VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | İyi Yolculuklar Kuzen*
Gazetevatan Anasayfa
14.08.2014
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İyi Yolculuklar Kuzen*

İyi Yolculuklar Kuzen*

2000 yılında Türkçeye çevrilerek ülkemizde yayınlanan Kostas Mourselas’ın “Kızıla Boyalı Saçlar” adlı eseri Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yeniden okurlarla buluşturuluyor.




Yazarının “insan özgürlüğüne yazılmış bir övgüdür” diye tanımladığı kitap hiçbir sayfasında, hiçbir satırında bu sözün hakkını vermekte cimri davranmazken, sisteme, dönemlere, olgulara ve kişilere meydan okuyan Mourselas giriştiği iç hesaplaşmanın içerisine okuru da çekmeyi ustalıkla başarıyor.

Luis adlı bir anti kahramanın etrafında dönen olaylar bizlere Yunanistan’ın resmi olmayan tarihinde bazen yumruklarımızı sıkarak, bazen kahkaha atarak, bazen de nefes nefese kalarak küçük bir gezinti fırsatı tanıyor.

Bu gezinti sayesinde “Nazi İşgali” ardından yaşananları, iç savaşı, işbirlikçileri, her devrin adamlarını, uzo’yu, melekleri, muhbir vatandaşları, varoşları, fişlenmeleri, tavernaları, temiz kâğıtlarını, sisteme küfür ederken sistemin ta içine ne zaman çekildiklerini fark etmeyenleri öğrenip, tanırken “fonda çalan şarkılar ne kadar da tanıdık...” demekten alıkoyamıyoruz çoğu zaman kendimizi.

Luis ve arkadaşları.
Peki kim bu Luis?
Luis;
Bazılarının nefret edeceği, aynı kentte oturmak bile istemeyeceği, bazılarının çok seveceği, “arkadaşım olsaydı be” diyeceği, bazılarının da “o” olmak isteyeceği kişidir.

Sırf küçük bir ispiyon yüzünden bir kadını nikâh masasında bırakabilecek, bir beladan kurtulmak için ifşa ettiği gerçekle cinayete sebep olabilecek biridir.

Meteliğe kurşun atarken hayatını kurtaracak (!) olan “drahoma”ya defalarca sırtını çevirebilecek, arkadaşı için cebindeki son kuruşa kadar harcayıp evine yürüyerek dönebilecek olandır.
Seni tüm korkaklıklarınla yüzleştirebilecek, her kaçtığında bunu yüzüne vurabilecek, bir anda yıllarca ortadan kaybolabilecek gölgedir.
Annelerin kesinlikle nefret edeceği, babaların büyük olasılıkla seveceği bir serüvencidir.
Her şeyi ardında bırakıp bir sirk cambazının peşinden giderken gözünü bir an bile kırpmayandır.
Zorba’nın “Bre! Bir kadın yatağına çağırsın da sen gitmeyesin... Ruhun mahvoldu demektir! Bu kadın, Allah’ın büyük mahkemesinde içini çekecektir ve kadının bu iç çekişi, kim olursan ol, ne kadar iyilik yapmış olsan da seni Cehenneme attırır!” (**) sözünü şiar edinmiş hemşerisidir.

Koltuklarımıza, kravatlarımıza, unvanlarımıza, zamana, korkularımıza tonlarca ağırlıktaki zincirlerle bağlı olan bizlerin çekip gidebilen yarısıdır, hiçbir zaman tamamlanmayacak olan.
Kavafis’in şiirleriyle tanışıp kendi İthaka’sına sayısız sefere çıkandır.
Dile ki uzun sürsün yolun.
Nice yaz sabahları olsun,
Eşsiz bir sevinç ve mutluluk içinde
Önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin!
Durup Fenike’nin çarşılarında
Eşi benzeri olmayan mallar al,
Sedefle mercan, abanozla kehribar,
Ve her türlü baş döndürücü kokular;
Bu baş döndürücü kokulardan al alabildiğin kadar;
Nice Mısır şehirlerine uğra,
Ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerinden.
Hiç aklından çıkarma İthaka’yı.
Oraya varmak senin başlıca yazgın.
Ama yolculuğu tez bitirmeye kalkma sakın.
Varsın yıllarca sürsün, daha iyi;
Sonunda kocamış biri olarak demir at adana,
Yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin,
İthaka’nın sana zenginlik vermesini ummadan.
Sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka.
O olmasa, yola hiç çıkmayacaktın.
Ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka (***)
Luis bunlardan hiçbiridir yahut hepsidir ama birkaçı değil.

