurtuldular.



Ama Türkiye’de bir isim var ki, memlekette “çocuk edebiyatı“nın ç‘si bile yokken çocuklar için yazdı. Onlara ulaşmak için okul okul dolaştı, imzalar yaptı ve hep çok sevildi. (Yanlış hesaplamıyorsam) üç kuşak onun kitaplarıyla büyüdü ve büyüyecek. Çünkü 80 yaşındaki Gülten Dayıoğlu, akıp giden zamanın bıraktığı yorgunluklara inat “genç bir yazar” gibi heyecanla yazmayı sürdürüyor. Hatta 80’inci yaşını 80’inci kitabıyla kutluyor: “Yoksa Sen misin?”

Sanırım onun yazarlığını bu denli dinç kılan okuma ve yazma açlığı ile büyüyen bir kuşaktan geliyor olmasından kaynaklanıyor. Çünkü öyle bir dönemde büyüdü ki bu kuşak, okuyacak kitap bulmaları sanki mucizeydi. Şöyle anlatmıştı yazma tutkusunu VatanKitap’ın 10’uncu yılı için yazdığı yazısında:

“Kompartıman dolu ama yolcuların hemen hepsi kadın ve çocuk. Sadece bir erkek yolcu var. Abla dediğim elli yaşlarında alabildiğine tutucu bir akraba. Yüzünü gözleri ve burnu görünecek şekilde kapatıp duruyor. Üstelik adama olabildiğince sırtını dönüyor. Oysa adam bize dönüp bakmıyor bile. Elindeki gazeteye gömülmüş. Ben adamın yanında oturuyorum. Gazetedeki resimler ve başlıklar, baştan çıkarıcı. İkide bir gözlerim oraya kayıyor. O yıl ilkokulu bitirmişim. Ben boynumu uzatıp hırsızlama gazete okumaya çalışırken, birden abla, baldırıma bir çimdik attı. Acıyla irkildim. Kulağıma eğilerek: ‘Sen ne arsız kızsın böyle! Adamın ağzının içine giriyorsun. Ayıp değil mi?’ diye homurdandı. Hiç sesimi çıkarmadım. Adam gazeteyi bitirdi. Tam cebine koyuyordu ki, ‘Amca, dedim, gazeteyi okuyabilir miyim?’ Adam gazeteyi bana uzatırken, abla böğrümü öyle bir dirsekledi ki! Adeta bir an soluğum kesildi. Yine ses çıkarmadım. Gazeteyi okumaya giriştim. Adam bu olup bitenleri görüyor, işitiyor. Bir ara: ‘Kızım sen bu gazete okuma merakını nasıl edindin? Yaşın daha pek küçük’ dedi.
Ben hemen makineli tüfek gibi konuşmaya başladım… Öğretmenimin, daha üçüncü sınıftayken, yazarlık yeteneğimi keşfetmesinden, ‘Sen ileride yazar olacaksın’ demesinden, beni kütüphaneye götürüp kitap okumamı sağlamasından tutup, görmeyen enişteye gazete roman okuma serüvenlerime kadar her şeyi anlattım. Adama ‘Ben büyüyünce yazar olacağım. Şimdiden öyküler yazmaya başladım bile’ deyince, adam: ‘Ben Afyon’da gazeteciyim. Öykülerinden birini gönderirsen, belki gazetemizde yayınlarız’ demesin mi? Hemen gazetenin kenarına adresi yazdı. ‘Gazete sende kalsın. Hikâyeyi daktilo ile yazman gerek. İki sayfayı geçmesin emi!’ dedi. Birkaç gün sonra öykülerimden birini alıp arzuhalciye götürdüm. Öyküyü ben okudum, o daktilo ile yazdı. İki lira istedi. Sevinerek verdim. Öyküm, 1950 yılı Mayıs ayında, Afyon İkaz Matbaası‘nda basılan Kudret gazetesinde yayınlandı.”


Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163