İşte bu yüzden ondan ya nefret edersin ya da çok seversin, asla biraz değil...
“Kızıla Boyalı Saçlar” kitabı da tıpkı Luis gibi. Ya ilk başta pes eder bırakırsın elinden, ya sonunda nefret edersin, ya da bitirdiğinde çok sever, zihnindeki güzel bir yere buyur edersin uzun süre hatırlanmak üzere. Bu yüzden “eh işte” denilebilecek bir kitap değil.

Kendisinden nefret ettirebilme ihtimali bile az şey mi? Ben etmedim aksine bir kez daha bayıldım, yine de bu ihtimalin varlığı bile hoşuma gidiyor açıkçası.

Yeni basımından dolayı yazacağım yazı için kitabı yıllar sonra tekrar okuduğumda aklıma ilk gelen, kitabın çevirmeni Kosta Sarıoğlu oldu. “Kızıla Boyalı Saçlar”ın ülkemizde bu denli sevilmesinde Sarıoğlu’nun, yazarın kuvvetli dilini okura aktarmasındaki ustalığının payı yadsınamaz. Başarılı bir çevirinin bir kitaba neler kattığı bu kitabı okuyanlar tarafından daha da iyi anlaşılacaktır.

(*) Kitabın kahramanı Luis’in sevdiği kişilere hitap şekli.
(**) Nikos Kazancakis / Zorba
(***) Konstantinos Kavafis / İthaka (Çev. Cevat Çapan)


Kızıla Boyalı SaçlarKızıla Boyalı Saçlar

Kostas Mourselas

Detay için tıklayın


Kitaptan...

Sana o kadar şey anlatmama rağmen, hâlâ bunları neden anlattığımı, hatta sana mı yoksa kendime mi anlattığımı bile bilmiyorum. Gerçekten de o kadar saattir kiminle konuştuğumu bilmiyorum.
Belki de sana bütün yaşadıklarımı, üstelik böyle karma karışık, düzensiz bir şekilde anlatmanın tek nedeni, bütün bunların benim için bir başka ağırlık, bir başka anlam kazanmalarını sağlamak ve senin de uzaktan, daha fazla anlayışla, daha az duyguyla, sanki ne sen (sen zaten değilsin) ne de ben (içinde olmama rağmen) olayların içinde değilmişiz gibi bizleri değerlendirmen içindir.
Artık istesem de istemesem de beni sen değerlendireceksin. Bunu diliyorum, çünkü artık yalanlar sona erdi, yalanlarla birlikte koskoca bir dönem de sona erdi, gerçi ben hiçbir şeyin bitmediğine, hiçbir şeyin de başlamadığına inanıyorum. Bitiyormuş gibi görünür, başlıyormuş gibi görünür. Aslında her şey tekrar yoluna girer, hem içimiz, hem etrafımız, hem insanlar, hem olaylar her şey bir gün dengelenir. Dengelenip dinginleşir. Tıpkı deniz gibi. Bu yüzden Luis de denizi severdi. Hacikiryakio’da, Barba Lambros’un meyhanesinde birlikte uzo içip yukarıdan, açıklarda hareket eden denizi seyrederken, Luis her seferinde, “Kuzen, denizi hiç hareketsiz göremezsin. Ama denizi dingin görebilirsin!” derdi.



Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Mayıs 2017 Yıl : 13
Sayı : 159